Ana sayfa Game Of Thrones Diyarda yaşanmış en kanlı dans Ejderhaların Dansı hakkında

Diyarda yaşanmış en kanlı dans Ejderhaların Dansı hakkında

PAYLAŞ

 

Kral Viserys’in ölümü ve Siyahlar Ve Yeşiller

Bu yazımda diyarda Kral Viserys I Targaryen’in ölümünden sonra yaşanmış ve ejderhaların dansı olarak adlandırılan olaylar zincirinden bahsedeceğim bu yazıda yoğun olarak alıntılar bulunmaktadır iyi okumalar

İlk ve giriş olarak öncelikle Kral Viserys döneminden bahsetmek gerek ejderhaların dansına neden olacak olayların temeli bu devirde yaşanıyor.

I.Jaehaerys’in uzun ve istikrar dolu saltanatından sonra Viserys, ağzına kadar dolu bir hazineyi ve büyük babasının elli yılı aşkın iyi niyetli ve barışçıl yönetimini miras devralarak tahta çıktı. Targaryen hanesinin en güçlü olduğu dönem I.Viserys dönemidir. Kıyamet’ten bu yana, ilk kez hanedeki prenslerin ve prenseslerin sayısı bu denli fazlalaşmış ve diyarda var olan ejderhaların sayısı 103 FS ve 129 FS yılları arasında ayyuka çıkmıştır.

Hanedan üyeleri arasında gerçekleşecek olan büyük ‘’Ejderhaların Dansı’’ ayaklanması Viserys’in saltanatı döneminde kök salmaya başlasa da, kralın ilk dönemlerindeki baş sorunu kardeşi Prens Daemon Targaryen’dı. Daemon dakikası dakikasına uymayan ve çok alıngan bir yapıda olması ile birlikte cesur, pervasız ve tehlikeli biriydi. I.Maegor gibi Daemon da on altı yaşında şövalye ilan edildi ve bunun onuruna I.Jaehaerys’in bizzat kendisi tarafından Valyria çeliğinden dövülme Kara Kızkardeş ile ödüllendirildi. Kendisi Büyük Konsey’de abisi Viserys’in en azılı destekçilerinden biriydi ve Konsey kararı sonrası Corlys Velaryon’un oğlu Laenor’un tahttaki hakkı için donanma toparladığı dedikoduları yayıldığında, kendisine yeminli kılıçlardan ve askerlerden oluşan küçük bir ordu bile toparlamıştı. Kral Jaehaerys kan dökülmesini önlemişse de, birçok kişi Daemon’un meseleyi kılıçla çözmek için hazırda beklediğinin farkındaydı.

97 FS yılında Daemon, Vadi’nin antik kalelerinden biri olan Taşyazı kalesinin varisi Rhea Royce ile evlendi. Bu evlilik politik olarak getirisi olan bir evlilikti ancak Daemon ne Vadi’yi ve ne de eşini bir türlü kabullenemediği için ayrılmak zorunda kaldılar.

Kral Viserys Targaryen

Bu verimsiz evlilik sonucunda, Viserys kardeşinin boşanma ricasını kabul etmese de, onu konseyine çağırıp hükmetme sorumluluğunu omuzlarına koydu. Daemon sırası ile Hazine Başı ve Kanun Başı makamında oturdu ancak asıl rakibi Kral Eli Otto Hightower’dı. Uzun uğraşları sonunda abisi Viserys’i Kral Eli’ni kovmaya ikna etse de, abisi onu 104 FS yılında Şehir Gözcüleri’nin komutanlığına atadı.

Prens Daemon Targaryen

Viserys’in küçük kardeşi Prens Daemon Targaryen, erkek kardeşinin mirasçısı olduğunu düşünüyordu ve Ejderha Kayası Prensi unvanını kendine uygun gördü. Viserys küçük kardeşini sevdiği halde kusurlarına rağmen, Daemon’un onun varisi olması için hiçbir isteği yoktu. Viserys, eşinin yakında bir oğlu olacağını ve sonra ardı ardına doğurarak bu sorunu çözeceğinden umutluydu.

 

Viserys kardeşini küçük konseye aldırsada, Daemon ve Kralın Eli Ser Otto Hightower arasındaki rekabet, FS’104 yılının  başındaki Viserys’in Daemon’u Küçük Konsey’den Daemon’u uzaklaştırmak için Şehir Gözcüleri Komutanı olarak atadığı güne kadar sürdü . Daemon’un kral olmasından korkan Otto, Viserys’i kızı Rhaenyra’yı  varisi yapması için ikna etmeye çalıştı. Viserys, o ve eşinin bir gün bir oğlu olacaklarından emin olduğu için reddetti. Aemma daha sonra kralın zevkine hamile kaldı. [3]

 

105 yılında FS Aemma, kralın oğlu ve varisi olan ve emekli babası Prens Baelon’dan sonra Baelon isimli Baelon adlı bebek doğumundan sonra  öldü, ancak bebek Aemma’dan bir gün sonra öldü. Kralı terkedilirken, kardeşi Daemon, İpek Caddesi’ndeki bir genelevde, “bir günlük varis” ile ilgili cüzleri ile sarhoş şakaları yapmaktaydı. Bunun haberi acı çeken Viserys’e ulaştığında kederi öfkeye dönüştü. Yas dönemi sona erdikten sonra Viserys, 105 FS’da cömert bir tören düzenledi ve Rhaenyra, varis kardeşinin emellerine karşılık olarak, varisi  ve Ejderha Kayası Prensesi’ni ilan etti. Yüzlerce lord ve kingslanding  şövalyeleri prensesle tanıştı ve ardıl haklarını savunmak için yemin ettiler. Daemon başkentte bir öfkeyle kaldı.

