Ana sayfa Middle Earth J.R.R Tolkien Tolkien Evreninde Muazzam Bütünlük

Tolkien Evreninde Muazzam Bütünlük

22
0
PAYLAŞ

Tam nerede başladığını ve bilim kurgudan nerede ayrıldığını bilmediğimiz fantastik edebiyatın kimine göre yaratıcısı, kimine göre de en büyük yazarı olan, içinde benim de bulunduğum bir kitleye göre de gelmiş geçmiş en büyük yazar olan Tolkien nasıl kabul ederseniz edin birçok edebiyat çevresi tarafından takdir edilen bir yazın ortaya koydu. Peki nasıl oldu da bu kadar önemli işler yapabildi. Tüm yazınsal tarih içerisinde nasıl öne çıkanlardan biri oldu? Kimisi bu soruya hayal gücü diyor. Doğrudur, Tolkien’in hayal gücü sınırsızdı. Kimisi de bitmek bilmez yazma isteği diyor, o da doğrudur. 1973’teki ölümüne kadar (her nekadar 1970’te eşi Edith’in ölümünden sonra azaltsa da) yazmaya devam etti.ronald_and_edith_tolkien_1966

Fakat Tolkien’in benim değinmek istediğim en önemli özelliği tüm diğer özelliklerine de katkı yapan eserlerindeki bütünlüktür. Hayal gücünün ürünü olan evrenlerin sınırları genişledikçe ve içi ayrıntılandıkça sağlam temellerden kopar. Bu durumda eser ve evren sadece bir mit olarak kalır. Fakat Tolkien eserlerini ayrıntılarla öyle güzel bağlamıştır ki hikaye ve evren kendi içinde bir gerçekliğe dönüşür. Bir hikayenin en küçük ayrıntısı bir diğerinin temelidir ve tüm hikayeler aslında bir şekilde bağlantılıdır. Değineceğim noktaya işaret etmeden önce gelin Tolkien’in her şeye nasıl başladığına bakalım.

1914 yılında Oxford’da okuyor, arkadaşlarıyla entelektüel sohbetler yapıyor dünyanın en güzel kütüphanelerinde sabahlıyordu. Edith’le yeni nişanlanmıştı ve Oxford’da geçirilecek birkaç güzel yıldan sonra evlenmenin hayalini kuruyordu. Fakat 1914 yılı tüm dünyaya olduğu gibi ona da acı getirdi. Savaşın başlamasından sonra hemen orduya katılmadı. Oxford’da devam etmek istedi fakat şehir nerdeyse boşalmıştı sıkıcı ve monoton hayattan yorularak 1915 yılı haziranında İngiliz Dili ve Edebiyatı finallerini de verdikten sonra asteğmen olarak o da savaştaki yerini aldı. Bir sene önce o hayalini kurduğu yaşamdan uzakta birçok yere sürüklendi ve 18 aylık bir zaman boyunca ara ara nükseden dönemin cephe hastalığı siper hummasına yakalandı.o-tolkien-quotes-facebook

Tüm bunlar yaşanırken çok uzun zamandır kafasına koyduğu mitoloji yaratma isteğine daha fazla karşı koyamayarak ilk şiiri akşam yıldızı Eärendel’in yolculuğunu yazdı. Bu karakter şimdilerde bizim bildiğimiz halinden biraz uzaktı o zamanlar. 1915 yılında Eärendel’in türküsünü yazdı. Fakat hoşuna giden tüm bu eserlerini yayıncılara kabul ettiremedi. Fakat o kararlıydı ve bitmek tükenmek bilmeyen bir hayal gücüne sahipti, ucuz bir defter alıp üzerine yitik öyküler yazdı. Birçok not bulunan bu deftere kendisinin tabiriyle “gramafon sesleri ve tıklım tıklım insanla dolu askeri barakaların ortasında ” ilk öyküsünü yani Gondolin’in düşüşünü yazdı. Bu öykü Silmarillion’un temeliydi.Bu öykünün bir parçası olan Tuor’un Gondolin’e gelişi hakkında olan bölüm benim asıl değinmek istediğim nokta. Huor oğlu Tuor’un başından geçenlerin anlatıldığı hikayeden üç nokta üzerinde duracak ve bunların başka zamanda yazılmış başka öykülerle kurduğu bağları göstermeye çalışacağım.

