Ana sayfa Edebiyat Sabahattin Ali’nin Başucu Kitapları

Sabahattin Ali’nin Başucu Kitapları

40
0
PAYLAŞ

Sabahattin Ali 1935 yılında, Yücel Dergisi’nin 19. sayısında en sevdiği beş kitabı sıralamıştı. Bu kitapları tekrar tekrar okuduğunu belirtmiş ve tavsiye etmişti. Dünya Edebiyatı’ndan 4 yazarı ve bir de Türk şairi içeren liste şu şekilde:

 

Fyodor Dostoyevski  – Budala

 

“Tümüyle iyi bir insanı” anlatmak için kaleme alınan romanda Mışkin’in saflığı, diğer dünyalıların düzenbazlığının derecesinin ölçülmesinde bir sabit olur okuyucular için. Budala, Psikoanalitik incelemeleri ve toplumsal çözümlemelerinin yanı sıra sarsılmaz kurgusu ve ölümsüz karakterleriyle de öne çıkar.
”Herkes bana budalaymışım gibi davranıyor. Bir zamanlar hastayken gerçekten de öyleydim. Ama şimdi, Budala yerine konulduğumu bildiğim halde Budala olabilir miyim? Bir yere girdiğim zaman, Bak beni Budala yerine koyuyorlar, ama ben akıllıyım işte. Kimse de bunu fark etmiyor. Diye düşünüyorum. Bu düşünce çoğu zaman aklımdan çıkmıyor.”

Andre Malraux – İnsanlık Durumu

İnsanlık durumu, Şanghay kentinin 1927 yılında milliyetçi kuomintang ordularınca ele geçirilmesi sonrasında, şehirde yaşanan komünist direnişin hikayesini anlatır. Başkent Pekin’in ve bütün ülkenin geleceğini belirleyen birkaç günlük süreç komünist liderleri ölüme götürürken, işçi kalabalıklarını da teslimiyet dolu bir acze sürükler.
”Bunu özelikle istemiyor mu zaten?, diye düşündü Gisors şan, şöhret aramıyor, mutlulukta da gözü yok. Yenebilecek gücü var, ama bu zaferi yaşayacak durumda değil; bu durumda, ölümden başka neyin özlemini duyabilir? Başkalarının yaşam için düşündüklerini, o ölüm için düşünüyor olabildiğince en onurlu, en yüksek biçimde ölebilmek.. Ulaşılmaz amaçlara yönelik bir ruhu var, yeterince aydınlanmış kafası açık fikirler taşıyor. İnsanlardan oldukça uzak. Ve amaçladığı tüm nesneleri hatta amaçlamayı bile küçümseyecek kadar hasta.”

Taranta Babu’ya Mektuplar – Nazım Hikmet Ran

 

 

Taranta Babu’ya Mektuplar kitabı İtalyan Faşizmini şiirler ve mektuplarla göz önüne seriyor. Habeşistanlı bir gencin eşine yazdığı mektuplardan oluşan kitap on üç mektup içeriyor.

Bu türkü diyor ki,”Korkumuz yok!
İnmedi bir gün bile gözlerimize
Bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.”
Bu türkü
diyor ki,
“Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz
ölümün önünde cigaramızı.”

 

 

 

 

Mihail Şolohov – Ve Durgun Akardı Don

 

 

 

Bir sanatçının hayat akışının onun dünyayı algılayışını belirleyen esas öğe olduğu doğruysa eğer -ki ben öyle olduğunu düşünüyorum- Şolohov’un birine eşlik etmiştir. Kazak toprağındakine benzer fırtınalar başka nerde görüldü ki? Geleneksel bir hayat tarzının kayalık sahilerini hiçbir dalga tehdit edemez gibiydi. Oysa onlar da yeni hayatın hücumuna dayanamayıp yıkıldılar. Don ülkesinde iç savaş patlak verdiğinde, Şolohov küçük bir çocuktu. Savaş ona okul oldu; hem devrimci iradesini, hem sanatçı yeteneğini biledi.

 

“Ne olmuştu aslında? Henüz hemcinslerini öldürmenin ilmine varmamış insanlar ölüm alanında karşı karşıya gelmiş, çarpışmışlardı. Ölüm korkusuyla dövüşmüşler, boğuşmuşlar, birbirlerini tepelemişlerdi, hayvanlarını yaralamışlardı. Sonra da içlerinden birini öldüren kurşunun sesinden ürküp kaçmışlardı. Orada manen sakatlandıktan sonra basmış gitmişlerdi. Yiğitlik dedikleri işte! “

 

 

 

Maksim Gorki – Klim Sangin’in Yaşamı 40 Yıl

 

 

 

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl, Gorki’nin son ve en önemli, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan yapıtıdır. 1870’li yılların ortalarından başlayarak 1917 Devrimi’ne kadar çelişkilerle, kavgalarla ve düşünsel çatışmalarla geçen dönemin ruhsal ve entelektüel yaşamını ortaya koymakta, dönemin barometresi sayılan, toplumdaki siyasal kamplaşmaları ve sınıf bilinci gelişimini çok kesin olarak yansıtan orta sınıf Rus aydın kesimine özel bir yer vermektedir. Sovyet Edebiyatı’nda, destansı boyutlara varan ilk ideolojik, toplumsal-felsefi aynı zamanda da toplumsal-psikolojik yapıttır.

”Neden aydınlar işçi sınıfıyla beraber olsun ki?”

 

 

 

 

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
21