Ana sayfa Game Of Thrones Diyarı Evlat Edinmek: Jon Arryn Bölüm 2

Diyarı Evlat Edinmek: Jon Arryn Bölüm 2

PAYLAŞ

 

İsyan Vakti: Jon’un Cesareti

İsyanın yaklaştığı şüphesizdi. Belki Jon Arryn tek başına bile bunu başlatabilirdi. Aerys’in, Jon’dan Eddard ve Robert’ı istemesi demek, Jon’un onuruna, güvenilirliğine bir darbe indirmek demekti. Jon da zaten onuruna leke sürülmesindense, evinde misafir olarak bulunan çocukları canı pahasına korudu. İlk bölümde sıkça bahsettiğim su altından geliştirilen anlaşmayı Jon Arryn’in bozmasına imkan yoktu. Bu ittifak için çok uğraşmıştı. Hem de yeğeni Elbert Arryn Deli Kral tarafından daha yeni katledilmiş iken… Bunların ışığında Jon’a sadece tek bir opsiyon kalmıştı: Kraliyet’e karşı isyan bayrağını kaldırmak.

Bu kısımda Jon’un adalet duygusuna, içine cesaret duygusunu katarak birkaç cümle ayıracağım. Jon Arryn’in ne kadar adaletli bir adam olduğu zaten İsyan’ın başlangıcında da gözler önünde. Cesareti de, bu adalet duygusunu korumaktan ve onu hayatının her anında savunmaktan geçiyor. Robert ile Ned’i Kraliyet’e teslim edip hayatına daha rahat devam edebilirdi, savaşsız bir biçimde.Yaptı mı? Yapmadı. Peki isyan başarısız olsaydı ne olacaktı? İşte, Jon bu kısımda adalet duygusuyla cesaretini karıştırarak hareket etti. Adil olduğunu düşündüğü şeyi yaptı. Suçsuz, masum olan gençleri, Eddard ve Robert’ı korudu. Zaten sonrasında Robert’ın Kral Eli’yken de her zaman adaletliydi. Çünkü Kraliyet’in böyle olması gerektiğini biliyordu. Biliyordu ki, Kraliyet’e adalet lazım. Çünkü krallar gider ama Kraliyet hep kalır.

”Adaleti çıkarırsan devlet büyük bir çeteden başka nedir?” -Tanrı Devleti 4.4

Stark, Tully, Arryn ve Baratheonları bir arada tutmasıyla bu ittifağın politikal lideri Jon Arryn olmuştu bile. Yine de Jon; bu ittifakın lideri Robert’mış, sonunda da tacı kazanacak olan kişi O’muş imajı verdi, en azından vermeye çalıştı. Bu sırada Robert’ı ve savunduğu iddiayı da destekledi. Jon’a Targaryen rejimini parçalamak için soyadı Targaryen olmayan, krallığı iyi bir şekilde temsil edecek biri lazımdı: Robert Baratheon.

İsyan – Savaşlar

”Bu Baratheon korkusuz. Bir kralın savaşması gerektiği gibi savaşıyor.” -Ejderhalarla Dans Davos 1. Bölüm

Robert’ın İsyanı’nda Jon Arryn için gerçekleştirilmesi güç bir görevi vardı. Eddard Stark ile Robert Baratheon çabucak Kuzeyi ve Fırtına Topraklarını bir araya toplayabilirdi kuşkusuz, ama Eyrie’delerdi. Evden çok uzakta. Sancaktarları bir araya toplamak vakit alırdı. Aynı zamanda Hoster Tully’in ittifakta kalması için Eddard Stark ile Catelyn Tully’in bir an önce evlenmesi lazımdı. İşin kötüsü, Vadi’nin ticaret merkezi Martı Kasabası’nın sahibi olan Grafton Hanesi Aerys Targaryen’e sadık kalmıştı. Sadece ticaret merkezi değil, Vadi’ye giriş-çıkış yapan gemilerin tek alternatif noktasının da sahibiydi Graftonlar.

”Deli Kral Eyrie’den Stark’ın kellesini istedi fakat Jon Arryn buna karşı çıktı. Bu arada Martı Kasabası’da tahta sadık kaldı.” -Ejderhalarla Dans Davos 1. Bölüm

Martı Kasabası olmadan, Robert Baratheon’un Fırtına Toprakları’na güvenli bir geçişi olmazdı. Eğer kara yolunu tercih ederse Kral’ın Şehri’nin çok yakınından geçmek zorunda kalacaktı ki bu da tehlikeli bir durumdu doğal olarak. Eddard Stark Kızkardeşler üzerinden Kuzey’e geçebilirdi belki ama eğer Jon bir donanma gücü ve Robert Baratheon’u evine götürmek istiyorsa Martı Kasabası’na ihtiyaç duyuyordu.

