Ana sayfa Harry Potter Filmler Remus Lupin: Çapulcuların Kurt Adamı

Remus Lupin: Çapulcuların Kurt Adamı

PAYLAŞ

Harry Potter serisinde hemen hemen herkesin hoşuna giden, gitmeyen karakterler, olaylar vardır. Buna verilecek en güzel örneğin Dolores Umbridge olduğunu düşünüyorum. Farklı binalardan insanların tek paydada toplanıp beraber sevmediği insan! Zıt bir örnek verecek olursak da Çapulcular. Öğrencilik yıllarını şamata ve haylazlıkla süsleyen 4 güzel, pardon 3 güzel öğrenci. -her ne kadar Çapulcular’ın içerisinde de olsa Pettigrew’i karakter bakımından güzel insan kategorisine koymak istemiyorum- Öğrencilik yıllarında herkesin hayali olan bu zeki arkadaş grubuna elimden geldiğince ayrıntılı bir şekilde değinmek istedim. Karşınızda, Facebook grubumuzda  yapılan anket sonucunda seçilen ilk çapulcumuz, grubun kurt adamı Remus Lupin!

Remus Lupin, büyücü Lyall Lupin ve muggle karısı Hope Howell’in tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Lyall oldukça akıllı ve utangaç bir adamdı. Otuzlu yaşlarına geldiğinde İnsan Dışı Ruhani Yaratıklar hakkında dünyanın uzman saydığı bir kişi olup çıkmıştı. Bunlar; yaramaz cinler, böcürtler ve büyücü dünyasının hakkında bilgisi olmadığı diğer çeşitli varlıkları içeren yaratıklardı. Lyall ve Hope çifti kötülükte adı çıkmış bir böcürtün bulunduğu Galler’in bir ormanında tanıştılar.

Cardiff’te bir sigorta şirketinde çalışan ve oldukça güzel bir kadın olarak bilinen Hope, sessiz ve sakin olduğu düşüncesiyle ormanda yürüyüş yapmaya çıkmıştı. Hassas ve geniş bir hayal gücüne sahip olan Hope, ormanda onu bir şeyin izlediğini fark etmişti. İnsanların korkularına bürünen böcürt ise Hope’un korkusundan öyle bir yararlanmıştı ki karşısına şeytani bir görünüşle hırlama sesleri çıkartarak üzerine yürüyen bir adam olarak çıktı. Genç kızın çığlıklarını duyan genç büyücü, ağaçların arasından fırlayarak tek bir asa hareketiyle böcürtü bir mantara dönüştürdü. O adamın bir böcürt olduğunu söylemekten vazgeçerek Hope’un gözünde tam bir centilmen olan Lyall, aralarındaki aşk ilerledikten sonra böcürtün “yalnızca bir böcürt" olduğu itirafını yapabildi. Birbirlerine olan ilgileri ve aşkları artarak devam eden bu çift, sonrasında böcürt süslemeli bir pastanın olduğu düğünlerinde evlendiler.

Evlenmelerinden bir yıl sonra Remus John, sihrin işaretlerini göstererek dünyaya geldi. Ailesi, babasının izinden Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okuluna gidecek oğullarının hayalini kurdu.

Isırılması

Remus dört yaşına geldiğinde ülkedeki karanlık büyü gittikçe çoğalıyor, Voldemort gittikçe yükseliyordu. Voldemort ve ölüm yiyenler her türlü karanlık yaratığı kendi saflarına çekiyordu. Bu yaratıkların içinde böcürtler, hayaletler ve kurt adamlar dahi vardı. İşte Lupin Ailesi, Fenrir Greyback adındaki kurt adamla burada tanıştı.

Greyback, bir çocuğun cinayetiyle suçlanıyordu ve bu yüzden bakanlığa getirilmişti. Ancak kendisinin kurt adam olmadığını oradaki görevlilere ikna ettirmiş ve masum bir şekilde bekliyordu. Fakat Lyall Lupin ikna olmamıştı ve Greyback’in bir sonraki dolunaya kadar gözlem altında tutulmasını istedi. Bunu bakanlıktakilerle paylaştığında, oradakiler kahkahalarla karşılık verdi. Lyall sinirlenerek kurt adamların ‘ruhsuz, şeytani, ölümden başka bir şeyi hak etmeyen’ yaratıklar olduğunu söyledi.

