PAYLAŞ

Yıl 1996, 1 Ağustos. Evinde beslediği kaplumbağaların birbirinin üstüne çıkmasından ve atışmalarından ilham alınarak yazılan ‘’A Game of Thrones’’ isimli fantastik seri kitabı raflarda yerini almıştır. George R.R. Martin pek ünlü bir yazar olmasa da daha önceden yazdığı ve yükseliş yaptığı kitapları, kısa hikayeleri sayesinde yayınevleri tarafından duyulan bir isim olmuş ve kitabı bastırıp yayınlamakta zorluk çekmemiş. Okuyucuların ilk defa gördüğü ‘’Yeni Çıkanlar’’ rafında yerini almış kitap ilk satıldığı aylarda büyük bir rağbet görmedi. Yalnız basım tarihinden yaklaşık 3-4 ay sonra ani bir şekilde satışlar patlamış ve kitaba olan talepler artmıştır. Okuyucular heyecanla serinin bir sonraki kitabını heyecanla bekler.

Burada şuna değinmek lazım; yıl 90’lar, bir sürü klişe var hem edebiyat hem sinema dünyasında. Her iki alanda da yazarlar/senaristler her zaman tek bir karakter üzerinden tüm olayı ve kurguyu işlemektedir. Tüm olaylar, olanlar ve olacaklar o karakter yüzünden ve o karaktere olacaktır. Bu yüzden karakter öldüğünde ya da ölmüş gibi olduğunda bir şekilde geri döner. Ben buna ‘’Polat Alemdar Sendromu’’ diyorum. Zira bu ‘’Rıza Baba Sendromu’’ olarak da adlandırılabilir. İşte 90’larda ana karakteri öldürüp öldürüp dirilten ya da sahte ölümler veren yazarlara ve atmosfere darbe niteliğinde bir kitap olmuştur ‘’Taht Oyunları’’. Daha ilk kitabında serinin en sevilen ana –Eddard Stark- karakterlerinden biri ölmüş hatta hikaye daha başlamadan önce serinin en kilit adamlarından ve en sevilen karakterlerinden biri olan Rheagar Targaryen çoktan ölmüştür. Karakterlerini öldürmekten korkmayan George R. R. Martin sakin sakin okunan yerlerden 2 sayfa sonra bazı okuyuculara şaşkınlık ıkınması yaşatıp gözlerini doldurmuştur. Korkusuzca öldürmede tabi ki Martin’in zengin bir karakter listesine sahip olmasının da etkisi var ama ana karakterleri gözünü kırpmadan, kaleminin mürekkebini yenilemeden öldürmesi takdire şayan bir yazarlık örneği olmuştur. Çünkü reyting ve daha fazla okunma için karakterleri zırt pırt öldüren yazarlara tokat, okuyuculara ise yenilik ve üzüntü niteliğinde olmuştur.

 

Yıl 1998, 1 Kasım. İlk kitabın çıkışından iki sene sonra ikinci kitap çıkar. ‘’A Clash of Kings’’ Türkçe meali ise ‘’Kralların Çarpışması’’ çok da uzun olmayan bir süreden sonra raflarda yerini almıştır. George R. R. Martin daha tam ünlü olmadan ve yükselişe geçmeden önce o kadar bekletmemiş okuyucularını. İlk başta Taht Oyunları, Ejderhaların Dansı ve Kış Rüzgarları’ndan oluşmak üzere üç kitaplık bir seri düşünürken Martin sonra kitapların az geleceğini ve yedi kitap çıkarmanın daha uygun olacağını düşünmüştür. Zira üç kitaptan oluşan seride olaylar daha farklı gelişmektedir. Tyrion Arya’ya, Arya Jon’a aşık olmuş. Robb Stark savaş meydanında ölmüş. Bu durumda Sur’un Kuzeyi’ne kaçan Catelyn Stark bir wight olur. Farklı olaylarla gelişen ve farklı bir sona sahip olan bu fikir Martin tarafından sonradan değişime uğramış ve bugün okuduğumuz şekle girmiştir. Tamamen el yazısıyla yazılan kitap seride ‘’En Çok Satanlar’’ listesine girmiş ilk kitap olmuştur. New York Times En Çok Satanlar Listesi’nde on üçüncü sıraya kadar yükselmiştir. Bu büyük başarıdan sonra sinema sektöründen görsellik anlamında çok zengin olan bu fantastik seriye teklifler yavaş yavaş gelmeye başlamıştır ama Martin uyanıklık edip gelen her teklifi reddetmiştir. O büyük eserini daha kalıcı ve daha çok ses getirecek projeler için saklamaktadır.