 

Viserys, Prenses Rhaenyra’yı yöneten kraliçe olmak için, ona nasıl yönetileceğini ve küçük konseyinin bir parçası haline getirdiğini öğretmeye başladı. [3]
bu kısımda ileride olacak şeylerin temeli atılıyor haliyle babası öldüğünde dahi resmi veliaht olan Rhaenyra hakkını aramak istiyor ve savaş başlıyor.şimdi gelelim Kral Viseyrs’in 2.evliliğine:
Viserys henüz otuz değildiyken, Büyük Üstat Runciter onu yeniden evlat edinmeye çağırdı ve Lord Corlys Velaryon’un kızı Laena Velaryon’u önerdi. Böyle bir evlilik Demir Taht ve Driftmark arasındaki sürtüşmeyi ortadan kaldıracaktır, çünkü Viserys, 101 AC Büyük Konseyinde Laenor Velaryon üzerinden Demir Tahtına miras olarak seçilmiştir. Bunun yerine Viserys, Sertel Hightower’ın 18 yaşındaki kızı olan ve Kralın Elçisi olan Alicent Hightower’ı seçti.

Rhaenyra Diyarın Neşesi Targaryen

iki parti oluşmaya başladı. Kraliçe’nin partisi, Alicent’e karşı güçlü oğulları ve oğullarının haklarını desteklemekten oluşuyordu. Buna karşı prensesin partisi, Rhaenyra’yı varis olarak destekleyenlerdi. Özgür Şehirler’den Elçiler, Braavos, Pentos ve Volantis’e geri gönderilen mektupların arasındaki soğukluğu not ettiler. 111 FS’da Viserys ve Alicent’in düğünün beş yıldönümünü kutlamak için bir turnuva düzenlendi. Kraliçe yeşil bir cüppe giydiği için, Prenses siyah ve kırmızı Targaryen renklerini giyerken, iki tarafın konuşması sırasında “yeşiller” ve “siyahlar” dan bahsetmek özel oldu. iç savaştaki taraflar olan siyahlar ve yeşiller ilk olarak burada geçiyor şimdi kral viserys’in ölümünü de anlatıp savaşa geçelim

Kral 2.Aegon Targaryen

Kraliçe Alicent ve Prenses Rhaenyra arasındaki düşmanlık çocuklarına da geçer. Kral Viserys tüm ailesiyle birlikte ziyafetlere ve turnuvalara katılırdı. Kral olduğunda iki grup arasında sessizlik ve sükunet hakimken kralın yokluğunda farklı davranırlar. Kral, Kraliçe Alicent’den olma çocukları ve Prenses Rhaenyra’dan olma torunları arasındaki düşmanlığı bitirme umuduyla kılıç talimlerini aynı bahçede almalarını ve aynı dersleri görmelerini sağlar. Zorunlu yaklaşımlar sadece düşmanlığı arttırır. Kraliyet ailesindeki tüm çocuklar ejderha binicisi olurlar ve konseyin el yazmalarına göre sık sık birbirlerinin yakınından uçarlar ve tesadüf eseri onları gören halk ejderhaların birbirine saldırdığını ve birbirlerine ateş üflediklerini gördüklerini söylerler.

Ejderha Tohumları

127FS’de Prenses Rhaenyra ikinci oğlu Lucerys’in Akıntıtaşı varisi olmasını söylemesinin ardından birkaç Velaryon itiraz ederler. Oğulların Harwin Strong’dan olma piç çocuklar olduklarını söylerler ve Demir Taht’a mesajlarını iletirler. Kral Viserys sadece dillerinin değil ellerinin de kesilmesi emrini verir. Sonra ateşli bir hastalık geçiren Viserys’in iki parmağını Büyük Üstat Gerardys keser ve kral iyileşir. Ancak asla eskisi gibi tahtına oturamaz.

Viserys Kral’ın Şehri’ndeki Kızıl Kale’de 129FS’de üçüncü ayın üçüncü gününde uykusunda ölür. Kraliçe Alicent ve Lord Kumandan Sör Criston Cole tarafından en büyük oğlu Prens Aegon tahta çıkarılır. Böylece Rhaenyra ve Aegon arasında Ejderhaların Dansı adında bir iç savaş çıkar.

Kral Viserys I Targaryen’in ölümü üzerine, Kraliçe Alicent ve Sör Criston Cole, küçük konsey üyelerini çağırmak için Kral Muhafızlarını gönderdi.

İlk kanın döküldüğü o konsey görüşmesi

Toplama sırasında, konuşma Rhaenyra’nın taç giyme törenine doğru hızla karıştı, ancak Sör Otto Hightower Prens Aegonu taçlandırma teklifini sundu Diğer bazı meclis üyeleri ona karşı çıktı. Ser Tyland Lannister, 105 AC’de Rhaenyra’ya yapılan yeminlerin, yirmi dört yıl olduğu için onlar tarafından yapılmadığını savundu. Lord Jasper Wylde, Eski Kral Jaehaerys’in iki kez kadın varisi ve onun torunları üzerinde bir erkek varisi seçtiğini ve Ser Otto, Rhaenyra’nın Rhaenyra’nın tacı kazanması durumunda gerçek yönetici olacak olan Prens Daemon ile evli olduğunu iddia etti. Her ikisi de Hightower, sadece onlar değil, aynı zamanda Alicent’in çocuklarının öleceğini ve Rhaenyra’nın kraliçe olduklarını iddia etti. Daha sonra Prens Aegon’un sadece tacı isteksizce kabul ettiği, çünkü annesi, erkek kardeşleri, kız kardeşleri ve çocukların Rhaenyra tarafından öldürüldüğü söylenebilirdi.  Büyük Maester Orwyle, Rhaenya’nın doğuştan haklarından vazgeçmek istemeyeceğine ve emrindeki ejderhalara sahip olmayacağına inanarak bir savaşı öngörmüştü. Lyman, tacını çalmak ve Hainlik yapmaya çalışan insanları dinlemeye istekli olmadığını açıkladığında, Sör Criston onu öldürdü. Bu, Lord Beesbury’i Ejderhaların Dansının ilk zayiatı haline getirdi.