Sorgulandıktan sonra serbest bırakılan Greyback’e, bakanlıkta bulunmuş olduğunu unutması için hafıza büyüsü yapılmasına karar verildi. Greyback ve iki arkadaşı bakanlıktaki görevli asasını kaldırmaya vakit bulmadan önce onu etkisiz hale getirerek oradan kaçtılar. Daha sonrasında Greyback Lupin’in kendilerine karşı olan hakaretlerini hiç vakit kaybetmeden arkadaşlarıyla paylaştı. Kurt adamların ölümden başka bir şeyi hak etmediğini düşünen büyücüyü korkunç bir intikam bekliyordu.

Remus’un beşinci yaş gününden kısa bir süre önce, Remus yatağında uyurken, Fenrir Greyback, Remus’un odasına zorla penceresinden girerek çocuğa saldırmaya başladı. Lyall oğlunun hayatını kurtarabilecek kadar erken gelerek Greyback’e karşı güçlü lanetler yağdırdı. Yine de, bu olayın sonucunda Remus, tam teşekküllü bir kurt adam olmuştu.

Söylediği sözlerden ötürü bu olaya sebep olan Lyall Lupin kendini hiç affetmedi: ‘ruhsuz, şeytani, ölümden başka bir şeyi hak etmeyen’. Yalnızca toplumun düşündüklerini dile getirmiş olmasına rağmen kendisi de biliyordu ki oğlu korkunç bir acı çektiği ve insanlara saldırdığı dolunay zamanları dışında, sevgi dolu ve akıllıydı. Yıllar boyunca, Lyall saldırı hakkındaki -saldırganın kim olduğu dâhil- gerçekleri, onu suçlamasından korkarak oğlundan gizledi.

Çocukluğu

Çocuğu için her türlü çözümü deneyen Lyall, çareyi ne iksirlerde ne de büyülerde bulabildi. Bu vakitten sonra ailenin yaşamı Remus’un gizlenebilmesinin etrafında dönmeye başlamıştı. Oğullarının tuhaf davranışlarının olduğu söylentilerini arkalarında bırakarak kasabadan şehre taşındılar. Çevrelerindeki cadı ve büyücüler Remus’un yeni ay çıkarken nasıl solgunlaştığını ve dolunay zamanlarında kayboluşunu fark ediyorlardı. Durumunu ağzından kaçırmaması için başka çocuklarla oynaması yasak olan Remus ailesi tarafından sevilmesine rağmen, çok yalnız bir çocuk olarak büyüdü.

Remus küçük yaştayken dönüşümleri sırasında zapt edilmesi zor olmuyordu. Kilitli bir oda ve susturma büyüleri, küçük çocuğun dönüşümleri için yeterliydi. Ancak Remus büyüdükçe, kurt adam tarafı da büyümüştü. On yaşına geldiğinde kapıları kırabiliyor ve pencereleri rahatça parçalayabiliyordu. Zapt edilebilmesi için daha çok ve güçlü büyüler gerektikçe Hope ve Lyall korku ve endişeyle güçlerinden düştüler.  Oğullarını çok seviyorlardı ancak yaşadıkları toplum –zaten karanlık olayların korkusuyla çevriliydi- kontrol edilemeyen bir kurt adama merhametli ve hoşgörülü bir şekilde yaklaşmayacaktı. Oğulları için kurdukları hayaller yavaş yavaş erirken, Lyall, Hogwarts’a gidemeyeceğini bildiği oğlunun eğitimine evde başladı.

Remus’un on birinci yaş gününden hemen önce Lupinlerin kapısında beliren kişi, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nun müdürünün kendisi olan Albus Dumbledore’dan başkası değildi. Telaş ve korku içinde gelişini engellemeye çalışan Hope ve Lyall denemişti, ancak her nasılsa beş dakika sonra Dumbledore, Remus’la ateşin başında oturuyor, kızarmış ekmek yerken Remus’la oynuyordu.

Lupinlere oğulları hakkındaki gerçeği bildiğini söyleyen Dumbledore, oğullarının okula gelmemesi için bir sebep bulunmadığı söyledi. Remus için okuldaki gerekli ve güvenli ayarlamaları yaptığını ve dönüşümleri için uygun bir yer ayarladığını söyledi. Kurt adamlara karşı yayılmış olan önyargılar nedeniyle, Remus’un kendi iyiliği için, bu durumun gizli tutulması gerektiğini belirtti. Hogwarts’taki bir gizli geçitten geçerek Remus, ayda bir Hogsmeade’de bulunan ve güçlü büyülerle korunan bir evde rahatça dönüşümünü gerçekleştirebilecekti.