İsyan’ın arka planında Jon Arryn olmasına rağmen, Robert krallığa resmi olarak ayaklanan kişi olmuştu. Martı Kasabası Savaşı’nda Jon Arryn’ın isteğiyle Robert, büyük savaşçı-lord olarak saldırıyı bizzat yönetti. Nitekim Robert savaşlarda bizzat savaştı ve bu askerlere çok büyük moral verdi. Bu olay da Jon Arryn’in siyasi ve stratejik zekasını gözler önüne serdi.

Robert her savaşında büyük risk alıyordu. Robert’ın savaşlarla ilgili bu tutumuna şöyle bir referans, daha doğrusu bir örnek verebiliriz; İkinci Pön Savaşları sırasında Hannibal’ın uyguladığı bir taktik. Cannae muharebesinde, bazılarına göre Hannibal’ın en büyük askeri başarısında, Hannibal kendisini ordusunun orta bölüğüne, en güçsüz askerlerinin olduğu kısma yerleştirdi. Düşmanlarının bunu bilmesini sağladı ve hem ordusunun merkezini tuttu, hem de onu öldürmek için yığılan, kendi ordusundan daha büyük olan Roma ordusunu kuşatıp yok etmişti. Martı Kasabası Savaşı’nda Robert Baratheon’un bizzat savaşması, kendisinin gidip Marq Grafton’u öldürmesi, birlikleri bir araya getirmesiyle savaşın kazanılmasında büyük rol oynadığı aşikar. Bu savaşın da isyancıların moralini arttırdığını söyleyebiliriz.

Bu savaşta Jon’un da rolü büyük tabii. Küçümsememek gerekir. Yaşlı bir lord olarak savaşta bizzat bulunmaması tabii normal karşılanabilir. Grafton Hanesi’nin Vadi’ye değil de Kraliyet’e sadık kalmasına da tolerans göstermeyeceği de aşikardı Jon Arryn’in. Martı Kasabası’nın ele geçirilmesi ile tüm Vadi lordlarının onunla kalması daha da güvenilir bir hale geldi. Aksi taktirde onların da kalelerini & kasabalarını alabileceğini tüm sancaktarlarına göstermiş oldu.
Aerys’in Rickard Stark ve oğlu Brandon Stark’ı acımasızca katledişini Jon Arryn tüm diyarın bilmesini sağladı. Ve eğer Kraliyet tarafından kendi taraflarına geçecek bir lord olursa öldürülmeyeceğini söyledi. Bu durumu Robert Baratheon ileride, Summerhall Savaşı’nda kendi lehine kullandı.

Savaşın başlamasına sebep olan, Rickard Stark’ın Aerys Targaryen tarafından katledilmesi de Targaryen rejiminin kendini küçük düşüren hareketler yaptığını, bir despotluğa dönüştüğünü net biçimde gösteriyordu. Savaşın nedeni olarak kimsenin aklında bir soru işareti kalmaması sağlandı.

Martı Kasabası’ndaki zaferden sonra Jon Arryn artık ordularını Arryn Vadisi’nden yavaşça çıkarmaya başlayabilirdi. Vadi, daha çok defansif bir pozisyona sahip olmasıyla ünlüydü. Dar geçitleri ve yüksek dağ yamaçlarıyla.. Jon Arryn’de orduları yavaşça Nehir Toprakları’na doğru çıkararak Eddard Stark’ın emrinde bulunan büyük Kuzeyli ordusuyla buluştu. Maalesef ki Jon Arryn’in veliahtı Sör Denys Arryn savaş alanında Jon Connington tarafından katledildi. Sör Denys, Jon Arryn’in kuzeniydi ve onun hakkında ”müthiş bir mızrak dövüşçüsü, yakışıklı, cesur ve zerafetle doluydu.” denirdi.

Üç Dişli Mızrak Savaşı’nda Jon Arryn Vadi ordusunu yönetti. Ordunun sol kanadını oluşturan Vadi ordusu Üç Dişli Mızrak’ta kuşkusuz kilit rol oynadı. Orduyu bir arada tutmaya çalıştı ve başarılı da oldu. Bu sırada onun sancaktarı Lyn Corbray da Dorne Prensi Doran Martell’in dayısı Lewyn Martell’i savaş alanında katletti. Jon bir savaşçı değildi. Bu yeteneğiyle bilinmezdi ama yine de iyi idare etmişti.

Robert Baratheon Üç Dişi Mızrak’ta tek başına kesin bir zafer elde etti. Öyle kesin bir galibiyet ki, Kraliyet ordusu tekrar düzenlenemeyecek şekilde parçalanmıştı. Kraliyet’in prensi öldürülmüştü, onların en güçlü generalleri, lordları ya öldürülmüş ya da ele geçirilmişti, şimdi Kraliyet gerçekten mahvolmuştu. İsyancılar da çok güçlüydü bunun tam aksine. Büyük orduları da Kral’ın Şehri’ne birkaç günlük uzaklıktaydı.

Bölüm 1 için buraya tıklayabilirsiniz.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
2