Ana sayfa Game Of Thrones Tahtı Almak: Aegon’un Fethinin Askeri İncelemesi

Tahtı Almak: Aegon’un Fethinin Askeri İncelemesi

PAYLAŞ

”Aegon üç yüz yıl önce bizim şu anda durduğumuz yerde dururken gördü bunu. Bu masayı onun emriyle boyadılar. Nehirler ve koylar boyadılar, tepeler, dağlar, kaleler, şehirler, pazar kasabaları, göller, bataklıklar ve ormanlar… ama sınırlar değil. Hepsi bir bütün. Bir kralın tek başına yöneteceği bir diyar.” -Kılıçların Fırtınası, 4. Davos Bölümü

Aegon Targaryen. Namı değer Fatih Aegon. Westeros tarihini kendi görüşleriyle değiştiren birkaç adam vardır. Dramatik bir görüş getirdi Aegon diyara: Tek kıta, tek diyar, tek kral. Bu görüş, Dorne’dan Duvar’a kadar savaşlarla Westeros’a kazınmış bir görüş oldu. Tabi, fetih döneminde tek bir kralın tüm diyarda hüküm sürmesi fanteziden başka bir şey değildi.

Aşağı yukarı Güney Amerika büyüklüğündeki bu kıtayı, içinde barındırdığı onlarca etnik grup, inanç, kültürler ve alt kültürleri tek bir otorite altında tutmak neredeyse imkansız olsa da birçok kral bunu denemekten vazgeçmedi. III. Arlan Durrandon, zamanında Fırtına Kralı’yken sınırlarını Nehir Toprakları’na kadar genişletmişti. Nehirliler ona karşı olmasına rağmen… Demir Adalar’ın Hoare Kralları da aynı şeyi, Durrandonlar’dan üç yüzyıl sonra yaptı. Nehir halkının yardımıyla Kral Arrec Durrandon’u Nehir Toprakları’ndan uzaklaştırdılar ve kendilerini Nehir Kralı ilan ettiler. Fakat Nehir halkı hala daha sadece tebaaydı.

Hoare Kralları, Westeros’un en büyük topraklarını yönetmekle böbürlenebilirdi fakat doğuda yeni bir tehdit doğuyordu, tüm diyarı fethedebilecek bir tehdit, hem de ateş ve kanla.

Aegon Öğretisi – Hava Üstünlüğü ve Unvan Garantisi

”Her ne kadar düşmanları ve hainlerle sert bir şekilde ilgilense de O (Aegon), diz çöken eski düşmanlarına karşı eli açıktı.” -Buz ve Ateşin Dünyası, Fetih

Aegon’un Fethi’ni anlamak için onun bu hedef için belirlediği stratejiyi ana hatlarıyla bilmek gerekiyor. Biz de buna ”Aegon Öğretisi” diyeceğiz. Bunun askeri kısmı ise, orduyu belirli bir standartta tutmak ve kendi kendisini idare edebilmesini sağlamaktan geçiyor. Bu kadar büyük bir kıtayı fethetmek, elinizde büyük bir ordu ve güçlü bir teknoloji olsa bile çok zor olacaktır. Fakat, Aegon’un fethe başlarken ordusu en fazla üç bin asker civarındaydı. Westeros’taki krallar rahatlıkla bu ordunun dört veya beş mislini çıkarabilirdi. Hatta daha küçük lordlar bile bu sayılara ulaşabilirdi. Tabi, bunlar ve bu gibi durumlar savaşın somut boyutları ve değerleri. Ordunun morali, coğrafi yapılar, aldatmalar & taktikler gibi birçok sayısız öğe de savaşın sonucunu belirleyecek faktörlerden. Ve Aegon’da bu faktörleri çarpan ve çoğaltan şeyler vardı. Üç tane eğitilmiş, güçlü ejderha. Bu ateş püsküren yaratıklar ve taktikler savaşın seyrini bariz şekilde yönlendirdi.

