Ana sayfa Middle Earth Filmler Ithilien Prensi: Faramir

Ithilien Prensi: Faramir

PAYLAŞ

''Ben yalanla bir orku bile tuzağa düşürmeye kalkmam.'' sözünden de anlayacağımız gibi son derece dürüst bir komutandı Faramir. Güneş ile arasına her zaman en sevdiği girdi. Değerli ağabeyi, Faramir'in en kıymetlisiydi fakat onu bu bir şekilde ezdi. İşte bu aciz yazıda bu yazının tam tersi olan Faramir'in hayatını sizlere anlatmaya çalışacağım.

Tarih Üçüncü Çağ'ın 2983'ünü gösterdiğinde Ecthelion'un Ak Kulesi'nin gümüş bir iğne gibi parladığı sabah serinliğinde Denethor karısı Finduilas, dünyaya ikinci çocuğunu getirmenin mutluluğunu yaşıyordu. Kim bilebilirdi ki canının en değerli parçası ile yalnızca beş yıl geçirebileceğini? Henüz daha annesine doyamamış Boromir ve Faramir'in doldurulması imkansız buruk hayatı işte böyle başlıyor. Babalarının gölgesi altındaki iki yoldaş ve kardeşin tek bir ülküsü vardı,“Gondor”. Boromir kendini savaşa adamıştı, Faramir ise bilime. Lakin Denethor için büyük oğlu Boromir hep onun gözdesi oldu. Bir gün vakti dolduğunda yüce tahtın altında pek de yüce olmayan vekilharç tahtını ona devredecekti. Faramir de bunun farkındaydı lakin ağabeyine ve ülkesine olan sadakati dolayısıyla bu durum karşısında hiçbir zaman hırslanmadı. Aksine, ağabeyinin en büyük destekçisi oldu. Seneler böyle gelip geçti ve sonunda ilk görevlerine atanmaya başladılar. Boromir Osgiliath'ın komutanı ve ayrıca Gondor'un Kaptanı ünvanı ile halkın övgüsünü kazanırken; Faramir Kara Topraklar'a en yakın Gondor sınırlarından biri olan Ithilien'in Reisi oldu. Ve burada öğrendi adil olmayı, “bahçivanların onurlu olduğunu”…

Senelerin verdiği ağırlıkla ve kuvvetle ilerleyen kara veba Gondor'u tam anlamı ile sarmışken Osgiliath'ta bir savaş koptu. Mordor'dan gelen ork birlikleri nehirin kontrolünü ele geçirmek istiyordu. Fakat Gondor'un gözüpek komutanı Boromir kardeşi Faramir'in Ithilien'den getirdiği destek ile zafer kazandı. Henüz daha zafer arifesinde biralar ısınmış bedenleri serinletirken Denethor Minas-Tirith'ten inip Osgiliaht'a geldi ve Boromir'i bu zaferi sebebi ile kutladı lakin ona çok özel bir görev verdi. Imladris'te Narsil'in, parçaları ile beraber Ak Kule'ye getirilmesini istedi. Ve aslında bu görevin altında çok daha derin ve vuku bulmasına az kalmış bir sır yatıyordu.

Faramir

Ve şimdi Faramir'in sorumlulukları katlanmıştı. Fakat ağabeyinin sınırlardan uzak tuttuğu orkların da bu oranda gücü katlanmıştı. Çünkü savaş artık kapıya dayanmıştı. Belki de Denethor bunu görmek istemiyordu ama Faramir'e karşı tutumu son zamanlardakinden de sert olmuştu. Çünkü o da biliyordu Faramir'in üzerindeki yükü fakat hiç de yardımcı olmuyordu. Peki bu tutumun sebebi Faramir'in ağabeyi Boromir kadar yiğit olmaması mıydı? Savaşta gözü pek değil miydi? Hayır. Faramir bir komutanda olması gereken her şeydi. İşte bu konu hakkında Beregond'un sözü şu şekildedir :

''Faramir cesurdur, bir çoğun düşüneceğinden daha cesur; çünkü bugünlerde insanlar bir liderin hem zeki, bilgili; doğa ve şarkı hakkında okumuş öğrenmiş olması yanı sıra, güçlü ve savaş alanında seri kararlı olabileceğine inanmakta zorluk çekiyor. Ama Faramir, ağabeyi Boromir'e göre daha az pervasız ve sabırsız ancak aşağı kalır bir yiğit değil.''