İlk Kan ve Kral Yaratan olarak anılan Sör Criston Cole

Nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin bu ölüm, yaşacak birçok ölümden sadece ilkiydi. Velakin bu ölümler içinde en çok yürek sızlatanı, Rhaenyra’nın oğlu Lucerys Velaryon ile Aegon’un varisi Jaehaerys’in ölümleridir.

Luke Velaryon’un ölümüne Fırtına Burnu’ndaki birçok kişi şahitlik etmiştir ve anlatılanların büyük çoğunluğu da birbiri ile uyumludur. Lord Borros’un desteğini almak adına annesi tarafından görevlendirilen Lucerys, kaleye vardığında karşısında Prens Aemond Targaryen’ı buldu. Aemond Lucerys’ten yaşça büyük, daha güçlü ve daha zalim olmasının

Rhaenyra’nın çocukları

yanında dokuz sene önce gerçekleşen tartışma sonunda Lucerys’in onun bir gözünü kör bırakmasından ötürü prense karşı aşırı derecede bir nefret duyuyordu. Lord Borros Aemond’un intikamını Fırtına Burnu içinde almasına izin vermemesine rağmen, kale dışında olacakların umrunda olmadığını belirtti. Böylece Prens Aemond Vhagar’ın sırtına atladı ve Arrax isimli genç ejderhası sırtında kaçan Lucerys’i kovalamaya başladı. Prens ve genç ejderhası fırtınalı hava yüzünden uçmakta zorluk çekti ve ikisi de Fırtına Burnu kalesinin görüş menzili içinde denize çakılarak hayatını kaybetti.

Prens Lucerys’in ve ejderhası Arrax’ın ölümü

Söylenilene göre Rhaenyra oğlunun ölüm haberini aldığında yıkılır ancak Lucerys’in üvey babası Daemon Targaryen kadar değil. Prens Daemon’un, Lucerys’in ölüm haberini aldıktan sonra Ejderkayası’na gönderdiği mektupta; ‘’Göze göz, dişe diş, oğula karşılık oğul. Lucerys’in intikamı alınacak,’’ yazmaktaydı. Sonuçta kendisi ‘’Şehrin Prensi’’ydi ve hala bile Kral’ın Şehri’ndeki umumhanelerde ve eğlence mekanlarında birçok arkadaşı vardı. O arkadaşların başında da Beyaz Kurtçuk Mysaria geliyordu. Mysaria, Prens’in intikamını alması adına tarih tarafından Kan ve Peynir olarak bilinen bir vahşi ile fare avcısını kiralık katil olarak tuttu. İşi gereği fare avcısı, Maegor’un gizli tünelleri hakkında herşeyi biliyordu. Kızıl Kale’ye bu tüneller vasıtası ile sızan Kan ve Peynir, Kraliçe Helaena ile çocuklarını ele geçirdiler ve II. Aegon’un eşine acımasız bir tercih hakkı sundular: Hangi çocuğunun ölmesine karar verme hakkını. Kraliçe gözyaşı döküp yalvardı hatta

Kan ve Peynir

kendi canını almalarını söyledi ancak hiçbiri işe yaramadı. Sonunda dudaklarından dökülen isim, olacakları anlayamayacak kadar küçük olan en genç oğlunun adı, Maelor oldu. Ancak Kan ile Peynir, Kraliçe dehşet içinde çığlık atarken Maelor yerine Prens Jaehaerys’i öldürdü ve verdikleri sadece tek bir oğulun öleceği sözünü tutarak Prens’in kesik kafası ile birlikte şehirden kaçtılar.

Bu uzun ve kanlı savaşta işlenen cinayetler sadece bu ikisi ile kalmadı. Jaehaerys’in ölümü ne kadar acıklı olsa da, ondan kısa süre sonra ölen Maelor’un ölümü ise daha beterdir. Kraliyet Muhafızları’ndan Sör Rickard Thorne Maelor’u gizlice güvende olacağı Eski Şehir’deki Hightower Kalesi’ne götürme emri aldı ancak Acıköprü yakınlarında bir grup çete tarafından durduruldular. Maelor, Acıköprü’de çete üyelerinin her birinin prensi kendine ganimet olarak almaya çalışması sonucu çıkan arbedede parçalara ayrılarak can verdi. Lord Hightower intikam almak ve olanların hesabını Leydi Caswell’den sormak için gelip Acıköprü’yü ateşe verdiğinde Leydi Caswell ise kendi çocuklarının hayatı için af dileyip lendisini kalesinin surlarına astı.