Huor’un Sayısız Gözyaşı Savaşında gözüne saplanan ok yüzünden ölmesinin haberi karısı Rian’a ulaştığında Tuor henüz yeni doğmuştu. Rian onu elf Annael’e emanet edip Huor’u aramak için yollara düştü. Fakat amacına ulaşamadan bitkin düşerek öldü.

Tuor elflerin arasında büyüdü ve yiğit bir genç oldu. Babasının soyunun genel özelliği olan altın saçlara sahipti. Ayrıca elflerin geleneksel silahları balta ve yayda da oldukça yetenekliydi. Fakat Annael’in grubu küçüktü ve  Morgoth’un hizmetindeki halk tarafından sürekli gözlenmekteydi. Mağaralarda çetin şartlarda yaşıyorlardı. Hem babasının halkının hem de onu büyüten elflerin içinde bulunduğu durumdan oldukça rahatsız olan Tuor daha fazla dayanamayarak yardım istemek amacıyla Noldor’un Yüce Kralı Turgon’u aramayı kafaya koydu.

Uzun yıllar önce Sirion geçitlerindeki savaşı Huor ve kardeşi Hurin sayesinde kazanmıştı Turgon. O günden onların soyuna olan bir borcu vardı ve Tuor artık bu borcu ödemenin vaktinin geldiğine inanıyordu.  Turgonun krallığı tüm dost ve düşman gözlerden saklanmıştı. Şehrin yerini sadece oraya daha önce kabul edilenler biliyordu. Tuor Kendisine krallığın yerini bilen bir rehber bulmak istedi fakat  Morgoth’un hizmetkarı Lorgan tarafından esir alındı. Esaret altında geçen 3 yıldan sonra kaçtıve Turgon’un krallığına giden yolun ilk aşaması olan Noldor kapısını aramaya koyuldu. Her nekadar kararlı olsa da bir rehberi olmadan çaresizdi. İşte böylesine bir durumda bir su kaynağının yanında oturmaktayken suların efendisi Ulmo ona bir işaret gönderdi. Tuor’un yanında oturduğu su kaynağı fokurdayarak açıldı. İşte bu nokta bütünlük konusunda dikkat çekmek istediğim ilk yer.

Valaquenta

ulmo_by_kimberly80-d6g4v3g
Suların efendisi ulmo

Noldor’un Alqualondë’deki büyük katliamdan sonra uğradığı bir nevi lanet onların ve tüm dostlarının Vaların gözünden düşmesine neden olmuştu. Bir daha asla batı diyarına yani Valinor’a dönemeyeceklerdi. Fakat Silmarillion’da şöyle der.

“Yine de severdi Ulmo hem elfleri hem de insanları ve asla yüzüstü bırakmazdı onları Vaların hiddetine bile uğrasalar”

Fakat o anda henüz göstermedi kendini Ulmo, aynı bölümün devamında da dediği gibi

“Ama Ulmo Orta Dünya’nın sakinleriyle pek çok zaman, ancak suyun müziği olarak duyulan seslerle konuşurdu.”

Tolkien bu hikaye oldukça küçük bir ayrıntıyı Silmarillion’un girişindeki Ulmo’nun tanıtımına böyle bağlamıştı. O hikayede sözü edildiği gibi tüm Valar sırt çevirmişken Ulmo Ilúvatar çocuklarının yardımına yetişti ve kendini suda gösterdi.