Ağabeyinin gidişinin ardından aylar geçmişti ki karanlık bir rüya gördü. Rüyasında ağabeyini gördü. Anduin'in çetin sularında, Lothlorien'den gelme zarif bir kayığın içinde gökyüzünden kayan yıldız gibi ilerliyordu. Ve içinde bu sefer bir canlı yoktu. Boromir ölmüştü ve naaşını buz gibi sular ebediyete uğurluyordu. Faramir dehşete kapılmıştı. Böylesine sevdiği birine bu şekilde mi veda edecekti? Fakat maalesef rüya gerçekti. Çünkü Anduin'in kuzey kolundan gelen bir borozan rüyanın yaşandığı suların üstüne kondu. Faramir bunu gördü ve yüreği tıpkı Kardeşlik gibi dağıldı.

Gondor bu acı olayın vuku bulduğunu öğrenince çok büyük bir yas tuttu. Son zamanlarda şehirde bir sessizlik hüküm sürüyordu ama bu sefer şehir kendini adeta mühürledi. Ne sokaklarda oynayan çocuklar ne de çakırkeyif erkekler… Hepsi karşılarında uzanan karanlık dağlardan daha önce hiç olmadığı kadar korkuyordu şimdi. Ve Faramir bu sefer ruhen de yalnızdı. Çünkü babasına güvenemezdi. Zira babası Boromir'in ölümünün ardından aklını yitirmeye başlamış ve gözü kör bir şekilde orduları yönetmeye başlamıştı.Ancak komuta daha çok Faramir'deydi. Çünkü halk Faramir'i seviyordu. Ama Faramir'de aynı şekilde babasına sadıktı. Zaman ilerledikçe Sauron ve hizmetkarları daha şiddetli akınlar düzenlemeye başladı. Faramir, doğudan Mordor'a gelebilecek yardımları kesmek için Ithilien'deki gizli karargahları, Batı'daki Pencere'de birliğini teyakkuza geçirdi. Ve aynı zaman dilimi içerisinde Haradrim'den büyük bir alay Mordor'a girmek için Ithilien sınırları içine girdi. Tabii bu duruma hazırlıklı olan ve bu durumu bekleyen Ithilien Kolcuları daha düşman ne olup bittiğini anlayamadan onları temizledi. Kolcuların hünerleri muazzamdı zira Haradrim'de bulunan dev Mumakları bile göz açıp kapayıncaya kadar indirdiler. Lakin bu olaydaki asıl çarpıcı yer burası değildi. Savaş alanında hiç de beklenmedik simalar ile karşılaşıldı. Shire'dan geldiklerini iddia eden iki buçukluk, güvenli bir şekilde yolculuklarına devam etmekte ısrarlıydılar lakin kolcular buna müsade kılmıyordu.

İkili, Batı'daki Pencere'ye getirildiğinde karşılarına Faramir çıktı. Nereden ve hangi amaç uğruna yola çıktıklarını tek tek sordu. Her ne kadar yoruma açık cevaplar alsa da nereden geldiklerini sonunda kestirdi. Imladris'ten gelen dokuz yoldaştan ikisi hemen önündeydi. Ve ikiliden biri olan Frodo'nun taşıdığı şeyi tahmin edebiliyordu. Güç Yüzüğü parmaklarının ucundaydı. Ve her şeyin kaderi de Faramir'e bağlanmıştı. Bunların yaşanması Faramir'e uzun uzun düşünmeyi gerektirdi. Ve bu sırada Frodo'dan bir hakikat öğrendi. Ağabeyi Boromir Frodo'nun boynundaki şeye olan saplantısı yüzünden ölmüştü. Ama yine de yiğitçe ölmüştü. Zira nice savaşçıları bir ordu bile deviremezdi ama birkaç ok devirmek için yeterliydi. İşte Boromir de onlardan biriydi. Ve Faramir bir kez daha yas tuttu.