Bundan iki sene sonra 8 Ağustos 2000’de serinin üçüncü kitabı ‘’A Storm of Swords’’ yani ‘’Kılıçların Fırtınası’’ çıkar. Aynı şekilde büyük bir çıkış yapan bu kitap diğer kitaplara nazaran daha kalın olmuştur ve daha fazla olay ağırlıklıdır. üç kitaplık seri fikrinden dolayı üçüncü kitap, eski fikrin final kitabı yani ‘’Kılıçların Fırtınası’’ bundan dolayı çok fazla olay ağırlıklıdır. Diğer kitaplara nazaran daha çok şey içerir. Bu sefer bir basamak daha atlayarak New York Times En Çok Satanlar Listesi’nde on ikinci sıraya yükselmiştir. Martin bu kitapta kendisinin en çok zorlandığı kısmın ‘’Kızıl Düğün’’ olduğunu söylemiştir. Her şey çok güzel giderken aniden okuyucuların nefesini kesen Kızıl Düğün bölümü seride daha önce görülmemiş bir vahşeti anlatıyordu. Böylece Martin ne kadar cesur olduğunu ve en önemli karakterleri bile gözünü kırpmadan öldürebileceğini bir kez daha kanıtlamıştır. Karakterleri en başta sevdirip, okuyucuya bir sempati kazandıran Martin her şey tam yolunda giderken 2 sayfa sonra karakterleri dramatik bir şekilde öldürmesi kuşkusuz onu diğer yazarlardan ayırt eden en önemli özelliktir.

Alfred Hitchcock’un ‘’Daima izleyiciye olabildiğince acı çektirin.’’ tavsiyesine kulak veren ve bunu en iyi şekilde kullanan tonton yazarımız Martin bu ölümleri usta bir şekilde işlemiştir.

 

‘’ Okuyucularımın hayatlarını mahvetmek ve ruhlarını parçalamak benim en büyük hayalimdi ve bence bu gerçekten işime çok yaradı.’’

George R. R. Martin

 

Dördüncü kitaba başlamadan önce Martin kurgu ve yazım aşamasında çok sıkıntı çeker ve arada kalır. Çünkü konuyu genişletmesi lazımdı. İlk üç kitapta tamamen Dany ve Westeros’ta olan kurtlarla aslanlar ve diğerlerinin taht kavgası işlenirken dördüncü kitaplarda diğer hanelere ve işleyişlerine de odaklanmak istemiştir Martin. En başta kitabın adını ‘’Ejderhaların Dansı’’ olarak belirlemiştir. Bu kitapta Dany Batıdiyar’a geri dönecek ve çeşitli problemlerle karşılaşacaktı ve olaylar son kitabın bittiği tarihten beş sene sonra başlayacaktı. Lakin beş sene boyunca tarafların bir şey yapmaması çok mantıksız olduğundan G.R.R. Martin POV’ları flashbacklerle anlatmanın iyi olacağını düşünmüş. Yalnız bu sefer de hem şimdi olan olayların hem de beş sene içinde olan olayların anlatılması kitabı çok kalın yapıp yayınevlerinin yüzünü astıracağından dolayı bundan da vazgeçilmiştir. Üçüncü kitap çok kalın olunca yayınevleri kitabı iki ve üç parçaya –Türkiye’de ise Taht Oyunları dışında her kitap yayınevi tarafından iki kısma ayrılmıştır.- bölüp yayınlamışlardı. Bunun bir daha olmamasını isteyen Martin onun yerine direk düz bir şekilde yazıp ‘’beş sene’’ fikrini kullanmamıştır. Dördüncü kitapta Dorne’da ve Demir Adalar’da olacak olayların hikayeye yön vereceği ve önceden var olan POV karakterlerinin hiçbiri Dorne’da ve Demir Adalar’da olmadığı için yeni POV karakterleri eklenmiştir. Demir Adalar için Aeron Greyjon namı-ı diğer Buharsaçlı, Victorian Greyjoy, Asha Greyjoy; Dorne için Areo Hotah, Arianne Martell karakterlerinin bakış açısı eklenmiştir. Kralın Şehri, Dorne ve Demir Adalar ağırlıklı bu kitabın ismi 17 Ekim 2005’te yayınlandığında ‘’Kargaların Ziyafeti’’/’’A Feast for Crows’’ olmuştur. Karakter gelişimi açısından zengin olan bu kitap yeni karakterler eklenmesiyle daha da zevkli olmuştur. Zira bu kitapta Demir Adamlar’ın ünlü Kral Şurasını ve Dorne’un zeki lideri Oberyn Martell’in abisi Doran Martell’i görüyoruz. Bu sırada George R. R. Martin’e üst üste gelen başarıları sayesinde sinema dünyasından teklifler gelmeye devam eder. Herkes bir film teklifi için Martin’in kapısını çalar ama Martin hepsine kapıyı kapatır. Kendisi daha büyük bir şey beklemektedir kitabı için.  Beklediği teklif iki sene sonra gelir. Bu sefer film için değil, dizi için telif isterler yapımcılar. 2007’de HBO, Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin haklarını aldı ve dizi çekimleri için hazırlıklar başlandı.