Bu iç savaş sırasında Kraliyet Muhafızları arasında bile anlaşmazlıklar oluşmuştur. Sör Criston Cole, Sör Arryk Cargyll’i, ikiz kardeşi Sör Erryk’in kılığında Ejderkayası’na sızması için görevlendirdi. Oraya Rhaenyra’yı veya onun çocuklarını öldürme amacı ile gitmişti. Ancak o bunu yapamadan ikiz kardeşler Sör Erryk ile Sör Arryk tesadüfen Ejderkayası’nın avlusunda karşı karşıya geldiler. Şarkıcıların söylediklerine göre iki kardeş kılıçları birbiri ile çarpışmadan önce birbirlerine duydukları sevgiyi itiraf etmişler, kalplerine sevgi ve görev aşkı ile bir saate yakın dövüşerek, en sonunda gözleri yaşlı, birbirlerinin omuzlarında can vermişlerdir. Mantar’a göre ki yazdıklarına göre kendisi bu düelloya tanık olmuştur, gerçekte olan şarkılardaki olanlardan daha vahşicedir. İki kardeş de birbirini vatan hainliği ile suçlamış ve dakikalar içinde birbirlerini ciddi derecede yaralamışlardır.

Ejderkayası’nda bunlar olurken, Sör Criston Cole kraliyet toprakları içinde hala Rhaenyra’ya sadık olan ‘’siyah lordları’’ cezalandırmaya karar vermişti. Rosby, Stokeworth ve Duskendale Sör Criston’a boyun eğdi ancak Hilebaz Yuvası’ndan Lord Staunton, Cole’un yaklaştığını çoktan haber almıştı. Savaşmak yerine kendisini kalesine hapsetti ve Ejderkayası’na bir kuzgun gönderip yardım dilendi.

Yeşiller

Ve yardım elli beş yaşında olmasına rağmen tıpkı gençliğindeki gibi korkusuz ve azimli olan Prenses Rhaenys’ten ve onun ejderhası Meleys nam-ı diğer Kızıl Kraliçe’den geldi. Ancak Cole’un da yanında ejderhalar vardı. II. Aegon’un kendisi Güneş Alevi sırtında, kardeşi Tek Göz Aemond ise, hayatta olan ejderhalar arasındaki en büyük ejderhanın, Vhagar’ın sırtında savaş alanına geldi.

Prenses Rhaenys ejderhası Meleys üzerinde Kral II.Aegon’a ve ejderhası Güneş Alevi’ne saldırıyor,

Ejderha Sunfyre

Söylenir ki, Prenses Rhaenys nam-ı diğer Hiç Olamayan Kraliçe düşmanlarından hiç çekinmemiş. Attığı savaş narası ve kırbacının şaklaması ile birlikte Meleys’i direkt düşmanlarının üzerine uçurmuş. Bu savaştan zarar görmeden ayrılan tek ejderha Vhagar ve sürücüsü Aemond oldu. Güneş Alevi sakatlandı, II. Aegon’un ise neredeyse vücudunun yarısı yandı, kalçası ve kaburga kemikleri kırıldı. Daha kötüsü, ejderha ateşi yüzünden sol kolundaki zırhı eriyip etinin kaynadı ve kolunu kullanamaz hale geldi. Rhaenys’in bedeni ise birkaç gün sonra Kızıl Kraliçe’nin cesedi yanında bulundu. Prenses’in bedeni ejderha ateşinden kararmış, tanınamayacak bir hale gelmişti.

Aegon bir sene boyunca, aldığı korkunç yaralarının iyileşmesi münasebeti ile tecrit altında yaşadı ancak savaş tüm şiddeti ile devam ediyordu. Kral Aegon’un kız kardeşine göre birçok avantajı olsa da, sahip olduğu ejderha sayısı bu avantajlar arasında değildi. Savaş başladığında, Aegon’un elinde savaşabilecek erginlikte dört ejderha vardı. Ancak kız kardeşi ise sekiz tane ejderhaya sahipti ve elinin altında henüz sahipliği kazanılmamış ejderhalar da vardı: Kraliçe Alysanne’in Gümüşkanat’ı, Sör Laenor Velaryon’un gururu Deniz İsi ve Kral Jaehaerys’ten beri sahiplenilememiş Vermithor. Bunların yanında henüz evcilleştirilmemiş üç ejderha daha vardı: köylülerin söylediklerine göre Targaryenların adaya gelmesinden çok önceleri bile ada etrafında gezdiği söylenen Yamyam isimli ejderha ki Munkun ile Barth bu konuya şüphe ile yaklaşmışlardır, insanlardan çekinen ve okyanustaki balıklarla beslenen Gri Ruh isimli ejderha ile koyun sürüleri içinden koyun çaldığı için Koyun Hırsızı diye adlandırılmış düz, kahve renkli ejderha. Prens Jacaerys, bu ejderhalardan herhangi birini evcilleştirip binebilen kadın veya erkeğin, doğumu ne olursa olsun soylu olma şerefine erişeceğini bildirdi.

Birçok kişi Ejderkayası’ndaki ejderhaları evcilleştirmeyi denedi. Sahipsiz ejderhalar içinde en tehlikelileri hiç şüphesiz vahşi olanlardı ki en son sahiplik kazanılan ejderhalar da onlar oldular. Yeni ejderlordlarından biri Kabuk köyünden gelen Marilda’nın ejderhayı kazanması için büyük oğlu Alyn ile onunla birlikte gelen küçük oğlu, soylu Addam’dı. Marilda çocukların Leanor Velaryon’un çocukları olduğunu açıklaması birçoklarını şaşırtsa da, Lord Corlys sorgusuz sualsiz çocukları Velaryon hanesinin koruması altına aldı.

Addam, Laenor’un ejderhası Deniz İsi’nin sahipliğini kazandı. Abisi ise Koyun Hırsızı’nı eğitmeye çabalarken, ömrü boyunca bacağında ve sırtında taşıyacağı yanık izlerine sahip oldu.

