Ana sayfa Harry Potter Filmler Harry Potter ve Lanetli Çocuk: Bardağın Dolu Tarafı

Harry Potter ve Lanetli Çocuk: Bardağın Dolu Tarafı

21
0
PAYLAŞ

Öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum: Harry Potter ve Lanetli Çocuk, bir tiyatro oyunu olarak inanılmaz başarılı bir iş. Neredeyse tüm eleştirmenlerden 5/5 yıldız kaparak ve 2016’da “En İyi Oyun” ödülü alarak Broadway yolcusu olmaya hazırlanan bir yapım. Üstelik sold-out olan biletlerini söylemiyoruz bile. Fakat Lanetli Çocuk’un hayranları ikiye böldüğünü de söylememize gerek yok. Zira bu süreci az çok takip eden herkes özellikle hayranların tepkilerini ve nelerden memnun olmadıklarını az çok anımsar. Fakat bu yeni öyküyü hakkıyla değerlendirmek için de gerekli etmenleri iyi bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Öncelikle her ne kadar bu senaryo kitabı “8. öykü, 19 yıl sonra” diye lanse edilip piyasaya sürülse de hepimiz bunun akıllıca tasarlanan bir pazarlama stratejisi olduğunu biliyoruz ki bu yüzden de kitap rekor üstüne rekor kırdı. Aslında kitabın öykü taslağı Rowling’den çıkma değil ve asıl yazarı da zaten Rowling değil. Tüm söylenenlere ve kapaktaki kocaman yazıya rağmen J.K Rowling oldukça yardımcı bir konumda. Ekibe verdiği karakter bilgileri ve arada yazdığı diyaloglar ile yönlendirmeleri elbette ki oldu.“Kendi eserinde neden yardımcı konumda?” diyebilirsiniz fakat birincisi hikaye ona ait değil ona gelen bir teklif. İkincisi ise bu bir tiyatro senaryosu ve Rowling bir kitap yazarı; tiyatro senaristi değil. Bu yüzden yazımını ve yönetimini Jack Thorne ve John Tiffany’e bırakması (hayranlar açısından) bazı olumsuzluklar yaratsa da akıllıca bir karar çünkü ikisi de alanında ödül kazanmış usta isimler. Ortaya koydukları iş de 2016’nın “En iyi Oyun” ödülünü kucaklayacak kadar iyi.

Kendi adıma bu hikayenin Harry Potter’ın devamını konu alarak yazılmış bir “tiyatro oyunu” olduğunu düşünmekten daha ileri gitmedim. Sonuçta bu bir CANON olabilir, resmi hikaye sayılabilir fakat eninde sonunda keyifli bir “tiyatro senaryosu.” Bir roman değil, tamamen Rowling’e ait değil. Daha fazla ne beklenebilirdi ki? Ben Harry Potter’ın “7 roman” sözünün bozulup da bir roman devamı olması ya da bir film olması yerine, farklı bir sanat dalında ve “ödüllü” bir oyunla devam etmesi fikrine çok olumlu bakıyorum. Bu yüzden sevmediğimiz yanlarını ve “fan fiction gibiydi” tarzı amatör düşünceleri bir kenara bırakarak, bu senaryo kitabını bize keyifle okutan unsurlara göz atmakta fayda var.

Harry Potter ve Lanetli Çocuk, Wizarding World’e çok güzel şeyler de kattı ve biz de bunlara 5 başlık altında bir göz atmak istedik. E buyrun efendim;

1)Draco Malfoy’un Hikayesi ve Ekibe Katılımı

Açıkçası her zaman Draco’nun “seçim şansı olmayan çocuk” sembolizmi üstüne işlenmesi birçoğumuzun bu karaktere dair en sevdiği şey olmuştur. Ailesinin baskısı, omuzlarındaki saf kan yükü ve bir Slytherin olması onu olmadığı bir kişiye dönüştürüyordu. Bir de üstüne ailesi Voldemort’un baş yardımcılarından biri olunca nasıl bir hayatı olduğunu tahmin etmek çok zor değil.

Fakat Harry Potter ve Lanetli Çocuk tam da burada devreye giriyor. Draco çok sevdiği karısı ölmüş, yaralı bir eş. Hayattaki tek varlığı olan oğlu Scorpius’a çok düşkün bir baba. Üstelik ailesinin baskısı ve Voldemort tehditi de üstünden kalkınca aslında Draco’nun nasıl biri olduğunu daha iyi anlıyoruz. Evet, hala biraz kibirli ve biraz da asi fakat içinde sevgi ve şefkati de barındıran biri. Scorpius ve Albus’un arkadaşlığını desteklemesini, iki çocuk kaybolduğunda sarf ettiği çabasını ve Harry, Ron, Hermione ve Ginny’e katılarak olayın 5’li bir ekibe dönüşmesini okumak çok hoş değil miydi? Sanki okul yılları boyunca onları uzaktan imrenerek izleyen Draco, bu sefer onların son macerasına katılma şansına erişmiş ve hepsi artık bir ekip olmuştu. Bunu okumak bir Potterhead için çok tatmin edici ve rahatlatıcı oldu. Sanki içten içe hep bunu beklemişiz ve sonunda gizli isteğimiz gerçekleşmiş gibiydi.

2) Albus, Scorpius ve Dostlukları

Şunu söyleyebiliriz: Albus tam da babasının oğlu. Onun gibi asi, olmadık yerden olay çıkarıp maceraya atılan, biraz da başına buyruk bir genç. Fakat babasının şöhreti altında ezildiğini hissediyor ve sorunlar da buradan çıkıyor.

