Ana sayfa Harry Potter Patiayak: Sirius Black

Patiayak: Sirius Black

PAYLAŞ

Bu yazımızdaki Çapulcu, Patiayak olarak bildiğimiz ve ölümünde çoğumuzun kalbinden bir parça alıp götüren Sirius Black. Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulunda aile geleneğindeki gibi Slytherin'e değil de Gryffindor'a seçildiğinde ailesinin safkanlık hakkındaki katı inançlarını ve takıntılarını reddetti. Ailesi ve akrabalarıyla olan ilişkileri gitgide yıpranırken, Sirius, Çapulcular olarak da bildiğimiz James Potter, Remus Lupin ve Peter Pettigrew'la güzel dostluklar kurdu. Tanıyabileceğimiz en muzip ve cesur insanlardan biriydi.

Not: Yazımızı okurken A Journey To Hogwarts dinlemeniz şiddetle tavsiye edilir.

Aile Hayatı

Orion ve Walburga Black'in oğlu olarak dünyaya gelen Sirius, safkanlığın çok önemli bir ayrıcalık olarak görüldüğü Black ailesinin varisiydi. Black Ailesindeki tüm isimler takımyıldızı ve galaksi isimleridir (Andromeda, Cygnus, Arcturus, Regulus…). Sirius’a da Büyükköpek Takımyıldızındaki en parlak yıldızdın ismi verilmiştir. Bu bahsettiğimiz isimler Black ailesinde en azından iki farklı nesilde kullanılmış isimlerdir. Ancak hiç çocuğu olmadığı için Black ailesindeki Sirius isminin tarihi bizim Çapulcumuz’la son bulur.

Black ailesi, koyu bir şekilde safkan taraftarı olmakla tanınırdı. Mugglelar ve Muggle doğumlularla iletişim kurmaktan kaçınırlar, onlarla evlilik yapmış olanları aileden dışlarlardı. Hatta kofti olarak doğduğu için Marius Black’i ailelerinin dışında tutmuşlardır. Genelde evliliklerini kuzenleriyle gerçekleştirmişlerdir. Bunun yanı sıra Karanlık Sanatlar’a büyük saygı besleyen Black Ailesinin oğulları Sirius, bu gelenekleri reddetmiş ve ailesi ile çatışmalar yaşamıştır. Küçük yaşlardan itibaren çıkmayan yapıştırıcılarla odasını Gryffindor poster ve flamalarıyla, muggle dergi kapakları, motosiklet ve Gryffindor’daki arkadaşlarıyla beraber olduğu fotoğraflarla donatarak ailesinin saçma ve katı geleneklerine rest çekmiştir.

“Benim bütün ailem Slytherin’e girmiştir,” dedi. “Vay canına,” dedi James,
“ben de senin iyi birine benzediğini düşünüyordum oysa!” Sirius sırıttı.
“Belki bu geleneğe bir son veririm. Sen nereye gidiyorsun, seçme hakkın olursa?”
James görünmez bir kılıç kaldırdı havaya. ” ‘Yiğittir Gryffindor’da kalan
çocuklar!’ Babam gibi.”

Ailesindekilerin aksine Gryffindor’a seçilen Sirius Black, öğrencilik yıllarını herkesin özendiği arkadaşlıklara sahip olarak geçirdi. Sihir ve muzipliği harmanlayarak Çapulcu Haritası’nı yapımında yer aldı. Bir Kurtadam olan arkadaşı Remus Lupin’in dönüşümlerinde yanında olabilmek için James ve Peter’la beraber Animagus formuna dönüşebilmeyi başardı. Animagus’u büyük, kara bir köpektir.

16 yaşına geldiğinde James Potter’ın ailesi, Sirius’un korkunç davranışlarda bulunan ailesiyle daha fazla yaşamasını istemediği için, onların yanına taşınmasına izin verdi. Evden çekip gitmesi nedeniyle Black ailesi ondan nefret ederek aile ağaçlarından Sirius’un tüm portrelerini çıkardı. Ve ailelerinden sildi. Ancak tüm safkan akrabaları ondan tiksinirken anlaşabildiği bir kuzeni vardı. Andromeda Tonks! Andromeda, sadece safkanların insan yerine koyulduğu Black Ailesinde olmasına rağmen Muggle doğumlu bir büyücü olan Ted Tonks’la evlenmiştir ve Black Ailesi tarafından kana ihanet eden kişi olarak bilinir. Buna rağmen Sirius’la araları çok iyidir. Daha sonrasında Andromeda’nın kızı olan Nymphadora, Sirius’un en yakın arkadaşlarından biriyle evlenmiştir.

