Ana sayfa Haberler LEVEL Dergisi Editörü: Kürşat Zaman İle Röportaj!

LEVEL Dergisi Editörü: Kürşat Zaman İle Röportaj!

PAYLAŞ
Kürşat ZAMAN

Bazılarımızın çocukluk döneminde, bazılarımızın ise gençlik döneminde bize eşlik etmiş ve ayrı bir yere sahip olan, hatta geçtiğimiz senelerde 20. yılını geride bırakmış olan Level dergisinin baş editörü Kürşat Zaman ile sizlerin merak ettiğiniz soruları cevaplandırdık!

LEVEL Dergisi 20.yaşını kutluyor!

1- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhabalar, Kürşat Zaman ben, kendimi kısaca anlatmam gereken her yerde açıkladığım gibi LEVEL Dergisi Editörü, motorsporları tutkunu, amatör model yapımcısı ve ileri derecede kahve bağımlısıyım. Dergideki görevimin yanında yaklaşık on senedir Eurosport’ta motorsporları yorumculuğu yapıyor, sevdiğim bilim kurgu yazarlarının eserlerini biriktiriyor ve iki kedimle birlikte yaşıyorum. Bunun yanında bisiklete binmeye ve koşmaya bayılır, bu iki eylemi yaparken de Indie müzik dinlemekten keyif alırım. 🙂

2- Bu sektöre nasıl giriş yaptınız?

1982 doğumluyum ve Commodore 64 zamanından beri aktif olarak oyun oynuyorum. 64’ler, MEG Amiga ve Gameshow gibi dergilerin yanında LEVEL’ın da ilk sayısından beri takipçisiyim. Diğer taraftan bir gün bu dergilerden birisinde önce yazar sonra editör olacağımı düşünüyor muydum, kesinlikle hayır. Hiç öyle bir planım yoktu. Öyle ki uzun süre yazmamakta da direndim. Kız kardeşim LEVEL’ın yazarlarından biriydi ve ben de daha fazla direnemeyip yazmaya başladım günün birinde. Editör olma sürecim de tamamen rastlantısal olarak gelişti. Başka bir kurum ve sektörde işe başlamak üzereyken sevgili Şefik Akkoç’un istifa ettiğini öğrendim ve derginin Yayın Yönetmeni sevgili Fırat Akyıldız da bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğimi sordu. Çocukken okuduğunuz bir dergiye kadrolu olarak dahil olma fırsatı hayatta bir kez gelir, elbette geri çevirmedim.

3- Level dergisinin gidişatı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Her ay gerek basılı dergi gerekse dijital olarak daha fazla insana ulaşıyor, daralan bir sektörde büyümek gibi hiç de kolay olmayan bir işin üstesinden geldiğimizi düşünüyoruz. Hem eski hem de yeni okurlardan gelen yorumlar ve eleştiriler de çok cesaret verici. Beraber büyüdüğümüz dergiyi yeni nesiller için de bu kadar önemli kılmak en önemli hedeflerimizden biri, insanlara “ay başı gelse de LEVEL okusam” dedirtebiliyorsak ne mutlu.

4- Derginin kuruluş ve gelişim sürecinden bahseder misiniz?

LEVEL deyince sevgili M.Berker Güngör’e ayrı bir paragraf açmak lazım zira derginin ilk sayısı tamamen Berker’in elinden çıkmıştı, bilenler bilir. Öyle ki “tüm dergiyi tek kişi yazmış” demesinler diye yazıların altında farklı rumuzlar vardı. Haliyle, bugün LEVEL diye bir dergi varsa kendisi de o derginin ete kemiğe bürünmüş halidir. Sonraki dönemlerde de Sinan Akkol, Fırat Akyıldız, Tuğbek Ölek, Cem Şancı, Serpil Ulutürk, Tuna Şentuna ve adını saymakla bitiremeyeceğim diğer çok değerli insanların elinde giderek büyüdü ve nesilden nesile ulaştı. Biz de okurlarla oluşmuş bu yirmi senelik bağlantıyı korumaya ve geliştirmeye çalışıyoruz.

5- Sizi bu mesleğe, bu zamana kadar çeken ilham kaynağı veya kaynakları neler?

