Ana sayfa Middle Earth İnsanların Korktuğu Karanlık ve Hobbitler

İnsanların Korktuğu Karanlık ve Hobbitler

PAYLAŞ

Hobbitler nereden geldiler? Onları kim yarattı? Neden daha önce onları pek görmedik?

Silmarillion okuyanlar fark etmişlerdir ki, neredeyse her ırkın yaratılışı hakkında bir fikir sahibiyiz. Elfler ve İnsanlar direkt olarak Eru tarafından yaratıldılar. Cüceleri Aulë yarattı. Orkları ise Morgoth Elflerden bozarak yaptı. Uruklar olarak bildiğimiz kuvvetli orklar Sauron’un işiydi, Entler Yavanna’nın dileği olarak ortaya çıktılar, Kartallar şekle bürünmüş ruhlardı… Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz ancak Hobbitler konusunda çok bir fikrimiz yok.

Elflerin uyanışı

Hobbitlerin İnsanlarla bağlantıları oldukları düşünülüyor. İnsanlardan geldikleri düşünülüyor yani. Peki bu iş nasıl oldu? Nasıl oldu da Hobbitler daha kısa, obur ve tüylü ayaklı hale geldiler? Ve nasıl oldu da Yüzük’e bu kadar direnebilecek kalbe sahip oldular?

Bu konuyu şimdilik bir kenara alalım ve biraz değişik bir konudan bahsedelim. Takvimler Birinci Çağ’ın ilk anlarına işaret ederken, yani Güneş gökyüzünde ilk defa yükseldiğinde İnsanlar Hildorien’de uyandılar ve Elflere göre Morgoth oraya giderek kalplerine bir karanlık yerleştirdi. Bazı İnsanlar da Batı’nın Işığı’nı aramak için Beleriand’a yöneldiler.

Beleriand’a girdiklerinde Elflerle karşılaştılar. Hem de aralarından en çok sevilen ve kalben en iyi olanlardan biriyle; Finrod Felagund’la. Çoğu İnsan Ñoldor’un hizmetine girdi ve onları efendileri olarak kabul ettiler, Ñoldor’un da Morgoth’a karşı verdiği savaşta gücünü epey arttırdılar.

Finrod, İnsanlarla ilk karşılaştığında onlar uyurken arp çalmıştır ve İnsanlar o sese uyanmışlardır.

Daha önceki yazılarımızda History of Middle-earth serisini, ya da meşhur adıyla 12 Cilt’ten dikkatimizi çeken yerleri paylaşacağımızı söylemiştik. Morgoth’s Ring adlı kitap bu serinin 10.cildine denk geliyor ve bize çok değerli bilgiler veriyor.

Kitabın dördüncü kısmı Finrod ve Andreth’in münazarasını içeriyor. Finrod yukarıda adını geçirdiğimiz ve Silmarillion okuyanların da iyi tanıdığı bir karakter. Yüce bir Elf lordu ve hayatını Beren için feda edecek kadar da yüce gönüllü bir Elf. Andreth ise Bëor Hanesi’nden bir kadın ve “bilge” olarak biliniyor. Gönül isterdi bu tartışmanın tamamını çevirip sizlere ulaştırmak ancak Münazara koca bir kitap bölümünü kapsıyor ve yirmi beş sayfa kadar sürüyor.

Bu Münazara’da İnsanların doğası, Elflerin doğası, ölüm, ölümsüzlük ve doğudaki karanlık gibi ciddi konular tartışılıyor.

Ufak bir kısmını şuraya bırakıp sonra konuya döneceğim:

“Anlıyorum.” dedi Andreth. “Daha küçük akrabalarınız olan ve bu dünyada tanıştığınız bizleri, Işık’ı görmemiş olsak da kendinizden, Yüce Elflerden, ayrı tutmuyorsunuz. Siz Elfler bizim ırkımızdan dolayı hızlı öldüğümüzü düşünüyorsunuz. Bizim kırılgan ve geçiçi olduğumuzu, sizin de güçlü ve devamlı olduğunuzu. İrfanınızda söylediğiniz gibi, “Eru’nun Çocukları” olabiliriz ama biz aynı zamanda sizin de çocuklarınızız, biraz sevilen belki de, ama yine de daha az değerli olan, gücünüzün ve irfanınızın zirvesinden aşağıya baktığınız, bir gülümsemeyle, belki de acımayla, veya başınızı sallayarak baktığınız çocuklarız.”