Ejderhaların askeri açıdan verdiği avantajlar hafife alınamaz biçimde güçlü tabi. Bir ejderhanın nefesi bile orduya ve hali hazırda uygulanan taktiğe muhteşem bir esneklik, fleksibilite kazandırıp kaybedilen bir cepheyi, çarpışılan bölgeyi kazandırabilir. Diğer bütün avantajları da aynı şekilde savaşın nihai sonucunu direkt etkiler. Örneğin, düşmanın ekinlerini yakarak düşmanı aç bırakabilir, kampları ateşe verebilir, düşmanın geri çekilme ve ilerlemeyi yapacağı yolu kesebilir ya da basitçe askeri olduğu yerde yakıp küle çevirebilir. Ateş başlı başına bu gibi durumlarda çok yararlı bir şey haline gelebilir. Düşman ordunun biçimini bozup atları korkutmak işinde de onlardan daha hızlı ve işe yarar bir şey çok nadir bulunur. Ve ejderhaların aniden yangını başlatabilme potansiyelleri de bu durumda Aegon ve ordusuna büyük bir avantaj sağlıyor, kuşkusuz. Ejderhaların kanatları da çok işe yarayabilir. Gözüpek bir ejderha sürücüsü savaşta rakipte olmayan bir şeyi size rahatça kazandırabilir: hava desteği. Bunun yanı sıra kale surları, havadan gelen bir tehlikeye karşı herhangi bir koruma vaat etmiyor. Yani ejderha, sahadaki bir mancınık ya da kuşatma aleti gibi askeri teçhizatların bizzat güçlü bir kombinasyonundan pek de farklı bir şey değil bu durumda. Tabi buna ek olarak bir ejderhayı kapana kıstırıp katletmek de imkansıza yakın derecede zordur. Westeros tarihine baktığımızda, savaşlarda, başka bir ejderha ile savaşa girmeden bizzat ordu tarafından katledilmiş ejderhaların sayısı çok çok az. Bunların sonucunda elde ettiğimiz tanım ise çok basit. Ejderhalar, Westeros’un ortaçağa özgü savaşlarında muhteşem bir silah ve modern terimlerle, muhteşem bir yakın hava desteği aracı.

”Ejderhalar, Buz ve Ateşin Dünyası’nda muhteşem güce sahip silahlardır. Sadece çok ufak bir zümre tarafından kontrol edilebilir durumdalar. Onlarla çatışma, savaş kazanabilirsiniz fakat bu onlarla muhteşem bir yönetim, kültür ve toplum kuracağınız anlamına gelmez. Bu açıdan bakınca onları, nükleer silahlara benzetebiliriz.” George R.R Martin, Vocativ Röportajı

Yakın hava desteği, düşmanın yerleşik birimlerini vurma, yok etme ve yaralama amacıyla ilk kez Birinci Dünya Savaşı’nda geliştirildi. Örneğin, bu destek Somme Muharebesi’nde çok etkili bir şekilde kullanıldı ve düşmanların üzerine bombalar yağdıran İttifak Devletleri bu konuda büyük bir başarıya imza atmıştı. Bu ana akım, unutulmaz derecede güçlüydü ve bu sayede İkinci Dünya Savaşı’nın ana askeri doktrinlerinden biri oldu. Hava teknolojisinin icadı ve geliştirilmesi, kara savaşlarını, cephe savaşlarını eski efektifliğinden ve öneminden mahrum bıraktı.

Ejderhalar, ortaçağ savaşlarında herhangi bir benzeri olmayan bir güç tabii, bu durumda bunun eşdeğeri ise o derece seri manevra yapabilen, güçlü ateş gücü olan donanımlı savaş helikopterleri oluyor diyebiliriz.

Bununla birlikte, Aegon Öğretisi’nin bir diğer önemli ilkesi de kazanan tarafın, kaybeden taraftan elde edeceği veya üreteceği unvan ve yetkilerin garanti altına alınması. Ordularını Aegon’a karşı toplayıp onunla savaşan, hayatta kalan ve diz çöken lordlar -sıklıkla- lordluğunu yapmaya devam ederdi fakat Aegon’a bağlılık bildirmek zorundaydı. Orta Çağ tarihinde ise bu nadirdir. Ele geçirilen ve fethedilen topraklar ittifak içinde olan devletlere dağıtılırdı genellikle. Yenilmiş lordların unvanlarını ve yetkilerini onlarda bırakmakla Aegon, kendi tebaasına ve ona bağlı lordlara karşı olan ve bu durumda kritik olan motive edici askeri durumu kaybetme riski ile de karşı karşıyaydı.

En nihayetinde Aegon, Westeros’un yerlisi olmayan yabancı bir fatihti. Ve tabii ki bazı düşmanlarının ona karşı savaşmadan diz çökebileceğini bilecek politik zekaya sahipti.
Yenilmiş ve diz çökmüş düşman lordlarının unvanlarının onlarda kalmasını sağlayarak Aegon, bu Westeros lordları için bir çıkış yolu açmıştı. Aynı zamanda çok fazla kanlı olmayan bir fetih demekti bu. Bir diğer pozitif yanı ise bu lordların kaynaklarını ve bizzat kendilerini yine kendi lehine kullanma şansını elinde bulundurmasıydı. Zaten Aegon, bütün kıtayı fethettiğinde elinde bütün her yeri yönetecek kadar yöneticisi olmadığının da farkındaydı. Burada hem askeri hem siyasal bir hamle ile bir taşla iki kuşu vurmuş oldu. Eğer bu merhameti ve siyasi hamleleri yapmayıp kaybeden lordların yerine başka lordlar getirseydi bile bir süre sonra bu durumun öfkeli eski lordlar tarafından aleyhine kullanılabilecek bir durum oluşturacağının da farkındaydı.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
41