Ana sayfa Game Of Thrones Bir Kumandan Olarak Robb Stark: İnceleme

Bir Kumandan Olarak Robb Stark: İnceleme

PAYLAŞ

Giriş

”Muharebeler,” dedi Robb ağaçların arasında ona yol gösterirken. ”Her muharebeyi kazandım ama savaşı kaybediyorum.”

Yazının en başında hatırlatacağım iki cümle var. Robb, Beş Kral’ın Savaşı’nda en iyi taktisyendi. Ve Robb, Beş Kral’ın Savaşı’ndaki en kötü stratejistti.

Bu iki cümle birbiriyle çelişiyor diyebilirsiniz, ama ben bu yazıda bu görüşü savunmayı deneyeceğim.

Askeriyede taktik ve strateji nedir?

Taktik: ”Taktik, sözleşme ve çatışmaları kazanmanın sanatı ve bilimidir.”  -Carl von Clausewitz (Prusyalı General)

Strateji: ”Strateji, savaşı ve en iyi savaş sonuçlarını kazanma işidir.” -Deniz Piyade Teşkilatı Yayını (MCDP 1-3)

Arkaplan

Bu kısmı kısa tutacağım. Bunun nedeni de neredeyse herkesin Taht Oyunları’nda olup bitenden az çok haberdar olması. Robb Stark Kuzey’in Kralı olmadan önce babasını kurtarmak için yola çıkmıştı. Kral Joffrey Baratheon, babasını tutsak olarak almıştı ve bunun üzerine Robb, sancaktarlarını çağırıp ordusuyla birlikte güneye doğru harekete başlamıştı. Bu yolda iki tane önemli ve etkili danışman ile karşılaştı. Moat Cailin’de annesi Catelyn Stark, ve Sör Brynden Tully ”Karabalık”. Bu sırada Lannister güçleri ikiye ayrılmıştı. Bu güçlerden birini Jaime Lannister yönetiyordu. Jaime’nin ordusu Lord Clement Piper ve Lord Vance’i Altın Diş’te yenilgiye uğrattı. Ardından da aynı şekilde Nehirova’nın surları ardında Edmure Tully’i. Lord Tywin Lannister’in elinde olan diğer ordu ise kuzey ordusunu Yeşil Çatal’a kadar kovaladı.

Geriye kalanlar

Başlarken şunu söyleyeceğim, Robb Stark çok ama çok şanslıydı. Ama bu şans dikkatli planlama ve sorumlulukların sonucu olarak geldi. Robb, ordusunu piyade ve süvariler olarak ikiye ayırdı. Piyadelerini Tywin ile çarpışmak üzere Yeşil Çatal’a, süvarilerini ise Nehirova’yı güvence altına almak için Nehirova’ya yolladı. Burada bir kurnazlık var. Robb’un düşüncesi, Tywin’e tüm gücüyle saldırıyormuş gibi yaparak daha mobilize kuvvetlerini Nehir Toprakları ve Fısıltılı Orman’a sokmaktı.

Fakat büyük ihtimalle, piyadelerini Tywin’in üzerine yollamasının altında daha da kurnaz bir düşünce vardı. Yavaş, ağır piyade birlikleri güzel bir arazide düşman kuvvetlerini bloke edebilir, durdurabilir. Sadece piyade birliklerini tabii ki Tywin yenebilir. Ancak işinin ehli bir kumandanın eli altında bu piyade birlikleri, Tywin’e çok büyük zorluklar çıkartıp uzun süre dayanabilir. Tywin bu kurnazlığı anlayıp ordularını birleştirmeye çalışsa bile. Tywin Lannister’ın iki ordusunu birleştirmekten alıkoyan şey büyük piyade birliklerini bu uğurda feda etmek olsa gerek. Robb şanslıydı çünkü Tywin onun taktiğini anlamadı. Plan risk getirdi, fakat doğru planlanmış eylemler bu riski olabildiğince azalttı.

 

Muharebe hazırlığı: Fısıltılı Orman

Savaşın haritası.

“Stark’ın oğlu (Robb) onlarla birlikte değildi lordum. Atlı ordusunun büyük bir bölümüyle İkizler’den ayrıldığını ve süratle Nehirova’ya gittiğini haber aldık.”
Yeşil bir çocuk, dediğini hatırladı Tyrion. Akıllıdan ziyade cesur. Kahkahalarla gülerdi ama kolu çok acıyordu. -Taht Oyunları 62. POV

Roose Bolton ve 16.000 adamı Yeşil Çatal’da Tywin ile çarpışırken, Robb ve onun atlıları Nehir Toprakları’nı kat etti ve Sör Marq Piper ve babasının birliklerinden geri kalanlarla buluştu. Bu ilerlemenin görülmesini engellemek için Sör Brynden Tully ve Theon Greyjoy’u gözcü birlikleriyle ileriye yolladı. Bu gözcü ekibinin iki hedefi vardı: İlki Jaime Lannister’in pozisyonunu ve tam saldırılabilecek anını öğrenmek, ikincisi, Jaime Lannister’ı uyarabilecek kuzgun ve gözcü ekiplerini öldürmek. Karabalık’ın stratejisi burada işe yaradı ve Jaime Lannister üzerine neyin geldiğinin farkında bile olmadı.