Faramir_halflings

Frodo ve Sam ihtiyaçları olan uykuyu çekiyorken Faramir Frodo'nun yanına sessizce ilişti ve görmesi gerek olan birşey olduğunu söyledi. Biraz ilerledikten sonra bir gölet ve şelaleye denk geldiler. Buraya Yasak Havuz deniyordu. Ve tam Frodo buraya getirilme amacını soracaktı ki Faramir'in de işaretiyle suda tanıdık bir sima gördü. Tabii bunu daha önce Kolcular görmüştü ve Faramir'e bildirmişti. Faramir ise Anborn ve diğer okçulara saklanmalarını ve olası olmayan bir durumda da hedefi vurmalarını tembihlemişti. Şimdi karar sırası Frodo'daydı. Ya görevlerini tamamen açık etmiş bir şekilde aşağıdaki yaratık olan Smeagol'un kimliğini açığa çıkaracaktı ya da ölmesine izin verecekti. Cevap alamayan Faramir tam da fermanı verecekken Frodo Smeagol'u bağışlamaları için onlardan durmalarını istedi ve Faramir'in öğrenmek istediği her şeyi bu yaratıkla beraber karargaha geri götürdü.

Frodo, Smeagol'un onların rehberi olduğunu ve daha öncesinde onları Kara Kapı'ya kadar götürdüğünü söyledi ve o şaşkınlık içinde dinlemeye devam etti. Ve şimdi nereye gittikleri konusu geldiğinde Cirith Ungol'a doğru yol aldıkları açığa çıktı. Faramir hiddetlendi ve Smeagol'un bir şeyler gizlediğinden şüphelenmeye başladı. Çünkü o geçitte asırlardır yaşayan bir yaratıktan bahsediliyordu. Bunu bir tuzak olarak nitelendirdi. Ayrıca Smeagol'a pek de iyi davranmayan kolcular yüzünden Smeagol artık eski benliğine geri dönmeye başlamıştı. Nihayet ikna olduğunda ve Güç Yüzüğü'ne iradesiyle karşı koyduğunda üçlüyü yolları boyunca yanlarında taşıdı ve yolun sonunda onlarla vedalaştı ve kendi kaderinin de bağlı olduğu Frodo ve Sam'i Gollum konusunda tembihledi. Ve işte böylece yüzük ile dövüldüğü yer arasında sadece bir dağ kaldı. Artık nihai son çok yakındı.

Bu olanların hemen ardından Osgiliaht'tan gelen çağrı üzerine çıktıkları yolda büyük bir ork birliği ile karşılaştılar. Zor da olsa püskürtülen ork ordusu gece sularında asıl ordu ile beraber yeniden meydana çıktı. Ama bu sefer Gondor gelen saldırıyı durduramadı. Zira vurgun çok şiddetliydi. Muharebeye Nazgûl bile katılmıştı. Lakin bu sefer önü açıktı çünkü vakti zamanında Boromir, Nazgûl Lordu Cadı Kral'ı geldiği deliğe geri göndermişti. Savaş artık geri dönülemez bir boyut aldığında şehirden çekilmek zorunda kalan garnizon Minas-Tirith'e ulaşmak için Pelennor'da amansızca kaçıştı. Çünkü Nazgûl, kaçanların peşini bırakmıyordu. İşte tam bu saatlerde şehire geleli henüz çok olmamış olan Gandalf çıkageldi. Nazgûl'u güçleri ile geri püskürttü ve kalan garnizon ile güvenli bir şekilde şehire giriş yaptı. Tabii bu olayın doğurduğu sonuçtan ve alınan başarısızlıktan dolayı sinirlenen fakat dehşetini fiziksel olarak değil de ağzından çıkan kelimeler ile belirten Denethor ağabeyinin vakti zamanında koruduğu toprakların bu kadar çabuk bırakılmaması gerektiğini söyleyerek Faramir'i istemediği bir şeye sürükledi, “ölmeye”. Çünkü Gondor, elindeki birlikler ile Osgiliath'a girmiş olan ork taburlarına karşı bir zafer kazanamazdı. Ve baba oğlun arasında geçen son konuşma da aralarındaki ilişkiyi özetler cinstendi :

''- Artık Boromir'den yoksun olduğunuza göre, onun yerine ben gelip elimden geleni yapacağım. Eğer emriniz buysa.

– Emrim bu.

O halde hoşçakalın! Ama eğer geri dönersem, hakkımda daha iyi şeyler düşünün artık!

– Bu senin geri dönüş biçmine bağlı…''

Gandalf'ın hayatını tehlikeye attığını, aptallık ettiğini söylemelerini bile duyamayan Faramir kaderi ile yüzleşmek için emrindeki taburu ile birlikte Osgiliaht'a yola çıktı. Ve bu olanlar Pippin tarafından şöyle yorumlanır :

Ev geride

Dünya önümüzde

Ve yürümek için çok yol var

Gölgelerin içinden

Gecenin kenarına doğru

Yıldızlar tümüyle parlayana kadar

Sis ve gölge

Bulut ve ruh

Hepsi kararacak

Hepsi…kararacak…

Ve böylece ölüme uğurlandı halkı tarafından. Ama kaderin cilvesidir ki taburundan sağ kalan tek kişi Faramir oldu ve şehire dönmeyi başardı. Lakin ağır yaralıydı. Manzara ile karşılaşan Denethor ise oğluna olan sevgisini sonunda anlayabildi ve onu bağarına bastı. Ancak onun öldüğünü ve soyunun sona erdiğini düşünüyordu. Ve bunu başarısızlık olarak görüp, kendi idamı için hükum verdi. Oğlu ile beraber yanarak ölecekti. Lakin Pippin buna müsade etmedi. Zira onun yaşıyor olduğunu anlamıştı ve onları durdurmak için Gandalf'ı çağırdı ve Gandalf bu çılgınlığa son verdi. Yanarak ölmek üzere olan Denethor, oğluna son bir kez baktı ve yaşadığını anlayınca büyük bir hüsran ile kendini Minas-Tirith'in son katından aşağı attı. Ve göçer Ecthelion oğlu Denethor.

Bu sırada Minas-Tirith son savunmasını veriyordu. Zafer Aragorn'un gelmesi ile büyük ölçüde sağlanmıştı ve çağın en büyük savaşının ardından Aragorn soluğu şifaevlerinde aldı. Hısmından olan Faramir'i o vaziyette gören Aragorn hemen yanına ilişti ve baygınlığı az da olsa atlatmış olan Faramir ile kısaca sohbet etti. Faramir, kral son savaştan sonra şehre döndüğünde hazır olması gerektiğini söyledi ve ikili tebessüm ile ayrıldı.

Gondor, Rohan ve diğer halklar son mücadele için, Frodo'ya son şansı tanımak için Kara Kapılar'a doğru harbe geçtiğinde Faramir şifa evinde birine rastladı. Bu kişi Rohan Kralı Théoden'in yeğeni Éowyn'di. Ve onu görür görmez ona karşı bir şeyler hissetmeye başladı. Ama aynı hisleri sadece o hissetmiyordu. Éowyn'de aynı şeyleri ona karşı hissediyordu ve hayattaki acılarını birbirlerine olan aşkları söndürdü. Çünkü bunu hak ediyorlardı.

Faramir and Eowyn

Savaş bittiğinde ve Tek Yüzük nihayet yok edilip Sauron sürgün edildiğinde Kral Aragorn şehire döndü. Bütün halkın huzurunda tacını taktı ve dostları ile bu kutlu günü kutladı. Nihayet olmak için doğduğu kişi olmuştu.

Ve bu olanlar ile Dördüncü Çağ başladı. Yüzük Kardeşliği ayrıldı ancak asla unutulmadı. Kardeşlikten Legolas, Faramir'in de bulunduğu Ithilien'de bir elf kolonisi kurdu. Gimli ise Miğfer Dibi'nin altındaki Parıltılı Mağaralar'da bir cüce kolonisi kurdu. Seneler böyle geçti. Oğlu Elboron doğdu. Seneler kıyılara vuran dalgalar gibi geldi geçti. Aragorn, Eomer ve Faramir doğululara karşı savaşmaya devam etti ve Birleşmiş Krallık en büyük sınırlarına ulaştı. Lakin sonunda istirahata çekildi ve yerine oğlu Elboron vekilharç oldu. Yüz yirmi yaşına geldiğinde düşünceleri hala yeniden filizlense de bedeni dayanamadı ve bu diyardan göçüp gitti. İşte Gondor'un en onurlularından Faramir böyle geldi, böyle geçti. Dürüstlüğü ile bizlere ders verdi, iradesi ile de bizleri imtihandan geçirdi. Ithilien'in sonsuza kadar genç kalacak olan bilge kaptanı…

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
122