Koyun Hırsızı, en sonunda Isırgan isimli gayri meşru, adı kötü anılan bir kız tarafından evcilleştirildi. Kız yaratık kendisine alışana kadar her gün ejderhayı koyun eti ile beslemişti. Ejderha ile kız savaşta rol alsalar da, Isırgan’ın sadakati, cesur Sör Addam kadar sarsılmaz değildi. Kız ile Prens Daemon’un sevgili olması, Rhaenyra ile Daemon’un evliliğine son darbeyi vurdu. Isırgan-ki Prens sıklıkla kızı Isırık diye çağırırdı- Daemon’dan ve Rhaenyra’dan daha uzun süre hayatta kalsa da, Isırgan ile Koyun Hırsızı savaş sona ermeden ortadan kaybolmuş, yıllar sonra bile nerede oldukları hakkında bir bilgi edinilememiştir.

Rhaenyra ve lordları

Ancak bütün ejderha sürücüleri içinde en kötüleri, şövalye ilan edildikten sonra Beyaz Ulf adını alan Ayyaş Ulf ile, yine şövalye ilan edildikten sonra Sert Hugh adını alan güçlü ve kalıplı bir demir ustasının piç oğlu Çekiç Hugh’tur. Gümüşkanat ile Vermithor’un sahipliğini kazanma onuru ile yetinmeyen ikili, aynı zamanda lordluk ve zenginlik kazanma arzusundalardı. İlk başlarda Rhaenyra adına savaşmalarına rağmen Birinci Tumbleton Savaşı’nda lordluk kazanma amacı ile müttefiklerine ihanet ettiler. Sonrasında ise İki Hain olarak adlandırılan ikili yıllarca arkalarından lanet okunan kişiler olarak kalmışlardır. İkisi de kendilerine müteşekkir olan kişiler tarafından öldürülerek sefilce bir ölüm yaşadı. Biri içtiği şaraptan zehirlenmiş, diğeri de Cesur Jon Roxton ile kılıcı Yetim Kılan ile öldürülmüştür.

Arrax’ın bulunan ceseti

Dans sırasında gerçekleşen savaşların sayısı kolayca hesaplanabilecek seviyede değildir ve diyarın yarısından fazlası bu çatışma neticesinde taraflara ayrılmak zorunda kalmıştır. Kimi lordlar Aegon’un kendisine sancak olarak seçtiği üç kafalı altın ejderha sancağını taşırken, o lordların yakın komşuları ise Rhaenyra’nın Targaryen bağına itafen üç başlı kırmızı ejderhası, annesinin Arryn bağına itafen Arrynların ay ve kartalı ile merhum kocası Laenor’a itafen Velaryonların deniz atının üzerine işlendiği üçe bölünmüş sancağını taşıyordu. Kardeş kardeş ile, baba evladı ile savaşmış, bütün diyar bu savaş yüzünden kan ağlamıştır.

İster Kral, isterse Kraliçe adına birçok lord tarafından birçok ordu bir araya getirilmesine

rağmen iki taraf içinde de kraliyet güçlerine komutanlık edebilme yeteneği sadece Prens Daemon Targaryen ile Prens Aemond Targaryen’da vardı. Aemond, Rhaenys ve Meleys ile savaşılan Hilebaz Yuvası Savaşı sonrasında II.Aegon ile Güneş Alevi’nin ağır derecede yaralanmasından ötürü Naip Prens ve Diyarın Koruyucusu ünvanını aldı. Başına abisinin tacını-Fatih Aegon’un yakut kakmalı Valyria çeliğinden yapılma tacını- taksa da, kendisini asla ‘’kral’’ olarak isimlendirmedi.

Ancak bu durum yeşiller için talihsiz bir durumdu keza Aemond savaş konusunda deneyimsizdi ve aşırı derecede cesur hamleler yaparak ordusunu etkili kullanamıyordu. Prens Daemon o vakitler Harrenhal’u kontrolü altına almıştı. Bu yüzden Aemond büyük bir saldırı ile Harrenhal’u rakibinin elinden almayı plandı ve böylece Kral’ın Şehri’ni savunmasız bir şekilde bıraktı. Aemond Harrenhal’a gelip kaleyi boş bulduğunda rakibinin korkusundan kaçtığı düşüncesi ile sevinç naraları attı ancak sevinci uzun sürmedi. Aemond Harrenhal yolunda iken, Daemon ile Kraliçe Rhaenyra ve onun ejder sürücüleri çoktan Kral’ın Şehri üzerinde daireler çiziyordu. Altın Pelerinliler Aegon taraftarı üstlerine ihanet edip, Daemon’un safında yer alararak çok az kan döküp şehri ele geçirdiler. Şehrin düşüşünden sonra Sör Otto Hightower, Lord Jasper Wylde(Katı karakteri yüzünden Demir Sopa diye isimlendirilmiş Kanun Başı) ile Lord Rosby ile Lord Stokeworth(Rhaenyra’ya ihanet edip taraf değiştirdikleri için) idam edildi. Kraliçe Alicent tutuklanıp hapsedildi ancak hala Hilebaz Yuvası’nda aldığı yaralardan müzdarip II.Aegon ile sağ kalan çocukları Lord Larys Strong ile birlikte gizli geçitleri kullanarak kaleden kaçmayı başladılar.

