Ana sayfa Middle Earth J.R.R Tolkien Tolkien’den Yeminler ve Destansı Öyküler

Tolkien’den Yeminler ve Destansı Öyküler

PAYLAŞ

Tolkien’in yazdığı Orta Dünyayı merkeze alan öyküleri, birbirine muazzam bir şekilde bağlanarak tek parça halinde bir destanı oluşturur. Mesela en çok bilinen eseri Yüzüklerin Efendisi tüm destanın içindeki içindeki tek bir öyküdür. Bu tip destanların ortak özelliği içlerinde bir çok yemin ve söz olmasıdır.Karakterler hep büyük sözler eder ve yeminler verirler. Ve efsaneleri yaratan da bunlardır. Tolkien’in destanında da verilen sözler ve edilen yeminler bazen çağlar boyunca yüzlerce nesili etkileyen sonuçlar doğurmuştur.  Çünkü Tolkien’in de bizzat vurguladığı üzere bir yemin,o yemine sadık olanın da, yeminini bozanın da dünyanın sonuna dek peşini bırakmaz. Bu yazımda hikayelerin hemen başında edilen fakat nesillere sirayet eden üç yeminden bahsedeceğim.

Fingolfin’in Sözü

Tolkien’in destanının bel kemiğini oluşturan hikaye silmarillerin hikayesidir. Silmarillerin yaratıcısı Fëanor Ilúvatar’ın Çocukları arasında her zaman özel bir yere sahip oldu. Fakat tıpkı Melkor gibi Elflerin en özellerinden olan Fëanor da içinde bir parça kibir barındırıyordu. Başta babası olmak üzere ailesine duyduğu bağlılık kuşkusuz herkeste büyük merak uyandıran silmarilleri yaratmasıyla farklı bir boyuta taşındı. Yarattığı taşlar Fëanor‘u daha da üstün kıldı. Fakat pek tabii ki taşların bakanda yarattığı his hayranlığın çok ötesine geçebilirdi. O zamanlarda Melkor affedilmiş ve tekrardan Elflerin ve Valar’ın arasında özgürce gezmekteydi.Tekrardan hükmetmeyi tüm kalbiyle arzuluyordu. Ve bunun için planlar yapmaktaydı.

İlk adımını Finwe’nin soyunun arasına nefret tohumları ekerek attı ve kardeşleri birbirine düşürmeyi başardı. İşte tam bu dönemde tam da büyük bir kavganın eşiğinde iken bir şölen sırasında iki kardeş biraz da aynı kandan gelmenin yarattığı mecburiyetle barış yaptı ve Fingolfin şöyle dedi; Kan bağıyla üveyyürek bağımla öz kardeşin olacağım. Sen rehberim olacaksın, ben peşin sıra geleceğim. Hiçbir keder ayırmasın bizi. ” Bu sözler onu pişmanlığını hep taşıyacağı kaderine sürükledi.

Fëanorun Yemini

Sinsi olduğu kadar kurnaz da olan Melkordan sadece 2 kardeşi birbirine düşürmekle yetineceğini beklemek saçma olur. Kendi karanlığı içerisinde bir çok başka plan yaptı. Tolkien’in bir örümcek olarak betimlediği sonsuz açlığın sembolü de olan Ungoliant’ın da desteğiyle 2 ağacı yok etti, Noldor kralı Finwe’yi öldürerek Silmarilleri çaldı.İşte bu noktadan sonra hikayelerin seyri değişti ve sayısız kan ve gözyaşı döküldü.Babasının acısı ve Silmarillerin kaybı Fëanor’un içindeki öfkeyi ateşledi. Melkora Morgoth adını taktı,dünyanın kara düşmanı.Fakat Fëanor’un gözünde Melkor’un soyundan olan diğer Valar da suçluydu ve onlardan fayda beklemeyecekti.

İntikam arzusuyla karanlığa gömülme pahasına da olsa 7 oğluyla beraber bıçaklarını çekerek Manwë’yi ,Varda’yı ve kutlu Taniquetil Dağı’nı şahit göstererek ister Vala, ister İblis, Elf yahut da henüz doğmamış İnsan olsun, küçük, büyük, hayırlı veya belalı,günlerin sonuna dek, zamanın doğuracağı her cinsten varlığı, Silmarillerin tekini bile ellerine almaları, çalmaları, yahut da saklamaları durumunda, Dünya’nın sonuna dek intikam ve nefret hisleriyle takip edeceklerine ant içtiler. Onlarca savaş ve mücadele içerisinde yok olup giden Fëanor ve oğulları yeminlerinin bedelini acıyla ödediler.

Kuzeyin Hükmü

Fëanor bu yemini ettikten sonra Noldorun büyük bir kısmını arkasına alarak yola koyuldu.Kardeşi Fingollfin de her ne kadar Fëanor’u kralı olarak görmese de daha önce ettiği yemin nedeniyle takip etti.Fakat Fëanor’un önünde hala aşması gereken denizler vardı.Tüm halkını taşıyacak filosu olmadığı gibi halkı inşa edecek yeteneğe de sahip değildi. Bu yüzden kendi soydaşları Teleriye gitti fakat Teleri lordu Olwë onu reddetti. Silmarillerin tarihi kanıtlamıştır ki Fëanor ve intikamının önünde pek azı durabilmiştir. Orada Alqualondë de Noldor ve Teleri arasında büyük bir savaş cereyan etti. Fingolfin de kardeşine yine ettiği yemin nedeniyle destek çıktı. Teleriden bir çokları o gün orada katledildi ve bu sadece daha sonraları hiç durmayacak katliam ve savaşların bir başlangıcıydı.

Feanor ve halkı gemileri ele geçirerek yola koyuldular fakat vaların hükmüde onları çağlar boyu takip etti. Kuzeyin kehaneti şöyle diyordu”Kendi soyunuzdan gelenlerin kanını haksızca döküp Aman topraklarını lekelediniz. Kanın karşılığında kan vereceksiniz ve Aman’ın ötesinde Ölüm’ün gölgesine yerleşeceksiniz. Eru kaderinize Eä’da ölmeyi yazmadıysa ve hiçbir hastalık kılınıza bile dokunamasa da, katledilerek alınabilir canınız ve canınız katledilerek alınacaktır. Silahla, azapla yahut da kederle; sonra da yersiz yurtsuz ruhlarınız Mandos’a gelecek. Uzun bir müddet kalacaksınız orada ve bedenlerinizin hasretini çekeceksiniz ve katlettiğiniz bütün o canlar sizin adınıza yalvarsalar da pek az merhamet göreceksiniz. Ve dünya büyük bir yüke dönüşerek, Orta dünya’da kalıp Mandos’a dönmeyenleri bezdirecek ve bunlar tükendikçe tükenecekler ve artlarından gelen genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu.” 

Vaların verdiği bu hüküm ve ettiği lanet eldar soyunu hep takip etti.Orta dünyanın son öyküsünün sonunda gri limanlardan kalkan son gemiye kadar da hep devam etti.Fëanor, soyu ve onları takip edenler acıyı, katledilerek ölümü ve azabı gittikleri her yerde yanlarında taşıdılar…

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
1