Gençliği

Sirius, Zümrüdüanka Yoldaşlığı'na katılarak İlk Büyücü Savaşında ölüm yiyenler ve Voldemort'a karşı savaştı. Savaş sonrasında Potterların yeni doğan oğullarının vaftiz babası oldu. Potterlar, Voldemort’un peşlerinde olduğunu öğrendikten sonra, Black’e Sır Tutucuları olmasını teklif etmişlerdi. Sır Tutuculuk, Fidelius büyüsüyle meydana gelen bir şeydir. Azkaban Tutsağında anlatıldığı gibi; “Bir sırrın yaşayan tek bir kişinin içine büyülü bir şekilde gizlenip mühürlenmesine yarıyor. Bilgi, seçilen kişinin, başka bir deyişle 'Sır Tutucu'nun içinde saklı kalıyor ve bulunması imkânsız hale geliyor – tabii ki Sır Tutucu onu açığa vurmayı seçmezse.” Ancak Black, Voldemort’un bunu tahmin edeceğini düşünerek kimsenin aklına gelmeyecek çelimsiz ve hep arka planda kalan Pettigrew’in bu görevi almasını istedi. Fakat karakter yoksunu olan Pettigrew, Potterlara ihanet edip Voldemort'un safına geçtiğinde tüm suçu Sirius'a attı.

"Anlamıyorsun!" diye sızlandı Pettigrew. "Beni öldürürdü, Sirius!"

"O HALDE ÖLSEYDİN!" diye kükredi Black. "DOSTLARINA İHANET EDECEĞİNE ÖLSEYDİN, BİZ SENİN İÇİN BUNU YAPARDIK!"

Sirius bunun intikamını almak istese de Pettigrew ucu kendisine dokunmayacak şekilde Potterlara olan ihanetini ve 12 Muggle'ın katledilmesinin suçunu Sirius'un üzerine yıktı. Bunların yanında kendisini Sirius'un öldürdüğünü gösterecek şekilde bir ölüm planladı. İşlediği tüm suçları Sirius’a yıkarak ve geride bir parmak bırakmış, zavallı ve ölü bir adam olarak ortalardan kaybolmuştu. Bu olayın ardından Sirius, tüm büyücü dünyasının nefret ettiği azılı bir katil olarak anılmaya başlandı. En yakın arkadaşı Remus bile, O’nun yaptığını düşünmüştü.

Casusun ben olduğumu düşünüyorsa söylemezdi, Peter" dedi Lupin. Pettigrew'in 
başının üstünden, "Sanırım bu yüzden bana söylemedin, değil mi, Sirius?" 
dedi kayıtsız bir sesle.
"Beni affet, Remus" dedi Black.
"Önemli değil, eski dostum Patiayak" dedi Lupin. Kollarını sıvıyordu. "
Peki, ben de seni casus sandığım için beni affedebilir misin?
Tabii" dedi Black. Etsiz yüzünde bir an bir gülümseme belirir gibi oldu. 
O da kollarını sıvamaya başladı. "Onu birlikte mi öldürelim?

 

 Sihir Bakanının Sirius'un Pettigrew'i öldürdüğü günü anlatışı:


"Söylüyorum, Black'e küçük Pettigrew'den önce ulaşmış
 olsam asayla falan uğraşmazdım, onun kollarını bacaklarını
 tek tek koparırdım" diye gürledi Hagrid.