Scorpius ise hiç de babasının oğlu sayılmaz. Son derece kibar, komik, dost canlısı ve aynı zamanda da kitaplarına da düşkün zeki bir genç. Söylentiler yüzünden okuldaki tek arkadaşı Albus ve o da onun gibi sorunlu bir genç.

İkisinin dostlukları ise kitapta o kadar samimi ve iyi işleniyor ki kitaba dair en iyi unsurlardan biri de bu. Senarist Jack Thorne ve J.K Rowling ikilisi olaylar ne kadar karmaşık olursa olsun bu ikilinin ilişkisini bize hiç unutturmuyor. Her şartta birbirini çok iyi anlayan, toplum tarafından dışlanmalarına rağmen delicesine eğlenen iki dost… Üstelik bu sefer yanlarında Hermione olabilecek biri de yok. İki Slytherin kafadarın bu dostluğu bence Harry Potter ruhunu çok iyi yansıtan ve Wizarding World’e çok yakışan ilişkilerden biri oldu. Üstelik Scorpius Malfoy sadece Lanetli Çocuk çerçevesinde değil tüm Harry Potter serisindeki en sevilen karakterler listesine girmeyi başarıyor. Hadi itiraf edin, Scorpius’u siz de sevdiniz.

3) Yeniden Hogwarts ve Eski Karakterler

Kitabın “zaman döndürücü” konseptine uygun olarak eskiye dönüp birçok karaktere de yeniden selam veriyoruz. Cedric, McGonagall, Dumbledore, Voldemort, Umbridge (ne kadar duygusal) ve tabii ki Snape…

Harry umutsuzluğa düşüp yardım istediğinde Dumbledore’un portesi ile yaptığı duygusal konuşmada hangimiz eskileri yad etmedi? Tıpkı Hogwarts günlerinde olduğu gibi Harry’nin başı dertte ve Dumbledore onunla dertleşiyor. Ayrıca bu sahne sihirli tabloların işlevi hakkında da oldukça önemli ayrıntılar veriyor. McGonagall’ın okul müdiresi olması yüzümüzde tebessüm bırakırken tabii ki Snape ile olan bölümler en çok duygulandıran yerler oldu. Hele de hem Alan Rickman hem de Severus Snape’in aslında öldüğünü düşününce bu sahne o kadar uzaklardan geliyor ki. Kesinlikle kitaba dair en güzel detaylardan biri ve yaptığı fedakarlıkla yine gönlümüzde taht kuruyor. Ah be Snape!

4) Alternatif Gelecekler

Bunun üzerine tüm Potterhead alemi birçok fikir yürütmüştür. Acaba zaman döndürücüyü alarak Voldemort’u daha doğmadan öldürsek ne olurdu? Her şey daha iyi olmaz mıydı? İşte bu kitapta bunlara cevap bulabileceğimiz birçok alternatif gelecek okuyoruz. Değiştirilen her bir olay farklı bir gelecek yaratıyor. Hatta “Voldemort eğer yaşasaydı nasıl bir dünya karşımızda olurdu?” sorusuna da cevap buluyoruz.

Kitaba dair keyifle ve heyecanla okunan en iyi kısımlar da yaratılan bu alternatif geleceklerdi. Çünkü zamanın ne kadar hassas bir olgu olduğunu, her şeyden bağımsız birini bile hayata döndürmenin gelecekte nelere neden olacağını öğrenebildik. Zaman döndürücü konseptinde bazı ufak değişiklikler yapılsa da bir tiyatro oyununa göre oldukça derli toplu ve tutarlı kullanılmıştı. Ve bundan doğan sonuçları okumak da oldukça zevkliydi.

J.K Rowling; Jack Thorne, John Tiffany ve başrol oyuncuları ile birlikte.
(J.K Rowling; Jack Thorne, John Tiffany ve başrol oyuncuları ile birlikte.)

5 ) Toplum tarafından dışlanan Lanetli Çocuklar

Evet, çocuk değil çocuklar dedik çünkü kitapta herhangi bir “lanetli çocuk” aslında kesin olarak yok. Düşünceleriniz ve bakış açınıza göre bu sıfatı herhangi birinin isminin önüne koyabiliyorsunuz. Bu da yeni hikayenin en etkileyici unsurlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Kitaba göre Scorpius’a lanetli çocuk diyebilirsiniz çünkü Voldemort’un oğlu olduğu dedikodusu dolanıyor. Ya da Albus’a geleceği birden fazla kez mahvettiği ve babasının başını belaya soktuğu için bunu söyleyebilirsiniz. Belki sizin için Voldemort ve Bellatrix’in kızları Delphi lanetli çocuktu çünkü hikayenin en büyük kötülük kaynağı oydu. Ya da yıllar geçmesine rağmen hala geçmişin izleriyle boğuşan, kötülüğü peşinde sürükleyen ve bir kez daha acı çekmeye mahkum kalan Harry Potter aslında lanetli çocuktu. Hiç bu açılardan düşünmüş müydünüz?

Yazımızı burada sonlandırırken umarız ki düşüncülerinizi az buçuk değiştirebilmişizdir diye umut ediyoruz. Hikayenin hoşunuza gitmemiş yanları olabilir fakat şu bir gerçek ki Harry Potter ve Lanetli Çocuk sold-out olan biletleri ile 2016’nin en iyi sahne oyunu olarak büyük başarılara imza attı ve önümüzdeki yıl Broadway yolcusu olarak bir tiyatro efsanesi olma yolunda ilerliyor. Eh, ne diyelim? Başarıları daim olsun. Sevenleri ve destekleyenleri olarak her zaman bu büyülü dünyanın arkasındayız. Muziplik tamamlandı!

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
26