Robb, birkaç yüz atlısını Tully sancaklarıyla birlikte Jaime’nin üzerine yolladı ve Jaime bu yemi yutup kendi atlı birliğiyle bu küçük birliğe saldırdı. Jaime saldırdığında, Robb, elinde kalan birkaç bin atlısıyla Jaime’nin üzerine atladı. Bazı önemli kayıpların yanı sıra Robb bu savaşta Jaime Lannister’i esir aldı.

Sürpriz, hareketlilik: Kamplar Savaşı

Kamplar Savaşı haritası.

”Baraj kırıldığında, sular çağlayarak karşı konulmaz bir hızla akar. Şimdi orduyu bu suya benzetin. Düşman hazırlıksız olduğunda bunu avantaj olarak kullanın, onun beklemediği anda saldırın, onun gücünü önleyin ve boşluğuna saldırın. Su gibi.” -Sun Tzu

Kazanmanın tohumlarını ekerken yenilmek

”Roose’un duyguları yok, görüyorsun…” Ejderhalarla Dans, POV 37

Üç kampın ikisinin yok olduğunu gören doğu kampının kumandan Sör Forley Prester de hızlıca geri çekildi. Kamplar Savaşı’nın sonucu Robb Stark’ın ezici zaferiydi. Yeşil Çatal’da verilen kayıplara rağmen, Robb Stark sayısal olarak orduları Tywin’inkiler ile eşitlemeyi başarmıştı.

Böyle bir zaferin ortasında bile biz Robb Stark’ın stratejik eksikliklerine bakacağız. Robb, oyalayıcı/dikkat dağıtıcı birliklerin başına Roose Bolton’u yerleştirdi. Savaş için bakarsak anlamlı bir hamle. Roose, soğuk ve kurnaz bir adam. ”Büyük savaş”ı kazanmak için askerlerini feda edebilecek bir lider. Hatta acımasız, daha kötüsü güvenilmez bir adam.

”Bu adam beni ürkütüyor.” -Robb Stark, Taht Oyunları POV 55

Savaşın sonucunda büyük bir zafer alınmıştı. Robb Stark eğer Roose’u Nehirova’ya çağırıp askerler ve ordu hakkında şüphelerini paylaşsaydı bu akıllıca olurdu; fakat bunun yerine Robb, onun ordunun büyük bir kısmını yönetmeye devam etmesine izin verdi. Daha da kötüsü; Robb ona bir görev verip ona stratejik bir yol da göstermedi, yani kısacası başıboş bıraktı.

Diğer anlamlarıyla politika

”Baba, askerler nasıl olur da dünyanın problemlerini çözmek için birbirlerini öldürür?” -Calvin ve Hobbes: Pazar Sayfaları

Buraya kadar olan kısımda Freyler ile, kuzeyli lordlar veya Nehir lordları ile olan ilişkilere girmedim. İlk hedefim askeri taktiklere ve stratejilere odaklanmaktı. Ancak bu hanelerin arasındaki ilişki askeri kısma sıçrarsa yapabildiğim analizi yapacağım.

Robb’un Lannisterlar ile savaşında nihai durum neydi buraya kadar? Robb’un Cleos Frey’i anlaşma için Kral’ın Şehrine göndermesiyle bu konuda hakkında fikrimiz oluşuyor. Sözleşme şartları da şöyle:

”Kral Joffrey ve Kraliçe, kuzey üzerindeki hüküm ve haklarından feragat edecek. Bugünden itibaren, diyarın bir parçası değil, bağımsız bir krallığız, eskiden olduğu gibi. Hükmümüz, Boğaz’dan bütün Stark hakimiyeti altındaki kuzeye, Nehir ve Üç Dişli Mızrak’ın kapladığı alandan batıda Altın Diş’e, doğuda Ay Dağları’na kadar olacak.”

Aslında, Robb’un nihai isteği Westeros’un yarısını kontrol etmekti. Bu sıralarda Catelyn bir gözlem yapıyor Robb hakkında:

”Sakallı veya sakalsız, Robb daha 15 yaşında bir genç. Ve en az Rickard Karstark kadar intikam istiyor.”

Savaşın sonunda intikam aslında o kadar açık bir hedef değildi. Her durumda, Robb, onur ve stratejik müttefikleriyle güçlenip ilk önce Nehirova’yı geçmek istedi. Freyler ile olan evlilik sözleşmesi ise  Nehirova’ya geçiş ve asker sayısını etkileyen önemli bir anlaşmaydı. Dahası, Robb’un Nehirova’yı kurtarmasıyla Nehirova’nın askerleri ve şövalyeleri onun emrine girdi. Bu durumda, Robb’un savunması gereken arazileri çok büyük ölçüde arttırdı.
Robb’un bu savaşı kazanmak için daha fazla müttefiğe ihtiyacı olduğunu anlamak zor olmasa gerek.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
62