Ana sayfa Oyunlar Witcher Evreninin Ünlü Büyücüleri #3

Witcher Evreninin Ünlü Büyücüleri #3

PAYLAŞ

Eltibald

En çok, ortaya attığı Kara Güneş teorisi ile bilinen Eltibald, büyücüler ve diğer irfan sahibi kişiler tarafından hem bir tür ‘kahin’, hem de bir ‘deli’ olarak anılan meşhur bir sihirbazdır.

Kara Güneş, inananları tarafından bir kehanet, inanmayanları tarafından ise bir lanet, hatta bir delilik olarak anılan; insan medeniyetinin sonunu getireceği düşünülen kötü bir tanrıça -ya da bir iblis- olan Lilit‘in dönüşünün yaklaştığını işaret eden güneş tutulmasına -veya tutulmalarına- verilen isimdir. Kehanette, Lilit’in dönüşünü ”altın taç giymiş, nehir vadilerini kanla dolduracak altmış kızın” hazırlayacağı söz konusudur. Bu yüzden, asıl hedef alınanlar herhangi bir kraliyet soyuna mensup kız çocukları olmuştur, fakat güneş tutulması esnasında veya sonrasında doğdukları için alt tabakadan olma çocuklar da bu avın kurbanı olmuştur.

Not: Lilith, Yahudi mitolojisinde rüzgarı kontrol edebilen bir iblistir ve beraberinde hastalığı ve ölümü getirdiği düşünülür. Aynı zamanda Yahudi halkiyatında Adem’in ilk karısı olduğu iddia edilir.

Büyücü Stregobor, Kara Güneş’in gerçekliğine inananlardan biriydi.

Eltibald’ın bu görüşlerinden sonra, güneş tutulmasından etkilenmiş kız çocukları büyücüler tarafından ele geçirildi. Üzerlerinde otopsi ve viviseksiyon uygulanan bu çocukların birçoğu yaşamını kaybetti. Viviseksiyon ile otopsi aynı amaçla yapılırdı: canlının anatomisi hakkında bilgiler verirlerdi. Ancak viviseksiyon, denek hayattayken yapılırdı ve daha fazla bilgi sağlardı. Bu yüzden bu yöntem, lanetli olduğu düşünülen kızlar üzerinde daha çok tercih edildi. Denekler ameliyat masasına güç zoruyla götürüldüklerinden, duyuları genellikle uyuşturulmazdı bile.

Not: Viviseksiyon, Kara Güneş’ten etkilenmiş kızların dışında, canavarlar ve hayvanlar üzerinde kullanımı yaygın bir araştırma yöntemiydi. Mutant oldukları düşünüldüğünden, bir hayvandan bile aşağılık görülen bu çocuklar, cani işkencelere maruz kalırlardı.

Lanetten etkilenen kızları normal çocuklardan ayırt etmek zorlaşınca, büyücüler onları kulelere hapsedip, gözlemlemeyi seçtiler. Bir süre sonra bu planın da işe yaramadığı farkedildi; çünkü kulelere hapsedilmiş prensesleri kurtarmak, prensler arasında adeta bir moda hâline gelmişti.

Tüm bu zulümden kurtulmayı başaran kızların bazılarından bir daha haber alınamadı, fakat kurtulanlardan birçoğu, gördükleri muameleden dolayı başkalarına zulmetmeyi seçti (Kitaplarda Renfri ve Fialka, oyunlarda Sylvia ve Deidra bunlara örnektir). Bu nedenle, Kara Güneş’in, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Büyücü Eltibald, Wozgor ve Dauk insanlarının dikit anıtlarını ve mezarlarını incelemişti, ayrıca bobolak ırkının geleneklerine de aşinalığı olan birisiydi. Wozgorlar ve Dauklar’a dair çok az iz kaldığından ve bobolak ırkının soyu da neredeyse tükendiğinden, Eltibald’ın eski bir büyücü, hatta ilk büyücülerden olduğunu düşünebiliriz. Yine çok büyük bir ihtimal, bu araştırmaları sonucunda ileri sürdüğü Kara Güneş Laneti, onun ölümünden (ya da ortadan kaybolmasından diyelim) yıllar sonrasında gerçekleşmişti.