“Heyhat! Doğruya yakın konuşuyorsun,” dedi Finrod. “Halkımın çoğu hakkında doğru belki de, ama hepsi için değil, kesinlikle benim için değil. Ama şunu iyi düşün, Andreth, size “Eru’nun Çocukları” dediğimiz zaman, bunu basitçe söylemeyiz, tam anlamını belirtiriz. Konuştuğumuz zaman öylesine konuşmayız, bilgimizle konuşuruz, sadece Elf irfanıyla da değil; sizin akrabamız olduğunu beyan ediyoruz, hem de Arda’daki tüm yaratıkları bağlayan bağlardan daha yakın bir akrabalık (hem hroa, hem de fea’dan)”

Burada da görebileceğiniz gibi İnsanlar biraz Elflerin onlara ebeveynlik yaptığını düşünüyor. O zamanın İnsanları için Elfler fazlasıyla görkemli ve haşmetli duruyorlardı kuşkusuz. Yine de Finrod alçakgönüllülükle İnsanların akrabaları olduklarını beyan ediyor.

Andreth

Tartışmanın devamında Andreth’in şu söylemi oldukça ilginç: Karanlık lordun onlara dokunmadan önce insanların da “dünyaya ölmemek için geldiklerini” yani, aslında insanların da ölümsüz olduklarını ve bunun Melkor tarafından ellerinden aldıklarından bahsediyor. Elbette Finrod bunun büyük ihtimalle böyle olmadığını söyleyerek o dönemlere ait bildiklerini soruyor.

Asıl konuya burada gireceğim. Batıya gelen İnsanlar doğuda büyük bir karanlıktan korktuklarını söylüyorlar, ancak asla o karanlıktan bahsetmekten çekiniyorlar. Bu da aklımı kurcalayan bir şey oldu. Elflere göre bu büyük ihtimalle Morgoth’un yaptığı bir şeydi, ancak İnsanlar Beleriand’a geldiklerinde Morgoth’un karanlığını derinden hissediyorlar. Her ne kadar Elflerin gücünü destekleyerek Angband Kuşatması’nın dört yüz sene sürmesini sağlamış olsalar da, eğer iliklerine işleyen karanlık o olsaydı, doğuda gördüklerinin aynı karanlık olduğunu söyleyebilirlerdi. Mesela Andreth “Siz ölümsüz topraklardayken tüm Orta Dünya’ya gölge hakimdi.” demeden anlık bir duraksama yaşıyor.

Peki insanlar neyden bu kadar korktular?

Yani İnsanlar doğuda başka bir şeyler yaşamış olmalılar ki, korkuları yüzünden konuşamıyorlar. Bu da akla acaba Morgoth’tan başka bir kötülükle mi karşılaştılar, sorusunu getiriyor.

Bunun Hobbitlerle ne alakası var diye sorduğunuzu tahmin edebiliyorum. Hobbitlerin kökeninin bu karanlık günlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra diyeceklerim de bu karanlık günlerle alakalı teorilerden oluşacak.

Morgoth’un Orta-Dünya üzerindeki tek karanlık şey olmadığını biliyoruz. Başta kendi tarafına çektiği Maiar var, Balroglar ve Sauron gibi, ancak bildiğimiz kadarıyla onlar Morgoth’tan etkileniyorlar ve onun gücüyle kendi güçlerine güç katıyorlar. Yani olayda Morgoth’un ciddi parmağı var. Bir de Morgoth’un direkt müdahil olmadığı bazı kötülükler mevcut, buna verebileceğimiz en iyi örnek Ungoliant olacaktır. Okurken ve sonradan yapabileceğimiz çıkarım Ungoliant’ın Morgoth’tan bağımsız bir şekilde kötü olduğu yönünde olabilir.

