Ana sayfa Middle Earth J.R.R Tolkien Ungoliant Kendi Hırsının Efendisi

Ungoliant Kendi Hırsının Efendisi

PAYLAŞ

Kimileri onun Melkor’un hizmetine döndürdüklerinden biri olduğunu söyler. Ama o kendi hırsının efendisi olmayı arzulayarak, her şeyi kendi açlığını doyurmak için kullanarak Efendisini reddetmişti.

Tolkien’in orta dünyayı merkeze alan hikayeleri Eru Ilúvatarla başlar. Eru önce Ainur’u yarattı.Ve Ainurla Müziğin temalarını oluşturarak konuştu. Ainulindale denen bu ezgi aslında tüm hikayeleri içermekteydi. Ainulindale; Evrenin oluşumu, ardanın oluşumu ve  Ilúvatar’ın Çocuklarını anlatan 3 temadan oluşuyordu. Ea’dan yani evrenin yaratılışından önce yaratılan varlıklar olan Ainur’un çoğu Eru ile kaldı. Fakat Valar ve Maiar diye adlandırılan bir bölümü Ainulindale’nin tamamlanması için, Balroglar ve Ungoliant gibi bir bölümü de engellenmesi için dünyaya indi.

İsmi Sindarinde örümcek manasına gelen Ungoliant tüm varlıklar içinde en habis olanıydı. Anlatılan hiçbir hikaye tam olarak nereden ve nasıl geldiğini söylememektedir. Kimilerine göre karanlıktan inen bu yaratık, yaratılan tüm güzelliklere karşı korkunç bir açlık duyuyordu.

İlk hikayeler Melkor’un Valar’ın arasına yeniden karıştığı ve bir dost olarak görüldüğü zamanlarda geçiyor. Daha öncesinde Valar saldırılarından korkarak güneye kaçan Ungoliant orada Avathar diyarında Vaların öfkesinden kaçan Melkorla karşılaştı. Bu gözlerden uzak diyarda dünyanın en uzun ve koyu gölgeleri uzanırdı. Burada gizli ve bilinmeyen yuvasını yarattı. Örümcek suretine bürünen Ungoliant bulabildiği tüm ışığı emiyor yuvasına hiç ışık ulaşmayıncaya kadar ağlarını örmeye devam ediyordu. Işığa karşı hem açlık hissediyor hem de ondan nefret ediyordu.

Valinor’un kararışı

Melkor orada Ungoliant ile kafa kafaya verip planlarını yaptı.Kimileri Ungoliant’ın Melkora hizmet ettiğini söylese de o kendi hırsının efendisiydi. Ayrıca her ne kadar ışığa karşı açlık duysa da Valar’a meydan okumaya oldukça isteksizdi. Tolkien’in hikayelerinde yeminler ve sözler çok önemlidir. Fakat verilen sözler Melkor için hiçbir anlam ifade etmiyordu. O amacına ulaşmak için her sözü verebilirdi. Orada bir söz verdi.

“Emrettiklerimi yap; her şey sona erdiğinde hâlâ açlık hissedersen o zaman sana arzuladığın her şeyi veririm. Evet, iki elimle.”

Ungoliant boşluk gibi ışıksız olan karanlık bir pelerin ördü. Bu pelerinin altında yola koyuldular. Ve bir bayram zamanında Herkesin bir araya geldiği, müzik ve şarkılar eşliğinde eğlendiği o vakitte Valinora vardılar. Tam ağaçların ışığının Valinoru kapladığı o vakitte ağaçlara saldırdılar. O vakitler Valinor 2 ağacın ışığı ile aydınlanıyordu. Melkor ağaçları kara mızrağıyla derinden yaraladı ve ungoliant ağaçtan ağaca geçerek içindeki ölüm zehrini onların dokularına işledi. Ağaçları öldürdükten sonra  pınarları kurutana kadar içti. İşte o zaman öylesine devasa ve korkunç bir surete büründü ki Melkor bile ondan korktu. Beraber Formenosa gidip Finweyi katlederek Silmarilleri çaldılar. Sonrada Valinora çöken karanlığı arkalarında bırakarak kaçtılar.

Angband’a yaklaştıkça Melkor Ungolianttan kurtulmanın yolunu aramaya başladı. Bir söz vermişti ama tutmaya niyeti yoktu. Ungoliant onun düşüncelerini anladı ve kendisine söz verilenleri istedi. Melkor ona bir bir Formenos’dan çaldığı taşları verdi, taşların güzellikleri yok olurken o dahada büyüdü ve karardı. Sonrada verilen sözdeki gibi iki eliyle vermesini istedi, fakat Melkor’un diğer elinde Silmariller vardı. Melkor Silmarilleri vermeyi reddetti. Vaların en kudretlisi kendisinden alınan güç yüzünden küçülmüştü ve Ungoliant artık daha da büyümüştü. Melkor’u yok etmek için onu yapışkan ağlarla sardı. Sonraları Lammoth(büyük yankı) diye bilinen bu yerde Melkor korkunç bir çığlık attı. Bu çığlık kuzeyde duyulan en yüksek ve korkunç çığlıktı, dağlar sallanıp yer sarsıldı. Ses Angband’ın derinlerinde saklanan ve efendilerinin dönüşünü bekleyen Balroglara kadar ulaştı. Hızla yukarıya fırlayıp Ungoliant’ın ağını paramparça ettiler.

Ungoliant’ın Kaçışı

Korkup kaçan Ungoliant Dothronion’un güneyine yerleşti. Kimsenin gitmeye ya da yanından geçmeye cesaret edemediği yaşam ve ışığın olmadığı, suları zehirli bu topraklar Ered Gorgoroth(dehşet dağları) olarak bilindi. Örümcek şeklinde diğer yaratıklarla çiftleşti ve onları da yedi. Oradan ayrılıp güneye gidince soyundan gelenler orada kaldı. Ungoliant’ın sonunun ne olduğu bilinmemektedir. Ancak bazıları onun bir kıtlık sırasında kendisini yiyip yok ettiğini söylerler.

Tolkien bir çok varlığa hikayelerinde can verdi. Elfler, orklar, entler, balroglar gibi bir çok türde varlık yarattı. Ungoliant tüm bu varlıkların içinde ayrı bir yere sahiptir. Bir örümcek suretinde tanımlanan ve anlatılan Ungoliant sonsuz açlığın simgesidir aslında. Yaratılan bir çok güzelliği kurutan ve sonsuza kadar yok eden bu yaratık kendi kendini de yok edene kadar hiç durmamıştır. Melkordan ve diğer kötücül varlıklardan farkı her hangi bir şeye aslında nefret veya sevgi beslememesidir. O sadece onları yemeyi düşünmektedir.

 

Kaynaklar

  1. Silmarillion
  2. The One Wiki to Rule Them All
Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
11