Büyü gücünü ilk kullanan büyücüler, yeteneklerini tam anlamıyla kontrol edemediklerinden, resmen delilik ile dans ederlerdi ve ‘kaynak’ sayılan kişilerin güçlerinin kontrol altına alınması, ilk büyücü okullarının açılmasına kadar tamamen bir şans faktörüydü. İnsanlar için büyü okullarının açılması da tamamen elflerin, spesifik olarak Aen Saevherne‘in sayesindedir. (Büyücülere dair ilk yazımda Geoffrey Monck’tan bahsetmiştim, kendisi ilk öğrencileri Loc Muinne’e götürüp, orada eğitilmelerini sağlamış kişidir.)

Bunları göz önünde bulundurduğumuzda, Eltibald’ı delirten şeyin kendi gücü olduğunu anlayabiliriz. Deli olsa da, dönek olarak kabul edilen büyücülerden biri değildi, zira güneş tutulması olayı yaşandığında Büyücüler Konseyi, onun ileri attığı kehanetten dolayı küçük kızları öldürmüş veya tutsak etmişti.

Kitaplarda da, oyunlarda da bu lanetin gerçek olmadığını görebiliriz; güneş tutulmasında doğmuş kızlar, aslında toplumun onlara uyguladığı baskılardan dolayı böyle insanlar oldular. Lanetin gerçekliğinin düşük bir ihtimal olmasıyla birlikte, bunu kanıtlayacak bir iddia da yoktur, çünkü Eltibald’ın bulduğu kayıtlar da kendisi gibi sırra kadem basmıştır.

Radmir

Tor Carnedd’li Radmir hakkında pek az şey bilinmektedir. Kendisi, büyü geleneğinin fikir babalarından biri olarak kabul edilmektedir. Sahirler Kardeşliği‘ndeki İlk Meclis’in kurucu üyelerinden bir tanesiydi.

Ölüm yeri Redanya’nın Mirt şehrindeki büyücülük okuludur. Bu okul, güçlü büyücüler yetiştirmesinin yanında, tarihi ve politik bir öneme de sahipti. Kuzey Krallıkları’ndaki tüm büyü kuruluşlarının merkezi burasıydı ve Meclis’i kuracak olan sihirbazlar eğitimlerini burada almışlardı. Tarihteki bilinen ilk sahire olan Glanville’li Agnes de burada yetiştirilmişti.

Usta Radmir, Kanlı Falka İsyanı sırasında, bizzat Falka’nın emri ile canlı canlı derisi yüzülerek şehit edilmiştir.

Carla Demetia Crest

Bu sahire, Thanedd Adası‘nda bulunan Aretuza Akademisi‘nin önemli mezunlarındandır. Kendisi, Kendi Gözlerimle Tanık Olduğum Witcher Adetleri ve Otların İmtihanı adlı yazı taslağının yazarıdır. Bu taslak, Sahirler Kardeşliği tarafından kendisine verilen bir görevi rapor etmek adına yazılmıştır, tabii bu rapora sadece Kardeşlik içindeki büyücüler erişebilirdi. İsminden de anlaşılacağı üzere, witcher mutasyonları hakkında önemli bilgilere sahip bir nottur.

Ayrıca ”Surge” adında, kullanıcısını ve etki alanının içindekileri, dışarıdaki tehlikelerden koruyan bir enerji kalkanı büyüsünün yaratıcısıdır.

Ortolan

Bu kısım, henüz İngilizceye yeni çevirilmiş Season of Storms’tan spoiler içermektedir!

Büyük Usta Ortalan, büyü deneylerinin yapıldığı Rissberg Kalesi‘nin başındaki yaşayan efsanedir. Zamanının en yaşlı büyücüsü olmayabilir fakat en yaşlı görünen büyücüsüdür. Yaşlanmayı önleyen adamotu iksirinin yaratıcısı da odur. Bu icadını ilerlemiş yaşlarında keşfettiğinden, iksir onu gençleştirmemiştir fakat ölümüne de engel olmuştur, bu yüzden oldukça yaşlı görünmektedir.

Not: Rissberg Kalesi, Cidaris ve Temerya Krallıklarının sınırları arasında bulunan Cremora Dağı’ndaki, büyüsel deneylerin ve icatların yapıldığı yerdir.  Kale, orta düzeyde surlarla, dört kuleyle ve harpiya dekorasyonlu büyülü taretlerle korunmaktadır. Sahirler Kardeşliği, resmi olarak bu kalede yapılan herhangi bir üretime müdahalede bulunmaz veya denetlemez. Kale, 18 büyücüyü ve 50’ye yakın öğrenciyi barındırmaktadır. Kaledeki üretimin çeşitliliği, kendisine ticareti çekmiş ve yakınlarında küçük bir kasaba yapılmasına neden olmuştur.