"Sen neden bahsettiğini bilmiyorsun, Hagrid" dedi Fudge 
sertçe. "Sihirli Kanun Yürütme Timi'nden Keskin Nişancı 
Büyücüler dışında kimsenin, köşeye kıstırılmış bir 
Black'e karşı şansı olamazdı. Ben o sırada Sihirli 
Afetler Dairesi Bakan Yardımcısı'ydım. 
Black bütün o insanları öldürdükten sonra olay yerine
ilk varanlardan biri de bendim. 
Hiç - hiçbir zaman unutmayacağım. Bazen hâlâ rüyamda
 görüyorum. Caddenin ortasında bir krater, öyle derin ki, 
alttaki kanalizasyonu çatlatmış. Her tarafta cesetler. 
Çığlık çığlığa Muggle'lar. Ve orada durmuş, 
kahkahalarla gülen Black, önünde de Pettigrew'den arta 
kalanlar... kanlar içinde bir cüppe ve birkaç - birkaç parça -"

Dönüşü  

Azkaban Hapishanesi’nde öfke ve hayal kırıklığı dolu 12 yıl geçirdikten sonra oradan kaçabilen ilk kişi olarak tarihe geçti. Hapishanede bulunurken her şeyden umudunu kesmişti. Ancak bir gün Fudge’un teftişi sırasında ondan gazeteyi istediğinde Pettigrew’in Harry ile birlikte Hogwarts’da olduğunu öğrendi ve gözlerinde bir şeylerin güzelleşebileceğinin umudu yeniden belirdi. Azkaban’ın muhafızları olan Ruh Emici’ler köpek formunda daha az insani özellikler taşıyan Sirius’un kaçtığını fark edemediler. Ne olduğunu anladıklarındaysa Sirius adayı yüzerek geçmişti. Ancak hapishanede kaldığı bu 12 yıl boyunca tüm büyücü dünyası onun ismini duyduğunda nefretle yüz buruşturur, yaptığı ihaneti ve yol açtığı sorunları hatırlar olmuştu. Hogwarts’a döndüğünde vaftiz babası olduğu Harry, Üç Süpürge’de Black’in yapmakla suçlandığı korkunç şeyleri duymuştu ve onu öldürmek istiyordu.


"O BENİM ANNEMLE BABAMI ÖLDÜRDÜ!" diye kükredi

Harry. Büyük bir çabayla Hermione ve Ron'un ellerinden kurtulup ileri atıldı.

Sihri mihri unutmuştu - kendisinin kısa, sıska ve on üç yaşında, Black'in ise
uzun boylu, yetişkin bir adam olduğunu unutmuştu. Harry'nin tek bildiği, 
Black'in canını elinden geldiği kadar yakmak istediğiydi, bunun karşılığında 
kendi canının ne kadar yanacağı da umurunda değildi... Belki de Harry'nin 
böyle aptalca bir şey yapmasının şokundan, Black asaları vaktinde kaldırmadı. 
Harry'nin ellerinden biri Black'in sıskacık bileğine sarıldı, onu asaların 
ucunu bırakmaya zorladı. Harry'nin 
diğer eli yumruk olup Black'in başının kenarına çarptı, ikisi birden geriye, 
duvara doğru düştüler.

Harry, Lupin ve Sirius’un olanları açıklamalarının ardından gerçeğe, ihaneti Pettigrew’in ettiğine inanmıştı. Sirius ona eski günlerden, babasından bir parça olarak gelmişti. Harry’nin tüm kalbi 13 yılın sonunda tekrar bir ailesi olabileceğinin hevesiyle dolup taşıyordu. Üstelik Sirius, beraber yaşayabileceklerini söylemiş, hayatında duyabileceği en güzel teklifi etmişti.



"İnan bana" dedi Black çatlak bir sesle. "İnan bana. James ve Lily'ye asla 
ihanet etmedim. Onlara ihanet etmektense ölürdüm."
Ve nihayet, Harry ona inandı. Boğazı düğümlenmişti, başını tamam
anlamında salladı.”

Hogwarts’dan ayrılışının ardından Bakanlık’tan kaçarak saklanmaya giden Sirius, Harry ile nadiren de olsa iletişime geçti. Ancak yerinin tespit edilmesinden korkarak bu iletişimleri oldukça kısa tutuyorlardı. Fakat Harry, yara izinin acıdığını söyledikten sonra Sirius, bunun Voldemort’un geri dönüşünün işareti olduğunu bilerek İngiltere’ye geri dönmüştür. Hogsmeade’in yakınlarındaki bir mağarada hipogrif Şahgaga ile beraber kalmaya başlamıştır. Bu süre zarfında Harry, Ron ve Hermione onu ziyaret etmişlerdir. Sirius, Harry için Turnuva boyunca çok büyük bir destek ve moral kaynağı olmuştur. Durmstrang’ın müdürünün eski bir Ölüm Yiyen olduğunu ve ona dikkat etmesi gerektiğini söylemiştir.