Başka çocuklarla tanışmak, arkadaşlar edinmek ve oyunlar oynamak en büyük hayali olan Remus’un heyecanı şimdiye kadar bildiği her şeyin ötesindeydi.

Hogwarts Yılları

Gryffindor’a seçilen Remus, kısa bir süre içinde kendinden emin ve asi olan iki çocukla tanıştı; James Potter ve Sirius Black. Remus’un espiri anlayışından ve -her zaman kendilerinde bulnmasa da- nezaketinden etkilendiler.  Remus her zaman dışlanmış ve ezilenlerin yanında olurdu. Eğer o farketmese ve değer vermese, James ve Sirius’un umrunda olmayacağı Peter Pettigrew’a her zaman nazik ve güzel davranmıştı. Kısa sürede bu dörtlü, ayrılmaz arkadaşlar haline geldi.

Remus grubun vicdanı olup çıkmıştı ancak her şeye de karışmıyordu. Severus Snape’ e karşı yaptıkları zorbalıkları onaylamamasına rağmen, kendisini kabul eden James ve Sirius’a karşı minnet duygusu nedeniyle pek fazla karşı gelemiyordu.

Zaman geçtikçe, kaçınılmaz olarak, üç arkadaş Remus’un ayda bir nereye kaybolduğunu merak ettiler. Yalnız bir çocukluk geçirdiği için, kurt adam olduğunu söylerse arkadaşları tarafından terk edileceğini düşünen Remus, her kayboluşuyla ilgili özenli yalanlar uydurdu. James ve Sirius ikinci yıllarında gerçeği tahmin etti. Remus’un afallamış minnettarlığının karşısında yalnızca arkadaşı olarak kalmayıp, ona ‘Aylak’ adını taktılar. Remus,  okulu sınıf başkanı olarak tamamladı.

Zümrüdüanka Yoldaşlığı

Dört arkadaş okulu bitirdikleri sırada Voldermort’un egemenliği neredeyse tamamlanmıştı. Kafadarlar, Voldemort’a karşı samimi bir mücadele verenlerin bulunduğu gizli bir örgüt olan Zümrüdüanka Yoldaşlığı’na katıldılar.

James ve Lily’nin Voldemort’un ellerinde ölmesi, Remus’un zaten yeterince sorun barındıran hayatındaki en travmatik olaylardandı. Uzun yıllar önce evlenip çocuk sahibi olmayacağı gerçeğini kabullenen Remus için arkadaşları herkesten daha önemliydi. Daha da kötüsü olarak bunun üzerine diğer iki arkadaşını da kaybetti. Birinin diğerini öldürüp Azkaban’a atıldığını ve onlara ihanet ettiğini duyduğunda ülkenin kuzeyinde bir Yoldaşlık görevindeydi.

Voldemort’un düşüşü herkes için mutlu edici bir haber olsa da Remus için zorlu bir yalnızlığın ve mutsuzluğun başlangıcıydı. Düşüşünün ardından Voldemort’a karşı mücadele etmesi gereken bir yoldaşlığa gerek kalmamıştı. Herkes kendi normal yaşamına dönmüştü.

Ancak Remus her ay solgun benizli ve halsiz biri haline dönüştüğü için sürekli bir iş bulamadı. Annesi ölmüştü ve babasının hayatını tehlikeye atmamak adına onun yanında yaşamayı reddetmişti.

Küçük Bir Umut

 

 

Büyücülük dünyasındaki ‘Kurtboğan İksiri’ Remus’un hayatına umut getirmişti. İksir dönüşümlerini engelleyemese de bu iksir sıradan bir kurt olarak kalmasını sağlıyordu. Ancak iksir karışık ve pahalıydı. Remus da kendinin ne olduğunu kabul etmeden iksiri deneyemezdi. Bu nedenle yalnız ve oradan oraya aylakça gezen yaşamına devam etti.

 

 

Hogwarts’a Dönüşü

Yıkık dökük bir kulübede yaşamını sürdüren Remus’un hayatını değiştiren kişi yine Albus Dumbledore olmuştu. Dumbledore’u gördüğüne yeterince mutlu olan Remus üstüne Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinin öğretmenliği teklifini alınca afallamıştı. İksir öğretmeni Severus Snape tarafından yapılacak sınırsız bir Kurtboğan iksiri kaynağını öğrenince ikna olarak teklifi kabul etti.

Hogwarts’ta, nadir rast gelinen bir yeteneğe sahip olduğu ve mesleğindeki başarısı gözlerden kaçmadı. Bu özelliklerinin yanı sıra öğrencilerine karşı derin bir anlayışı vardı. Her zaman olduğu gibi, ezilenlere karşı bilgelik ve nezaketle yaklaşıp onlara yardımcı oluyordu.