Hem en kalın kitap olan hem de altı senede yani en uzun sürede yazılan ikinci kitap – Kış Rüzgarları, Martin sağolsun 7 senedir yayınlanmıyor.- olan Ejderhaların Dansı 2011 yılında 12 temmuzda yayınlandı.Son iki kitap üçüncü kitabın sonundan başlamaktadır. Yeni karakterler eklenmesi, her karakterin ayrı bölgelere gitmesi ve yazılacak çok olay olmasından dolayı Martin her iki aynı zamanda ama farklı bölgelerde işlemiştir. Kargaların Ziyafeti’nde Dorne, Demir Adalar, Nehirova ve Kralın Şehri baz alınırken beşinci kitapta Kuzey, Essos ve Duvar işlenmiştir. Bu yüzden Kargaların Ziyafeti ve Ejderhaların Dansı farklı karakterlerden aynı zamanda geçmektedir. Lakin Ejderhaların Dansı daha geniş bir zaman dilimini kapsamaktadır. Kargaların Ziyafetinde olmuş olayların devamı belli bir yerden sonra beşinci kitapta işlenir. Yani Ejderhaların Dansı’nın sonunda her iki kitap birleşmiştir. Bu kitabın yayınlandığı senenin nisan ayında, sonunda bu fantastik seri televiyona ‘’Game of Thrones’’ adıyla çıktı. Seriyi okuyanlar için büyük bir heyecan ve zevkle izlenen bu dizi normal kitleler için yeni ve alışılmışın dışında bir TV programı olmuştur. Başlarda kitaba sadık bir şekilde kalırken sonraki sezonlarda zaman zaman kopukluklar yaşanmıştır dizide. Bu yüzden en başta kitap okuyan kitleden büyük tepkiler alınmıştır. Ama şu unutulmamalıdır ki kitapta olan her ayrıntıyı ekrana yansıtmak mümkün değil ve tabi ki hiçbir dizi veya film kitap kadar güzel ve sürükleyici değildir. Burada da dizi tamamen haklı değildir. Kitaba saygı göstermek için onun aslına ve kurallarına uyulmalıdır. Kitapta olan kahramanların özellikleri ve kitabın ana kuralları kenara atılmamalıdır. Maalesef dizi belli bir süre sonra bunları önemsemedi. Kitaptan koptuğu andan itibaren önceden belirlenen bazı ana karakterler dışında herkes öldürüldü, ama reyting adına seçilen bu karakterler hep yaşatıldı. Sırf güç dengesi olsun diye haneler saçma bir şekilde devre dışı bırakıldı. Fanboylar tatmin edilsin diye dizi yazının en başında bahsettiğim ‘’G.R.R. Martin Etkisi’’ isimli ruhu kaybetti. Temkinli adımlarla bir ‘’Disney’’ dizisi olma yolunda ilerliyor.

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
1053