Voldemort’un güçleri tekrar yükseldiğinde toplanan Zümrüdüanka Yoldaşlığı için Sirius, Grimmauld Meydanı 12 Numaradaki aile evini bağışlamıştır. Fakat Bakanlık tarafından hala arananlar listesinde olduğu için Grimmauld’daki evden çok fazla ayrılamamıştır. Harry ile evden iletişim kurmuş, Umbridge’in terör estirdiği zamanda onun yanında olmuştur. Fakat bu zamanda kendini iyice salmış, depresif bir hale bürünmüştür. Weasley Ailesi, Noel yemeği için Grimmauld’daki evde toplandığında Sirius, günlerdir tıraş olmamış, gündelik kıyafetlerle onları karşılar. Ancak ailenin neşesine kendini öyle kaptırır ki geceye doğru her şey eski haline dönmüştür. Hatta Sirius "Biz Şen Hipogrifleriz, Ne Hoş Gezeriz" şarkısını avaz avaz söyler hale gelmiştir.

Ölümü

Voldemort, Zihnefend kullanarak Harry’nin Sirius’un işkenceye uğradığını görmesini sağladığında telaşa ve korkuya kapılan Harry, arkadaşlarını da alarak Sihir Bakanlığı’na Sirius’u kurtarmaya gitmiştir. Fakat orada Ölüm Yiyen’lerin kurduğu pusuyla karşılaşmış ve tek başlarında kalmışlardır. Yoldaşlık’ı Harry’nin gördüğü sahte görüntülerden haberdar eden ve bakanlıkta pusuya düşürülen çocuklar konusunda haberdar eden Severus Snape sayesinde Yoldaşlık ve Dumbledore Bakanlık’taki Esrar Daire’sine gitmiş ve Ölüm Yiyenlere karşı mücadele etmişlerdir. Buradaki mücadele sırasında Bellatrix Lestrange ile karşılaşan Sirius, Esrar Dairesindeki gizemli kemerin ardına düşerek ölmüştür.

 

		“Sirius'un düşmesi çok uzun sürdü sanki: Kemerden sarkan eski püskü tülün içinden arkaya doğru düşerken, bedeni zarif bir kavis çizdi.”
	

Ölümünden sonra Sirius, ev cini Kreacher’la birlikte Grimmauld’daki evi Harry’e bırakmıştır. Ancak Harry, Yoldaşlığın kullanmaya devam etmesini istemiştir. Sirius’un ölümünün ardından çok zor dönemler geçiren Harry, Diriltme Taşı’nı kullandığında kısa bir süreliğine de olsa ailesinin yanında Sirius’u da görmüştür.

 

	"Acıtıyor mu?"
	Bu çocukça soru Harry durduramadan dudaklarından dökülmüştü.
	"Ölmek mi? Tam olarak değil," dedi Sirius. "Uykuya dalmaktan daha 
        çabuk ve daha kolay."”
	

 Sirius, bize ne kadar kötülükle çevrilmiş olsak bile iyiliğin içimizde olduğunun kanıtıdır. Kötü ya da iyi olmak kan yoluyla geçmez. Bizi biz yapan, seçimlerimizdir. Hayatını güzel arkadaşlıklar ve yanlış kişiye güvenmekle geçirmiş bu adam ölümüyle hepimizi parçalamıştır. Öğrencilik yıllarından ölümüne kadar her zaman sadık ve muzip kalabilmiş, acılar ve ihanet dolu bir yaşam geçirmiş, arkadaşlarına ihanet etmektense ölmeyi göze alacak, ruhu derin acılarla yaralanmış bu güzel adam için asalarımızı kaldıralım.

Harry Potter hakkında daha çok bilgi edinmek, aklınızdaki sorulara yanıt aramak ve güzel paylaşımlar görmek istiyorsanız sizi Facebook grubumuza bekleriz!

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
7