 “Herhalde seni uyaran olmamıştır, Lupin" dedi. "Ama bu sınıfta Neville Longbottom var. Ona zor bir şeyi emanet etmemeni tavsiye ederim. Tabii, Miss Granger kulağına talimatlarını fısıldamıyorsa.” Neville kıpkırmızı oldu. Harry ise gözlerinden ateşler saçarak Snape'e baktı. Kendi sınıfında Neville'e zorbalık etmesi bile yeterince kötüyken, şimdi de kalkmış başka öğretmenlerin önünde aynı şeyi yapıyordu. Profesör Lupin kaşlarını kaldırdı. "Uygulamanın ilk aşamasında bana Neville'in yardımcı olacağını umuyordum" dedi, "ve eminim hayran olunacak bir performans gösterecek."

 

Talihsiz olayların ardı ardına gelmesi nedeniyle, normal şartlarda gizli kalan Remus’un dönüşümü Hogwarts’ın sınırları içinde gerçekleşmek zorunda kaldı. Ve üstüne hırsını alamayan Severus Snape’in etrafa bu haberi yaymasıyla istifa etme zorunluluğunu hisseden Lupin, yuvası olan Hogwarts’tan tekrar ayrıldı.

Evliliği

Voldemort’un tekrar yükselmesiyle yeniden Zümrüdüanka Yoldaşlığına giren Lupin, kendini yeniden eski hayatında buldu. Bu defa, yoldaşlığa ilk seferinde katılmak için fazla genç olan ve en başarılı seherbazlardan Alastor Moody’nin getirmiş olduğu pembe saçlara sahip, cesur ve eğlenceli Nymphadora Tonks da katılmıştı.

Çoğunlukla melankolik ve yalnız birisi olan Remus, genç cadı karşısında önceleri neşelendi, sonrasında etkilendi ve en sonunda ona vuruldu. Daha önce hiç aşık olmamış olan ve sürekli kendisini küçük gören Remus, Tonks’un hislerine karşılık vereceğini aklının ucundan dahi geçirmemişti. Tonks’un başkasına aşık olduğunu düşündüğünü belirttiği bir sırada Tonks’u iyice sinirlendiren Remus’a karşı Tonks Eğer kendine acımakla bu kadar meşgul olmasaydın kime aşık olduğumu gayet iyi anlardın’ diyerek karşılık verdi. Her ne kadar bu sözden sonra mutluluktan havalara uçacak hale gelmiş olsa dahi, hayatında bir kadının ve evliliğin yerinin olmadığını bilen Remus, anlamamazlıktan geldi. Tonks, Remus’un ona karşı hisleri olduğunu ancak aptalca bir gurur nedeniyle bunu kabullenmeyeceğini anlamıştı. Bunun ardından Remus, yoldaşlıktaki Tonks ile olan her görevi reddederek en tehlikeli görevlere gitmeye başladı.

Remus, yaklaşık bir yıl sonra Hogwarts’ta Greyback ile çarpıştığında yanında Tonks da vardı. Bu çarpışma sırasında Remus sevmiş olduğu bir kişiyi daha kaybetti: Albus Dumbledore. Dumbledore onun için insanlardan görmediği nezaketi temsil ediyordu. Toplumda yer alabilmesinin sebebiydi.

Kanlarla ve kayıplarla sona ermiş savaştan sonra Fleur Delacour’un Bill Weasley’e olan aşkını ilan etmesinden etkilenen Tonks, herkesin içinde Remus’a olan aşkını itiraf etti. Remus da bu olay sonrasında Tonks’a karşı olan hislerini kabul etmek zorunda kaldı. Birbirlerini seven çift İskoçya’nın kuzeyinde, gözlerden uzak bir büyücü tavernasında evlendi. Remus hastalığının karısına bulaşmasından korkmaya devam etti. Rüyalarını süsleyen kadınla evlenmiş olmanın verdiği mutluluk ve ona sebep olabileceği kötülüklerin arasında gidip geliyordu.

 

Evliliklerinin birkaç hafta sonrasında Remus, Tonks’un hamile olduğunu ve kendisinin şimdiye kadar olan en kuvvetli korkularının gün yüzüne çıktığını fark etti. Kurt adam durumunu çocuğuna geçirdiğine emindi ve Tonks’un annesi gibi, hayatı boyunca kaçan, vahşi bir hal alan çocuğunun durumunu gizli tutmaya çalışan bir yaşamı olacağını düşünüyordu. Kendini suçlayan Remus, Tonks’u ve karnındaki çocuğunu gerisinde bırakarak kaçtı. Harry’yi bularak ona önünde bekleyen tüm ölümcül maceralara katılmak istediğini söyledi.