Tutuklanan Alicent Hightower ve Kraliçe

Ejderhaların Dansı sırasında diyar tamamen kontrolden çıkmıştır ancak ejderhaların çoğunun yaşamını yitirdiği yer Kral’ın Şehri’dir. Şehir Prens Daemon’un kurnazlığı sayesinde kansız bir şekilde Rhaenyra’ya boyun eğdi ancak Birinci Tumbleton Savaşı sonrasında şehirde huzursuzluk baş gösterdi. Şehir’den üç yüz km uzaklıktaki Tumbleton en vahşi şekilde yağmalanmış, binlerce asker yanarak binlercesi de nehri yüzerek geçmeye çalışıp boğularak can vermişti. Kızlara ve kadınlara defalarca tecavüz edilmiş, ejderhalar ise ölen insanların cesetleri ile beslenmişti. Lord Hightower’ın Prens Daeron ve İki Hain’in yardımı ile kazandığı savaş şehirde korku dalgası yaratmış, halkın tamamı sıranın kendilerinde olduğu konusunda hemfikir olmuştu. Rhaenyra’nın kendi askerleri bile korkudan dağılmış, böylece şehrin savunması sadece dört ejderhaya kalmıştı.

Ejderhaların oluşturduğu korku ve onların varlığı Çoban’ın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kim olduğu konusunda tarihte hiçbir bilgi olmamasına rağmen kimileri Çoban için bir dilenci, kimileri ise kaçak bir hayat yaşayan Sefil Yoldaşlardan bir mürid olduğunu iddia etmektedir. Çoban, vaazlarına ilk Tamirci Meydanı’nda başladı ve ejderhaların dinsiz Valyria’dan gelen iblis tohumları olduğunu ve insanların sonunu getireceklerini haykırdı. Bu vaazlar zamanlar yüzleri ve binleri bir araya getirdi. Korku öfkeye, öfke de kan dökme arzusuna dönüştü. Ve Çoban çıkıp asıl kurtuluşun şehrin ejderhalardan temizlenmesi ile gerçekleşeceğini ilan ettiğinde binlerce insan onun sözünü dinledi.

Ejderha çukuru

130 FS yılının beşinci ay dönümünün yirmi ikinci gününde Tek Göz Aemond ile Daemon Targaryen son savaşlarına doğru yürüdüler.

 

Prens Daemon Sonuna doğru gidiyor
Aemond Ve Daemon’un savaşı

Aynı günde ise Kral’ın Şehri’ni ölüm ve kaos kapladı. Kraliçe Rhaenyra, Lord Corlys’i vatana ihanet ile yargılanmak üzere alıkonulmuş torunu Sör Addam Velaryon’un kaçışına yardım etmesi yüzünden tutuklattı. Deniz Yılanı’nın sadık askerlerinin bir kısmı Tamirci Meydanı’ndaki isyana katıldı, bir kısmı ise surları aşıp Deniz Yılanı’nı kurtarmaya çalışırken yakalandı ve idam edildi. Kraliçe Helaena ise Maegor’un Kalesi etrafındaki mızrakların üzerine düşerek can verdi. Kimileri bunun bir intihar kimileri ise cinayet olduğunu düşünmektedir. Ve o günün akşamında şehir, Çoban’ın toparladığı güruh tarafından ateşe verildi ve topluluk, içindeki bütün ejderhaları öldürme niyeti ile Ejder Çukuru’na yürüdü.

Ejder Çukuru baskını,

O gece Ejderkayası Prensi Genç Joffrey Velaryon, ejderhası Tyraxes’i kurtarma amacı ile annesinin ejderhası Syrax’a binmeye çalışması sonucu ejderha ile birlikte yere çakılarak hayatını kaybetti. Bu düşüşten ejderha da sağ çıkamadı. Ejderhaların ölümünden sonra halk arasında birbirinden farklı dedikodular ve hikayeler türemiştir. Kimileri gözü dönmüş güruhun, kimileri Çoban’ın, kimileri de Savaşçı’nın kendisinin ejderhaları öldürdüğünü söylemektedir. Gerçek hangisi olursa olsun, toplanan kalabalık kapıları kırıp büyük kubbenin altına girdi ve ejderhaları zincirlenmiş halde buldu. İçer giren insanların toplu halde alevler içinde yok olduğu o kanlı gecede onlarla birlikte beş ejderha da can verdi. Böylece Dans’ın başlangıcı ile birlikte varolan ejderhaların yarısı ölmüş oldu. Ancak savaş hala devam ediyordu. Kısa süre sonra Rhaenyra şehirden kaçmak zorunda kaldı.

Savaş ne ejderhaların ne de prenslerin ölümü ile değil, kralın ve kraliçenin ölümü ile sonra erdi. Rhaenyra ölen ilk kişi oldu. Kocası Prens Daemon, Prens Aemond ile girdiği mücadelede ölünce, Velaryon hanesi Rhaenyra’nın aleyhine döndü. Kral’ın Şehri bir kez daha II.Aegon’un hakimiyeti altına girdi ve Kraliçe elinde tek bir kuruş bile olmadan, başındaki tacı satarak Ejderkayası’na ulaştı. Ancak kaleye vardığında karşısında yaralar içindeki II. Aegon’u ve onun ejderhası Güneş Alevi’ni buldu.