Benim de teorime göre İnsanların doğuda karşılaştığı şey Morgoth değil, bağımsız bir karanlıktı ve İnsanlara çok acı çektirdi. Bu derin acıları yaşadıkları dönemlerde İnsanların bir kısmı, Elflerin orka dönüştüğü sırada yaşadığına benzer şeyler yaşamak zorunda kalmış olabilirler. Belki de yer altına çekilip orada çağlar boyu “kısalmış” olabilirler. Belki de o karanlık günlerin etkisi sebebiyle bu kadar iyi kalpliler ve Yüzük’e dahi direnebiliyorlar.

Samwise Gamgee, Üçüncü Çağ’ın kahramanlarından
Finrod pek öyle olduğunu düşünmese de bu karanlık varlık cidden İnsanların ömrünü dahi kısaltmış olabilir.

Ben burada yine Eru’nun ufak müdahalelerinden birinin olduğunu ve Hobbitleri bir şekilde İnsanlardan ayırdığını ve farklılaştırdığını düşünüyorum, bu yüzden de geçmiş günleri unutmak ve üzerine asla konuşmamak istiyorlar gibime geliyor. Zaten belki de geçmiş nesillere o günleri katarmamayı seçmiş de olabilirler. Andreth bile cidden o günleri bilmiyor olabilir ama yine de bu korku İnsanların genlerine kadar işlemiş gibi görünüyor.

“Hayır lordum, İnsanlar arasından Bilge olanlar der ki, ‘Biz ölmek için yaratılmadık, ölmek için doğmadık. Ölüm bize dikte edilmişti.’ Ve işte! Şimdi bir geyiğin avcıdan kaçtığı gibi biz de o korkudan kaçıyoruz.” şeklinde bir ifade kullanıyor Andreth. İnsanlar çok ciddi bir şekilde ölümsüz olduklarına ve bu ölümsüzlüğün onlardan alındığına inanıyorlar.

Bu ölümsüzlüğü kaybetme sırasında Hobbitler aralarında en çok acı çekenler ve en çok zarar görüp değişenler olabilirler. Belki de Gandalf bu yüzden onları bu kadar seviyordur ve unutulmuş olmaları sebebiyle Sauron’un dikkatini çok geç vakte kadar çekmemişlerdir. Unutulmaktan ziyade pek “göze çarpmayan” bir halk olduklarını söylemek daha doğru tabii ki.

Elbette akıllara, “O zaman bu karanlığa ne oldu?” sorusu geliyor. Bana kalırsa o karanlık ya hala yaşıyor doğuda ya da çoktan Avari ve orada kalan İnsanlar bunun savaşını verdiler. Neticede Elflerin ilk uyandıkları topraklar olan Cuivienen’i ve İnsanlar’ın uyandığı Hildorien’i tam olarak bilmiyoruz. Tek bildiğimiz doğuda oldukları. Rhun’un doğusunda ne uzanıyor pek bir fikrimiz yok ve orada hala yaşayan Karanlık Elfler de, Batı’ya gelmeyen İnsanlar da olmalı. Orta Dünya’nın batısı, yani hikayelerin geçtiği topraklar kendi karanlığı ile meşgulken, o toprakların sessiz kalmaması büyük olasılık.

Hobbitler öyleyse aslında Orta Dünya’nın en çok acı çekmiş halkı olabilir.

Filmlerde ve kitaplarda çokça gördüğümüz Hobbitler en az Ñoldor ya da Batı’nın İnsanları kadar acı çekmiş bir halk olarak karşımıza çıkıyor olabilir. Yüzük Kardeşliği’nde gördüğümüz rahatlıkları, dünyadan uzak duruşları ve yaşadıkları güzel toprakları buna bir işaret olabilir.

Shire

Hobbitler bu yüzden, hem Üçüncü Çağ’daki kahramanlıklarıyla, hem de Birinci Çağ’da çektikleri acılarla en takdire şayan halklardan biri olabilir. Belki de Üstat Tolkien‘in de aklında böyle imgeler vardı ki, onların hak ettiği değeri Üçüncü Çağ’da görmelerini sağladı ve Karanlıklar Efendisi’ni en sonunda iki Hobbit yendi.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
17