Remus, on yedi yaşındaki Harry’nin onu yalnızca reddetmesinden değil, kızarak hakaret etmesinden dolayı alınmıştı. Harry eski öğretmenine sorumsuzca  davrandığını ve yalnızca kendini düşündüğünü söylemişti. Kendine hiç benzemeyen bir tavırla hiddetle evden ayrılan Remus, kendini kaybedene kadar içebileceği Çatlak Kazan’a gitti.

Birkaç saat sonra, eski öğrencisinin haklı olduğunu ve ona değerli bir şeyleri yeniden hatırlatmış olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. James ve Lily, ölürken bile Harry’nin yanındaydılar. Lyall ve Hope, huzur ve güvenliklerini beraber olmak uğruna feda etmişlerdi. Bunlar aklına geldikçe kendinden utanan Remus, Çatlak Kazan’dan ayrılarak Tonks’tan af dilemeye gitti. Ona, ne olursa olsun asla yanından ayrılmayacağını söyledi. Tonks’un hamileliği boyunca Yoldaşlık görevlerinden kaçındı ve önceliği doğmamış oğlu ve Tonks oldu.

Lupinlerin oğlu, Edward Remus (Teddy), yakın zamanda ölen Tonks’un babasının adını aldı. Oğulları kurt adamlığın hiçbir belirtisini göstermediğinde, Tonks ve Lupin rahat bir nefes aldı. Fakat küçük çocuk, annesinin dış görünüşünü değiştirebilme özelliğini sahipti. Teddy’nin doğduğu gece, Remus çocuğunu karısına ve onun annesine bırakarak, zamanında onu kızarak uzaklaştırdığından beri görmediği Harry’yi bulmaya gitti. Yanına vardığında, Harry’den çocuğunun vaftiz babası olmasını ve onu affetmesini istedi.

Ölümü

Tonks ve Remus, Voldemort’a karşı son savaş olan Hogwarts Savaşına katıldıklarında küçük çocuklarını büyükannesine bırakmak zorunda kalmışlardı. Voldemort kazanırsa ailecek yok edileceklerini biliyorlardı. Her ikisi de Yoldaşlık’ın tanınan üyeleriydiler. Tonks, bir ölüm yiyen olan teyzesi Bellatrix Lestrange’in gözünde mimlenmiş biriydi ve oğulları safkanlığın zıtlığıydı; birçok Muggle akraba ve kurt adam kanı.

Ölüm Yiyenlerle sayısız çarpışmadan kurtulmasına rağmen Remus’un sonu uzun süredir Voldemort’a hizmet eden ve en sadık hizmetkârlarından birisi olan korkunç Antonin Dolohov’un elinden oldu. Ölümünün ardından Birinci Sınıf Merlin Nişanı’nı alan ilk kurt adam olmaya layık görüldü. Yaşamı ve ölümü, diğer kurt adamların hayatlarında büyük etkiler yarattı. Cesur, nazik, her durumda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan ve farkında olduğundan daha fazla kişiye yardım etmiş olan bu adamı tanıyan kimse onu unutmadı.

 

Rowling’in Düşünceleri

“Remus Lupin, Harry Potter serisinde en sevdiğim karakterlerden biriydi. Bu yazıyı yazarken tekrardan ağladım çünkü onu öldürmüş olmaktan nefret ediyorum.

Remus’un kurt adam olma durumu utanç verici olarak bilinen HIV, AIDS gibi hastalıklara dair bir mecazdı. Kan ile alakalı neredeyse bütün batıl inançlar, yine kandan gelmekte. Önyargıya en az Mugglelar kadar eğilimli olan büyücü toplumu ve Lupin bana bunları inceleme şansını verdi.

Remus’un Patronus’u, her ne kadar Harry’ye öğreten o olsa bile Harry Potter kitaplarında söylenmemişti. Patronus’u bir kurt -bir kurt adam değil sıradan bir kurt. Kurtlar ailesiyle beraber olmaya meyilli yaratıklardır ve onlara karşı saldırgan değillerdir, ancak Remus ona durumunu hatırlattığı için Patronus’unu sevmiyordu. Kurtlarla alakası olan her şeyden iğreniyordu. Ve etrafında başka insanlar varken şekilsiz Patronusları tercih ediyordu.”

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
93