Ejderhaların dansı sırasındaki mücadeleler haritası

Orwyle’ın söylediklerini baz alan Munkun’ın yazdığı ‘’Gerçek İtiraflar’’ kitabında yazılana göre Kral’ın Şehri düştüğünde Larys Strong kralın kaçıp saklanması gerektiğini düşünmüş. Zekice bir hamle ile Strong Aegon’u Ejderkayası’na, Rhaenyra’nın asla bakmayacağı tek yere göndermiş. Altı ay boyunca Rhaenyra ve müttefikleri Kral’ın Şehri’nde iken Aegon Ejderkayası yakınlarındaki bir balıkçı kasabasında yaralarının iyileşmesini beklemiş. Ve o süre içinde Güneş Alevi sakatlanmış kanatları yüzünden havada hantal ilerlemesine rağmen Kırıkkıskaç Noktası’na ulaşmış. Bu saklanma süresince hem ejderha hem de Aegon, iyileşip güç toplamaya başlamış. (Güneş Alevi’nin bu seyahati sırasında Gri Ruh isimli vahşi ejderhayı öldürdüğü söylenir ancak birçok kimsenin iddiasına göre ejderhayı Yamyam öldürmüştür).

Rhaenyra Ölümü ile yüzleşiyor

Kral Aegon, Ejderkayası’ndaki birçok kişinin savaşta kaybettikleri çocukları, kocaları, kardeşleri münasebeti ile Rhaenyra’ya karşı kin beslediğine şahit oldu. Onları kendi tarafına çekerek kısa sürede Ejderkayası’nı fethetti ve herkese diz çöktürdü. Tabi Prens Daemon’un on dört yaşındaki kızı Baela Targaryen ile onun genç ejderhası Aydansçısı dışındaki herkese. Baela kendisini yakalamaya gelen askerlerin elinden kurtulup ejderhasına ulaştı ve Aegon kale etrafında ejderhası ile tur atıp muzzaffer bir şekilde kalenin avlusuna konmaya hazırlanırken, prenses ve ejderhası Kralı karşılamak üzere havaya yükseldi.

Aydansçısı, Güneş Alevi’ne göre daha küçük boyutlu olsa da, ondan daha hızlı ve daha atikti. Üstelik ejderhanın kendisi ve sırtındaki prenses de cesaretten yoksun değildi. Ejderha Güneş Alevi’ne üzerine doğru pike yaptı ve üzerine gelen ateş onu kör edene kadar rakibi ısırıp pençe savurdu. İki yaratık birbirlerine dolanmış halde sırtlarında efendileri ile birlikte yere çakıldı. II. Aegon son anda ejderhası üzerinden atlasa da, bu atlayış iki bacağının birden kırılmasına neden oldu. Baela ile Aydansçısı ise daha hazin bir sonla yüzleşti. Yere çakılan ejderhası üzerinde onlarca kemiği kırılan ve bilinçsizce yatan kızı öldürmek amacı ile kılıcını çeken Alfred Broome’u, Sör Marston Waters durdurmuş ve Baela’yı Üstad’ın yanına götürerek hayatını kurtarmıştır.

Bu büyük mücadeleden Rhaenyra’nın haberi yoktu, ancak bunun önemi de kalmamıştı. II.Aegon, kız kardeşine duyduğu nefret, kırılan bacaklarının verdiği ızdırap ve neredeyse ölmek üzere olan ejderhasının verdiği acı içinde, herkes tarafından Genç Aegon olarak bilinen Rhaenyra’nın sağ kalan tek oğlunun gözleri önünde kız kardeşi Rhaenyra’yı ejderhası Güneş Alevi’ne yedirdi. Böylece Diyarın Neşesi, Yarım Yıllık Kraliçe 130 FS yılının onuncu ay dönümünün yirmi ikinci gününde vefat etti.

Rhaenyra’nın kardeşi Aegon da ondan sonra fazla uzun hayatta kalamadı. Rhaenyra’nın ölümü ve Genç Aegon’un Kral’ın eli altında olmasına rağmen, birçok kişi II.Aegon’a karşı savaşmaya devam etti. Her ne kadar Kral’ın Rhaenyra’ya yaptığı gibi bir misilleme yapacağı korkusunda olsalar da savaşmaya devam ettiler ve ne kadar güçlü olduklarını kanıtladılar. Lord Borros Baratheon, emrindeki güçleri birleştirip Rhaenyra’nın geride kalan son birliğinin üzerine yürüdüğü vakit, II.Aegon’un durumu tersine çevirebilme şansı vardı ancak Lord Borros Kral Yolu Savaşı’nda öldürüldü ve onun ölümü ile birlikte ordusu
85

dağıldı. Ve Lord Borros’u mağlup eden genç Nehirova lordları ki kendileri Delikanlılar olarak bilinir, Lord Stark ordusu ile birlikte Kral Yolu’ndan aşağı doğru inerken, Kral’ın Şehri’ne bir taş atımlık mesefedelerdi.

O vakit Lord Corlys Velaryon -zindandan çıkarılıp affedilmiş ve sonrasında Aegon’un Küçük Konseyi’ne kabul edilmişti- Aegon’a teslim olup Sur’a sürgün gitmeyi kabul etmesini önerdi. Kral bu öneriyi reddetti ve Genç Aegon’un destekçilerine uyarı mahiyetinde, yiğenin kulağının kesilmesi emri verdi. Sonrasında kendisi için yapılmış tahtırevanın üzerine çıkıp dairesine götürüldü ve yol boyunca içmesi için kendisine bir bardak şarap verildi. Refakatçiler Kral’ın dairesine varıp tahtırevanın perdelerini araladıklarında, Kral’ı ağzından kan akar halde ölü buldular. Böylece Kral II.Aegon’un sonu da kendisine hizmet eden kişinin elinden oldu.

Parçalanmış, darmaduman olmuş diyar Kral’ın ölümünün sonrasında da yaralarını sarmaya uğraşacak olsa da Ejderhaların Dansı sona ermişti. Şimdi ise diyarın önünde, Sahte Şafak, Kurt’un Saati, naiplerin iktidarı ve Yıkılmış Kral’ın saltanatı vardı.

