Ana sayfa Çizgi Roman Çizgi Roman Tarihi

Çizgi Roman Tarihi

Çizgi roman, hmmm, Günümüzde kimi insanlar tarafından saplantılı oalrak yüzlerce ciltlik koleksiyoun haline gelse de kimileri için bu durum sadece çocuk dergisi olarak kalmakta. Kimileri için ise tutkulu filmler için esin...

PAYLAŞ

Çizgi roman, günümüzde kimi insanlar tarafından saplantılı olarak yüzlerce ciltlik koleksiyon haline gelse de kimileri için bu durum sadece çocuk dergisi olarak kalmakta. Kimileri için ise tutkulu filmler için esin kaynağı.

Ortaya çıktığı gazete üst bantlarından Richard Fenton Outcalt’in “The Yellow Kid(Sarı Çocuk)” adlı yapıtı ilerleyerek Amerikan ekolü, İtalyan ekolü, ve Fransa Belçika ekolü olarak belirli bir yer edindi.

Temel olarak Richard Fenton Outcalt’ın sarı çocuğu Amerika olarak ilk olarak kabul etse de Avrupa’da bunun reddedilişini görebiliyoruz. Avrupa’ya göre ilk seri William Hogarth’ın ”Bir sokak kadını fahişesinin hikayeleri” olarak çıkıyor. Şunu da belirtmek gerekir ki evet tarihsel olarak Hogarth biraz daha önce.

Temel olarak eve gazete girer ve çocuk bunu okur mu? O zaman insanlar eve giren gazetenin de çocuğun okuma alanına girsin diye dikkatini çeksin diye özellikle haftasonlarına kondu ve tuttu. Gazeteler bu tür yapıları desteklemektense ticari yönünü düşünüyordu ve fazladan para kazanıyorlardı.

Türkiye’de Çizgi Roman

Türkiye’de ise bunun uğraşını Sedat Simavi vermiştir. Ayrıca Sezgin Burak’a Tarkan adlı yapıt için Erol Simavi’nin desteği büyüktür, iki kardeş iki destekçi. Elbette Simavi kardeşler dışında Suat Yalaz da vardır. 1828 yılında bu türü getiren en büyük etki ki o zamanlar da büyük bir yayın kıtlığı var, ilk çıktığı zaman dışarıdan kopyayla alınan ve kendi içerisinde üretilen yapımlar, büyük ilgi görüyor misal 1928 yılında çıkan Çocuk Sesi önemli bir yapımdı. Bizlerde böyle bir kültür vardı fakat endüstrileşemedi ve kaldı. Çıkan bu yapılar gelişmesi ve dağılması adına ya tarihi bir şekilde ele alınacaktı ki bu da yetişkinlerin ilgisini çekerdi ya da çocuksu bir havada kalıp çocuklara hitap edecekti.

Aptullah Ziya Kozanoğlu

Billiyoruz ki Aptullah Ziya Kozanoğlu ki kendisi bir mimardır ve Köroğlu, Kızıl Tuğ, Savcı Bey, Malkoçoğlu gibi nice eser bırakmıştı. Elbette bir fotografçıya gittiğinizde fotoroman göreceksiniz kurgu yapı ve devam anlamında çizgi romanla karıştırılmaması gerekir ve derler ki ”her türk filminin en az bir fotoromanı vardır”. Elbette fotoroman 1960 yıllarında İtalya’da çıkmış bir türdü. Daha da eskiye gidersek Hovsep Vartanyan Paşa 1852’de eski İstanbul’da yaşayan bir Rum aileyi anlatan”Boşboğaz Bir Adem” adlı 4 sayfalık resimli roman şeklinde sunduğu bir eseri vardı. Günümüzde ise İtalya’da eski bir kilisede bulundu ve getirtilmek için kimi insanlarca girişimler başlatıldı. 1869 yılında ise ufak ekler olarak gazetelerde de yer edindiğini biliyoruz.

Ratip Tahir

Çizgi Roman günümüzde Türkiye’den tam bir kahraman, insanların hayranlık duyduğu eserler neticeler sunmasa da mazisi eski bir sanattır. Ratip Tahir Burak’da önemli bir kişilik olmakla beraber 1922 yılında ilk karikatürlerini Aydede dergisinde yayımladı.

Elbette her zaman böyle iyi haberler, gelişmeler de olmuyordu. Bir zamanlar çizgi roman kötü bir şeydi, okunması yasak öğretmenlerin kızdığı yakaladıkları an alıp kınadıkları bir dönem de oldu. 30’lu 40’lı dönem başlarında. Biraz daha bu zamana gelirsek yine ”Genç Mustafa” adlı yapıtın yazarları gözaltına alınmıştı. Dava edilmiş ve duruşmaları devam ediyordu. Tabi devlet buna karşı farklı bir görüşe girerse ailelerimiz yakınlarımız ne der? 1950 yılında Amerika’da suç üzerine olan çizgi romanlar baya tutuluyor ve bir anda popüler hale geliyor, haliyle gençleri suça itiyor, ahlaksızlığı öne sürüyor, olacak şey değil diye açıklamalar yapılıyor ve cadı avlarının bir yeni modeli olarak avcılık başlıyor. Ciddi şekilde okuyanlar yakalanıyordu…. Bir de Aziz Nesin’in yazdığı Abdülcanbaz’ımız da vardır. Turist rehberi olup günümüzde geçer misal Tophane’ye bir gemi gelir ve üçkağıtçı bir tip olur. Aziz Nesin bıraktığı zaman Rıfat Ilgaz dümeni devralır. Aziz Nesin’den sonra Abdülcanbaz karakteri bir gün köpek kulübesinde uyuya kalır ve kendisini Osmanlı zamanında bulur, elbette Abdülcanbaz karakter gelişimi farklılaşmış artık kendisini tarihi yerlerde olaylarda bulmaya başlamıştır. Eskiyi alarak günümüzün siyasetini ilerletmişti, sadece bu sayfalarda kalmayıp tiyatro oyunlarına da yerleşmişti ve 3 oyun oynamıştı. Yılmaz Güney ve Cüneyt Arkın oynamayı çok istemişti. (Yararlanılan metin Yener Çakmak’ın konuşmalarında daha fazlasına yer verilmiştir)

50’lerin sonunda direkt korsan olarak Tenten gelmişti. Çizen diye yerleri deforme edilir ve Ahmet Muratoğlu diye bir isim çıkmıştı. Red kit 60’larda gelmişti kopya çizgilerle, tabi Tenten tıntın adı altında gelmişti ve tescili yoktu, tabi Red Kit de lüklük adı altında çıkmıştı…

 

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry