Ana sayfa Edebiyat KALP MANEVRALARI KİTAP YORUMU

KALP MANEVRALARI KİTAP YORUMU

23
0
PAYLAŞ

KALBİN NE KADAR BÜYÜK?

 

Boşuna çabalama. Önce bir kapı koymalıyım duvarlarıma,
İçeri girmen ancak böyle mümkün.
Kalp Manevraları /MERT ŞER

Sustuklarını ya bir kuyuya bağıracak ya da mürekkebe vuracaksın. Mürekkep seni anlayacak ve harflere dönüştürecek hislerini. Harfler kelime olacak, sancılarla fikirlerini doğuracak cümleler. Ellerin istemsizce akacak kağıdın üzerinde. Şaşıracaksın; içinde senden bir tane daha olduğunu fark edeceksin. Kursağındaki heveslerin, tamamlanmayı bekleyen hayallerin, güneşli günlerin, fırtınalı denizlerin, kıyında köşende kalmış her şey harflere, kelimelere, cümlelere, sayfalara taşacak… Yazacaksın.

“Yazmak düşünmenin en iyi yoludur. Yazmak ne birilerine anlatmak ne de birilerini dinlemektir. Yazmak, yazmaktır işte; Kendine anlatmak…
Bir gün bütün insanlar ışıl ışıl yanana kadar yazacağız, anlatacağız, okuyacağız. Yazdıkça kendimizi tanıyacak, tanıdıkça o en küçük insanlık parçasına ulaşacağız. O parçacık bize bizi anlatacak. Her insan o içindeki parçaya ulaştığında ışığını yakacak. O ışık bizi birbirimize yaklaştıracak, farkedeceğiz. Bizi ayıran hiçbir şey o parçacığın bulunduğu derinliklerde barınamayacak. Bir gün bütün insanlar ışıl ışıl olana kadar yazacağız, anlatacağız, okuyacağız. Dünyayı edebiyat kurtaracak… “ Diyordu Mert Şer…

Neydi peki bu yazdıkları? Sıra bunların ne olduğuna karar vermeye gelmişti. Şiir mi? Hayır. Bir öykü? Ortada ne zaman ne de mekan vardı, hayır öykü de değildi. Deneme mi? Hayır hayır… İnsanın kendinden taşan bu şeyler bir edebi türden başka şeylerdi. “Manevra” dedi onlara. Hislerin oradan oraya uçuşması; Kalp Manevraları…

Kalp Manevraları’na rastladığımda kitabın adını aklımdan defalarca geçirdim. Yazar öyle bilinçaltını vuran bir kelime oyunu yapmıştı ki, daha en başında kitabın adı bana, onu okumam gerektiğini fısıldamaya başlamıştı.

Kaç kez dümeni kırdık? Kaç kere savrulduk ve kaç kere toparladık kendimizi? Kaç viraj atlattık hayatta? Kaç manevra yaptık?

İşte bu kitabın içinde genç yaşta yurt dışına, Viyana gibi Avrupa’nın kültürel başkenti olan, sanatla, kültürle, tarihle iç içe geçmiş bir şehre okumak için giden genç bir adamın size kelime kelime sinecek kelime kelime tanıdık gelecek hislerinin, ayrılıklarının, kavuşmalarının, yalnızlıklarının, iç hesaplaşmalarının naif dokunuşlarını bulacaksınız. Mert Şer bunlara ‘hüzün’ diyecek. Mutlu anlara da, mutsuz anlara da, zorluklara da, güneşli günlere de ‘hüzün’ diyecek.

 

“Beyaz nasıl bütün renklerin karışımıysa hüzün de bütün duyguların karışımıdır. Gri değildir hüzün, beyazdır. Mutluluk ve hüzün zıt anlamlı değildir… Mutlu insan aynı zamanda hüzünlü olabilir. Mutluluk uzun uzun yazılamaz, mutluluk varsa yazmaya vakit harcanmadan dibine kadar yaşanır. Anlıktır mutluluk, birikmez. Hüzün birikir. Hüzün ömür boyu birlikte yaşanmasına alışılması gereken, duygunun en küçük yapıtaşı, bütün duyguların kaynağı… Hüzün güzel bir şeydir. Ve hayat hüzünlü bir şeydir”

Hüznü böylesine içten ve vurucu anlatan, insana yaşadığı hüzünlü şeylerin aslında hayatın ta kendisi olduğunu hatırlatan ve üstesinden gelebileceğini hissettiren, yaşanılan kötü anıların da güzel anılar gibi bir zaman sonra hatırlayınca gülümseteceğini söyleyen bir kitap bu. Geçmişin odamızın duvarı kadar gerçek olduğundan, kıymetli olduğundan ve bazen bir sesle, bir melodiyle bazen de bir kokuyla hemen o günlere dönebileceğimizden bahseden, yani her ne yaşamış olursak olalım değerli olduğunu anlatan bir kitap.

Mert Şer’in kitabında, Viyana’da geçirdiği zamanlardan çok sıcak anılar da var. Bazen sizi düşündürüyor, uzaklara daldırıyor bazen de gülümsetiyor. Bir içsel yolculuğun, kendi kendine hesaplaşmaların, farkındalıkların kitabı. Bir yazısında ‘Bu sefer adam gibi değil, kadın gibi sev.‘ diyebilecek kadar kurabildiği empati ve gözlem yeteneği sayesinde karşısındaki insanların ruh haline bürünebiliyor. Bir nevi hem kendini hem de başkalarını ayna gibi yansıtarak, yaşananları sorguladığını görüyoruz. Ve bu sizin de kendinizi sorgulamanıza neden oluyor. Bazen ‘Kalbiniz ne kadar büyük? Mutluluğu için çabaladıklarınızın sizin mutsuzluğunuzu görmezden gelmesini hapsedebilecek, unutturacak kadar var mı?’ diye derinlemesine sorgularla, bazen de ‘Evin en büyüğü en yaşlı olanı değil, en erken kalkanıdır.’ diyecek kadar hayatın içinden tespitlerle dolu sayfalar, tabiri caizse hayatınızı dışarıdan bir gözle izlemenizi sağlıyor.

Kalıplara sığmayan, teoride yalnız olmayan ama yalnızlığın derin ruhsal dalgalanmalarını kanıksamış bir yazarın yazılarıyla kendinizi buluyorsunuz. Bir çok insani hallere getirdiği tanımlamalar gibi yalnızlığı da kendince tanımlıyor yazar;

‘Yalnızlık çevrende az insan olması değildir. Yalnızlık, çevrende kafandaki sorulara cevap verebilecek derinlikte insanların olmamasıdır…’

Bilmenin, içselleştirmenin ve anlamanın öğretilerini size sunan, aynı zamanda kendine her an biraz daha yaklaştığını duyumsayan yazar, ‘Gerçek zaferler kalpte kazanılıyor.’ diyerek sizi de kendinize yaklaştırıyor ve biraz daha kendinizi tanımaya başlıyorsunuz.

Altı çizilecek çok fazla aforizma ve yaşam felsefesi haline getireceğiniz, hayatın her anına dair çok güzel öğretiler bulunmakta kitapta. Yalnızlığın, vazgeçmenin, özlemenin, pişmanlığın, aşkın ve aklınıza her ne geliyorsa, tüm duyguların yaşanabilir ve olağan olduğunu, hatta bu duygulardan bir tat alabileceğimizi, gözyaşlarımızdan bir nehir de dursa önümüzde bize içinde sırtüstü yüzebileceğimizi dibine kadar hissettiriyor Mert Şer;
‘Sürekli pembe bir mutluluk hali yaradılışa ters. Hayat, karşına çıkan tepeleri aştığın, her seferinde ardını merak ettiğin için devam ettiğin bir hikaye. Sonunu görebildiğin uçsuz bucaksız dümdüz bir ovada nereye kadar koşabilirsin? Bir süre sonra vazgeçip ölümü beklersin…’

Kalbinizde bir manevraya ihtiyaç duyuyorsanız bu kitabı okuyun. Sonra ne mi olur?
“Sonra bir çift kanat çıkar belki sırtından. Kanatır, acıtır belki ama çabuk iyileşir. Her zaman aynı durağan manzaraya baktığın pencerenden bu sefer uçar gidersin o en çok olmak istediğin yerlere…”

ZEYNEP ERDUN/ @tozluruyalarkitapcisi

(“Modern Maço” mahlasıyla tanınan Sosyal Medya Fenomeni  Mert Şer’in http://www.modernmaco.com adında bir sitesi var. İnstagram ve facebook hesaplarına oradan ulaşabilirsiniz.)

 

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
2443