III.AEGON

Genç Kral III.Aegon,

Amcası İkinci Aegon’un ölümünden sonra Genç Aegon’un 131 FS yılında tahta ‘’Üçüncü Aegon’’ olarak çıktığı vakit bütün diyarın var olan sıkıntıların sona erdiğini düşünmesi gayet doğal bir durumdu. Üçüncü Aegon’un destekçileri, İkinci Aegon’un son ordusunu Kral Yolu Savaşı’nda yenip Kral’ın Şehri’ni tamamen kontrolleri altına almışlardı. Velaryon donanması Demir Taht’a birkez daha hizmet edebilir, Deniz Yılanı genç krala yardım edip yol gösterebilirdi. Ancak bu umutlar boşa çıktı ve bu dönem Sahte Şafak dönemi olarak

isimlendirildi. İkinci Aegon ölmeden önce Dar Deniz ötesine paralı askerler kiralamak adına elçiler göndermişti ve o askerlerin geri gelip ölen kralın intikamını alıp almayacağı muallaktaydı. Batı’da Kızıl Deniz Canavarı ve onun emrindeki yağmacılar Güzel Adaları ve batı kıyı şeridini yağmalamışlardı. Daha da beteri, -ilk olarak 130 FS yılındaki Bakire Günü’nde Eski Şehir’deki toplanan üstadlar tarfından ilan edilmişti- sert kış kendini göstermeye başlamıştı ve altı uzun ve korkunç yıl boyunca sürecekti.

Yedi Krallık’ın hiçbir bölgesi, Kuzey kadar kışı ciddiye alamazdı keza bu uzun ve sert geçeceği belli olan kışın yarattığı korku, Kış Kurtları’nı Lord Roderick Dustin’in sancağı altında toplamış ve Lord Dustin de onlara Kraliçe Rhaenyra adına savaşarak ölme sözü vermişti. Üstelik onların ardından Lord Cregan Stark’ın sancağı altında toplanmış Kuzey’in bekar, yaşlı, evsiz, çocuksuz erkekleri ile genç çocuklarından oluşan büyük ordu, kendilerini feda edip şanlı bir şekilde ölümü tadarak ve geride bıraktıkları yakınlarının kışı sağa salim atlatmalarını umarak Boğaz’ın güneyine yürümüşlerdi.

Ancak II.Aegon’un zehirlenmesi bu umudu onların ellerinden alıp götürdü. Bu yüzden aklında farklı bir düşünce olan Lord Stark, emrindeki ordusunu Kral’ın Şehri’ne sürdü. Lord Stark ölen kralın destekçileri olan Fırtına Burnu’nu, Eski Şehir’i ve Casterly Kayası’nı elinin altındaki ordu ile ezip cezalandırma niyetindeydi ancak Lord Corlys çoktan Kaya’ya, Fırtına Burnu’na ve Eski Şehir’e elçiler gönderip barış talebinde bulunmuştu. Altı gün boyunca Küçük Konsey, Lord Corlys’in başarılı mı yoksa başarısız mı olacağını bekledi ve diyar, Lord Stark Küçük Konseyi avcunda tutarken altı gün boyunca olası daha fazla savaşın korkusu ile titredi. Daha sonraları bu döneme ‘’Kurt’un Saati’’ adı verilmiştir.

Kuzey Lordu Cregan Stark

Yine de Lord Stark’ın asla vazgeçmeyeceği tek bir şey vardı, o da Kral II.Aegon’a ihanet edip onu zehirleyenlerin gerekli cezayı almasıydı. Zalim, kanun tanımayan ve adaletsiz bir kralı meşru bir savaşta öldürmek makul bir durumdu. Ancak bir kralı zehir kullanarak iğrenç bir şekilde katletmek apayrı bir şeydi ve bu ihanet Yediler’in emirlerine direkt olarak saygısızlıktı. Korku içindeki on bir yaşında olan Kral III.Aegon, Lord Stark’ı Kral Eli yapmaya ikna oldu ve Cregan, III.Aegon’un adına yirmi iki kişiyi tutuklattı. -Bunların içinde Düztaban Larys ve Corlys Velaryon da vardır-

Cregan Stark sadece bir gün Kral Eli makamında kaldı ve gün boyunca yargılamalara ve infazlara başkanlık etti. Sanıkların çoğu Kenar Mahalle’den Sör Perkin’in izinden giderek siyaha bürünmeyi kabul etti. Sadece iki sanık, kralından ayrı yaşamayacağını söyleyen Kraliyet Muhafızları’ndan Sör Gyles Belgrave ile eski hanelerden biri olan Strong hanesinin yaşayan son temsilcisi Düztaban Larys idamı seçti.

İnfazların bitimi ile birlikte Lord Stark Kral Eli makamından istifa etti. Tarihte Lord Stark dışında hiçkimse ne bu makama bu kadar kısa süre sahip olabilmiş ne de bu makamdan bu kadar gönüllü bir şekilde ayrılabilmiştir. Kendisi, emrindeki birçok vahşi Kuzeyli askeri güneyde bırakıp evine, Kuzey’e döndü. O askerlerden bazıları Nehirova’da dul kalan kadınlar ile evlendi, kimileri paralı asker olarak güneydeki lordların emri altına girdi, kimileri ise eşkiyalığa soyundu. Böylece Kurt’un Saati sonra eriyor ve Naiplerin iktidarı başlıyordu.

 


		
Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
1