“Oyun oynayarak para kazanıyoruz, daha ne?” diye iğrenç bir espri yapmak istedim, n’olur kusura bakma İrem. Küçük yaşlarımdan beri hem oyun oynamayı hem de yazı yazmayı sevdiğimden bu iş benim için parkta gezinti kadar keyifli, herhangi bir zorlukla karşılaştığımda da motivasyona çok ihtiyacım olmuyor bu açıdan. Elbette sektör küçük, imkanları da kısıtlı. Ayrıca bir dergiyi ayakta tutmak için de çok fazla şey düşünmeniz gerekiyor.

6- Sizi benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden özellik olarak farklı kıldığını düşündüğünüz özellikleriniz neler?

Açıkçası hiç düşünmedim, muhtemelen bulgur kısırını tüm dostlardan daha fazla seviyor olmam olabilir. Benzerliklerimiz ise çok fazla. Çoğumuz o kadar ciddi insanlar değiliz, hayatın her tarafında keyifli bir şey bulmaya çalışıyor, işler ters gittiğinde de çok kafamızı karartmadan çözüm üzerine odaklanıyoruz. Tıpkı oyunlardaki gibi.

7- Favori oyun türü ya da oyunlarınız nelerdir? 

Tanıyan herkesin bileceği gibi simülasyon türüne çok ayrı bir ilgim var. Flight Simulator 2004’te 9000 saatim cepte mesela. Bunun dışında çok fazla tür ayırt etmem, MOBA sevmiyorum ve MMORPG’ler için de artık pek fazla vaktim yok lakin.

8- Sizin için Oyunların hikayesi mi önemlidir yoksa oynanabilirliği mi? 

İkisi de, günümüzde fizikleri baltayla şekillendirilmiş bir oyunun kendisini oynatabilmesi için hikaye konusunda kendisini aşmış olması gerekiyor. Öyle olsa bile oynar mıydım, çok emin olamadım şimdi. Hikayesi olmayan oyunlar da hastalık gibi yayılmaya başladı, bundan kaçmak çok mümkün olmadığından kendimi bu duruma alıştırmaya çalışıyorum.

9- Oyun oynamaya ne zaman ve hangi oyunla başladınız?

Bizim apartmanın hemen yanıbaşındaki bir atari salonunda, River Raid ile. Beş yaşındaydım ve boyum tuşlara bile yetişmiyordu daha. Kendi evimde oyun oynayabilmek için ise balina kasa Commodore 64’ü ve Nintendo Game Boy’u bekledim. Gerisi geldi zaten.

10- Yeni çıkan oyunların kalitesi/oynanabilirliği hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

Beklentiler önemli, şimdi anlık olarak iki milyon kişinin oynadığı bir oyun hakkında çıkıp ahkam kesemeyeceğim. Evet Battle Royale türünden bahsediyorum. Diğer taraftan bu türü mesela bir Black Isle oyunlarıyla ya da bir Fallout serisiyle eşdeğer gördüğümü de söyleyemem.

11- Hiç kendi oyununuzu yapmak istemiş miydiniz? Eğer yapmayı hayal ettiyseniz bu nasıl bir oyun olurdu ve oyunun adını ne koyardınız?

Asıl eğitimim yazılım üzerine olduğundan ve küçük yaşlardan itibaren programlama ile meşgul olduğumdan bu işin ne kadar zor olduğunun hep farkındaydım. Cevabım hayır, kendi oyunumu yapmak gibi bir hedefim asla olmadı. Ben bu işin keyifli tarafını seviyorum. 🙂

12- Gelecek hakkında planlarınız nedir?

Ülkemizde iş ile alakalı bir gelecek tasviri yapmak oldukça güç. Şimdiye kadar hep olmak istediği insanlarla beraber, olmak istediği yerde olacak kadar şanslı biri oldum. Bundan sonrası -iş konusunu hiç karıştırmadan- için planladığım şeyler hurda halde bir VW T1 Samba satın alarak onu kendi garajımda, yavaş yavaş restore etmek. Bir de eğer fırsatım olursa uçuş lisansı almak istiyorum, amatör olarak da olsa. Hocalarımı hayli şaşırtabilirim. 🙂

13- Son olarak derginizin okurlarına neler söylemek istersiniz?

Onları çok seviyoruz, olumlu veya olumsuz yaptıkları her yorumla da LEVEL’ın geleceğini inşa etmeye devam ediyorlar. Bizimle birlikte yürümeye devam etsinler, belki günün birinde bir yerlerde yollarımız kesişir. Bence bu dünyada her şey mümkün.
  • Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Gelecek hayatınızın bolca oyunla dolu olmasınız dileriz!
Röportaj: İrem Nur Eroğlu
Derleme: Mert Dağdeviren
Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
2