Meşhur sihirbaz, büyüyü yaygınlaştırma konusunda takıntılı bir hâldeydi. Meslektaşlarının aksine, büyünün çoğunluğun iyiliği adına kullanılması gerektiğini savunurdu. Ona göre her insan, büyülü ilaçlara ve iksirlere kolaylıkla erişebilmeliydi. Efsunlu tılsımlar, muskalar ve tüm artifaktların kullanımı yaygın ve ücretsiz olmalıydı. Bunların hepsi, toplumun mutluluğu, huzuru ve refahı içindi. Hayallerini gerçekleştirmek için, icatlar yapmaya başladı ve her bir icadı kendisi kadar efsaneviydi.

Ancak yaşlı büyücünün hayalleri, acı gerçekle yüzleşti. Demokratik bir şekilde kullanılması amaçlanan icatlar, prototip aşamaya bile geçemedi. Ortolan’ın hayalinde kurduğu basit çözümler, aslında aşırı kompleks uygulamalara sahipti. Ayrıca bedava vermek istediği icatları üretmek oldukça payalıya mâl olacaktı. Lâkin tüm bunlara rağmen, efsanevi büyücü pes etmedi ve yeni çözümler üretmeye devam etti, tabii bunlar da başarısızlıkla sonuçlandı.

Ardarda gelen başarısızlıklar, Ortolan’ı, kendisine sabotaj yapıldığına dair şüpheye düşürdü. Bu doğru bir şüpheydi, çünkü büyücü kardeşliğindeki elitistler böyle güçlü buluşların yaygın olmasını istemiyordu. Ancak tek sebep bu değildi. Yaşlı büyücünün türetilerinin, askeri bir amaçla veya bir cinayette kullanılacağı korkusu vardı. Elbette bu korku temelsiz değildi. Çoğu mucit gibi Ortolan da patlayıcılara, yakıcı maddelere, zırhlı savaş arabalarına, ateşli silahlara ve zehirli gazlara ilgi duyuyordu. Ortolan, barışın ancak silahlanmayla gerçekleşeceğini düşünmekteydi. Savaşları azaltmanın tek yolu, yıkım gücü yüksek olan silahlar üretmek ve insanları bunlarla korkutmaktı. Bu fikrinde ısrarcı olan büyücü, kendisine sunulan öbür delilleri dinlemedi ve böylece, araştırma ekibine gizlice casuslar yerleştirildi ve bu yıkıcı buluşların gün yüzüne çıkması engellendi.

Casusların ellerinden kaçırdığı sadece tek bir icat oldu; ismi bilye fırlatıcısı idi. Gerçek hayattaki misket tüfeğinden hiçbir farkı olmayan bu silahın bazı savaşlarda denenmişliği bile oldu, fakat sonuçlar kimsenin hoşuna gitmemişti. Misket tüfeğiyle nişan alınsa bile, hedefi vurmak çok düşük bir ihtimaldi, bu yüzden dünyamızdaki eski savaşlarda ordular daima bir formasyon halindeydi.

Silahın başarısızlığını duyduğunda Ortolan umudunu yitirmemişti; bu silah, diğer tasarımlarının yanında sadece bir oyuncak gibi kalıyordu. Daha bilmediğimiz birçok yıkıcı silah projesiyle Ortolan, insanlığın yarısını yoketmesi gerekse bile, barışı getirmeye kararlıydı.

Rissberg Kalesi

Yukarıda Ortolan’ın bulduğu yaşlanmayı önleyici iksirden bahsetmiştim. Bu iksir, Ortolan’ın yaptığı ilk icatlardan olduğundan, kalesinde herhangi bir sabotaja takılmadan dış dünyaya ulaştırılmıştı. Lâkin Kardeşlik, iksirin formülünü vakit kaybetmeden ele geçirmiş, dış dünyadaki üretimini durdurmuştur. İksiri kullanan erkek büyücüler, yani sahirler, bilge bir görünüm elde etmek için iksiri orta yaşlı hallerinde, sahireler ise en güzel göründükleri gençlik çağlarında içmişlerdir. Kardeşliğe mensup büyücüler, iksirin formülünü bir gözbebeği gibi saklamış, hatta böyle bir şeyin varolmadığını iddia etmişlerdir. Yaşlılığı dolayısıyla kalesinden ayrılamayan Ortolan ise, iksirinin birçok insan tarafından kullanıldığı, herkesin ölümsüz ve mutlu mesut yaşadığı yalanıyla kandırılmıştır.

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
44