Gelmir ve Arminas

242
Gelmir ve Arminas Tuora rehberlik ederken

Devamında Tuor kaynakta açılan yolu uzun süre takip etti fakat su yolu bir yerde açılmış bir boşlukta kayboluyordu. Tuor yine ümitsizliğe düştü fakat karşısına bu sefer de iki elf çıktı. Bu elfler Gelmir ve Arminas’tı. Elfler aradığı Noldor kapısına kadar Tuor’a rehberlik ettiler. Fakat kapıda ondan ayrılarak yollarına devam ettiler çünkü acil bir görev üzerine görevlendirilmişlerdi. Bu noktada başka bir hikayeyle olan bağa denk geliyoruz. Elflerin acil görevi Turin’in hikayesinde şöyle geçiyor

“Ayın yükselişinin 495’inci yılı dolmuştu ve baharda Nargothrond’a Gelmir ve Arminas isimli iki elf geldi.”

paragrafın devamında:

“Ulmo’nun Cirdan’ı Nargothrond’a büyük bir tehlikenin yaklaştığına dair uyardığını da anlattılar”

Elflerin görevi Ulmo’nun talimatıyla denizci Cirdan’ı uyarmaktı.

Ulmo’nun Kehaneti

tumblr_mn4248qnpf1rmd8hpo1_r1_1280
Ulmo ve kehanetteki zırhları kuşanmış halde diz çöken Tuor

Kapıyı geçtikten sonra Gelmir ve Arminastan ayrılan Tuor Ulmo’nun işaretlerini izleyerek bir zamanlar Turgonun yaşadığı Taras Dağı eteklerinde bulunan Vinyamar salonlarına ulaştı. Kale bomboştu fakat taht odasında duvara asılmış halde bir kalkan, zırhlı yelek, miğfer ve kınına sokulmuş bir kılıç buldu. Turgon’a bu emanetleri henüz bu salonları terketmeden önce bırakmasını tavsiye eden de bizzat Ulmo’ydu.

Silmarillion’da Ulmo’nun Turgon’a öğüdü şöyle geçiyor.

“Noldor’un laneti gerçekleşebilir ve sona ulaşmadan çok evvel seni bulabilir ve ihanet kendi duvarların arasında uyanabilir işte o vakit yanıp kavrulma tehlikesi baş gösterir. Lakin bu tehlike sahiden yaklaşacak olursa ta Nevrast’tan dahi seni uyarmak üzere biri gelecektir ve işte o kişiden yıkımın ve ateşin ötesinde, elfler ve insanlar için umut doğacaktır. Bu yüzden gelecek yıllarda onun bulabilmesi için evinde silahlar ve bir kılıç bırak ve böylece sen de onu tanıyasın ve yanılgıya düşmeyesin”

Örneklerle gösterdiğim üzere Tolkien Tuor’un Gondolin’e gelişi üzerine olan hikayeyi yarattığı evrenin giriş bölümüyle, Turin’in hikayesiyle ve Gondolin’in hikayesiyle bağlamıştı. Hikayenin bundan sonrasını anlatmayacağım çünkü amacım bir özet geçmek değil, 1915 yılında cephede yazılmış bir hikayenin küçük ayrıntılarının başka zamanda yazılmış bambaşka hikayelerle olan bağlarını göstermektir.

En başında dediğim gibi birçok yazar önemli eserler yazdı hatta bazıları kendi dünyalarını yarattı. Fakat Tolkien tüm onlardan neden farklı, onun yarattığı evren neden daha özel diye sorarsanız işte bunun cevabı bana göre en ufak ayrıntıyı dahi tüm evrenle bir bütünlük içerisinde bağlamasıdır. Her yazar yarattığı evrende hayali bir şifalı bitkiden bahsedebilir ama Tolkien mutlaka o bitkiyi başka hikayelerinin içinde geçirerek bir mit veya hayal ürünü olmaktan çıkararak gerçeklik kazandırır. Her yazar yeni türler ve halklar yaratabilir ama Tolkien bu halkların yemek kültürü ilişkilerini bile bağlayarak bunu gerçeklikle buluşturur. Her yazar aynı evren içerisinde yüzlerce hikaye yaratabilir fakat Tolkien örneklerde de üstünde durduğum gibi bu yüzlerce hikayeyi birbirine bağlar. Ve böylece her şey bir hikaye olmaktan çıkıp bizlerin yani okuyucunun hayatının bir parçası olur.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
61